Sarıtaş: Demokratik müzakereyi esas almayan bir yaklaşım tarihi bir fırsatı daha heba edebilir

Siyaset bilimci Mehmet Zahir Sarıtaş, kalıcı barış için çerçeve yasanın mutabakatla hazırlanması gerektiğini belirterek, demokratik müzakereyi esas almayan bir yaklaşımın tarihi bir fırsatın daha heba olmasına neden olabileceğini vurguladı.

MEHMET ZAHİR SARITAŞ

“Demokratik Toplum ve Barış Süreci”ne ilişkin tartışmalar derinleşirken, Siyaset bilimci Mehmet Zahir Sarıtaş, devletin sürece yaklaşımını “çözüm odaklı değil, güvenlikçi ve konjonktürel” olarak nitelendirdi. Sarıtaş, iktidarın Kürt meselesini Ortadoğu’daki bölgesel dizayn süreçlerine göre “dengeleme ve oyalama” aracı olarak kullandığını belirtti.

‘DEVLETİN TEMEL YAKLAŞIMI GÜVENLİKÇİ REFLEKSLERE DAYANIYOR’

Sarıtaş, devletin çözüm girişimlerini tarihsel bir perspektifle değerlendirerek, Özal döneminden günümüze kadar gelen süreçlerin “Kürt meselesinin çözümü”nden ziyade, bölgesel tehdit algıları üzerinden şekillendiğini vurguladı.

Sarıtaş, “Özal dönemindeki Birinci Körfez Savaşı sonrası süreçten, 2013-15 çözüm sürecine ve 27 Şubat 2025’te başlayan son sürece kadar devletin temel yaklaşımı güvenlikçi reflekslere dayanıyor. Devlet, Kürt meselesini demokratik ve barışçıl bir şekilde çözmek yerine, beka sorunu olarak gördüğü Ortadoğu gelişmelerine göre strateji geliştiriyor” diye konuştu.

‘ZİHNİYET DEĞİŞİMİ ŞART’

Sarıtaş, devletin süreci “Terörsüz Türkiye” söylemiyle dar bir güvenlik zeminine hapsettiğini belirterek, şu uyarılarda bulundu: “Kürt kimliğini resmi olarak tanımayan, anayasal güvence sağlamayan ve tekçi, merkeziyetçi, statükocu anlayıştan vazgeçmeyen bir yaklaşımın çözüm üretmesi mümkün değildir. Sürecin olumlu sonuçlanması için katı ulusalcı anlayışın terk edilerek çok kültürlülüğü ve demokrasiyi esas alan bir zihniyet dönüşümü şarttır.”

KCK’nin son açıklamasını devletin tek taraflı dayatmalarına karşı bir uyarı olarak okuyan Sarıtaş, sürecin en büyük tıkanıklıklarından birinin çözümün taraflarca farklı tanımlanması olduğunu ifade etti.

Sarıtaş, “Devlet süreci ‘Terörsüz Türkiye’ olarak tanımlarken, Sayın Öcalan ‘Barış ve Demokratik Toplum’, yani Türk-Kürt ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi olarak tanımlıyor. PKK’nin fesih adımlarına rağmen devletin bir yıldır somut bir çerçeve sunmaması ve kırk günü aşkın süredir Öcalan ile görüşme gerçekleştirilmemesi, sürecin ciddiyetini gölgelemektedir. KCK, devletin müzakere etmeden hazırlayacağı bir çerçeve yasayı kabul etmeyeceğini belirterek mutabakatın önemine işaret etmiştir” dedi.

Sürecin akıbetine dair en rasyonel çerçevenin “demokratik entegrasyon” modeli olduğunu belirten Sarıtaş, şunları kaydetti: “Sayın Öcalan’ın önerdiği ‘demokratik entegrasyon’ modeli, devlet boyutuyla demokratik cumhuriyeti, Kürtler boyutuyla ise özgürlük ve statülerin yasal güvenceye bağlanmasını ifade eden en rasyonel çerçevedir.

Ancak iktidar, AİHM kararlarını uygulamamak, kayyım politikalarını sürdürmek ve hasta tutsakların serbest bırakılması gibi güven artırıcı adımlardan kaçınarak zaman kazanmaya çalışıyor. Newroz meydanlarında ve son mitinglerde milyonların ortaya koyduğu irade, çözümün demokratik müzakereden geçtiğini gösteriyor.”

‘MÜZAKERE Mİ, DİYALOG MU?’

Mehmet Zahir Sarıtaş, sözlerini iktidarın son dönemdeki söylemlerine ilişkin şu değerlendirmeyle tamamladı: “Mehmet Uçum’un ‘Müzakere yok, diyalog var’ şeklindeki açıklaması, devletin süreci her an sonlandırabileceği kaygısını artırıyor. Eğer barış isteniyorsa, Meclis’e gelecek çerçeve yasanın geniş, kapsayıcı ve mutabakatla hazırlanması gerekmektedir. Devlet, demokratik müzakereyi esas almayan bir yaklaşımla tarihi bir fırsatı daha heba etme riskiyle karşı karşıyadır.”