GÖRÜNTÜLÜ

Sebahat Biçer: Hasta tutsaklar için insani ve hukuki adımlar atılmalı

Cezaevlerinde yaklaşık 400 hasta tutsağın bulunduğunu, bunların 180’inin ağır hasta olduğunu belirten MED TUHAD-FED Yöneticisi Sebahat Biçer, “Devletin atacağı ilk adımlardan biri hasta tutsakların tahliyesi olmalı” dedi.

SEBAHAT BİÇER

Cezaevlerinde hasta tutsaklara yönelik hak ihlalleri artarak devam ediyor. Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan engeller, hastane sevklerinin geciktirilmesi ve ağır hasta tutsakların tahliye edilmemesi, tutsakların yaşam hakkını tehdit ediyor.

Hasta tutsakların maruz kaldığı hak ihlallerine ilişkin MED TUHAD-FED Yöneticisi Sebahat Biçer, ajansımıza konuştu.

‘ÇÖZÜM SÜRECİ TARTIŞMALARINDAN BAĞIMSIZ OLARAK ACİL ADIM ATILMALIDIR’

Siyasette gündeme gelen süreç tartışmalarına rağmen cezaevlerinde hiçbir somut gelişmenin yaşanmadığına dikkat çeken Sebahat Biçer, hasta tutsakların tahliyesinin siyasi pazarlıkların ötesinde insani bir zorunluluk olduğunu vurguladı.

Sebahat Biçer, cezaevlerindeki hareketsizliği ve ailelerin yaşadığı derin endişeyi şu sözlerle dile getirdi:

“Evet, doğrudur. Başlatılan bu çözüm süreci iki yılı aşkın bir süredir konuşuluyor ancak şu ana kadar cezaevlerine yönelik herhangi bir hareketlilik olmamıştır. İşin açıkçası, süreçten bağımsız olarak da cezaevinde bulunan hasta tutsakların aslında bir an önce tahliye edilmesi gerekir. İnsani olarak da bunun gerçekleştirilmesi gerekirken her an tabutlar çıkabileceği durumda olan hasta tutsaklarımız vardır. Dördüncü evre kanser hastası tutsaklarımız vardır. Yaşamını tek başına idame ettiremeyen hasta tutsaklarımız vardır. Ama maalesef bugüne kadar bunlarla ilgili herhangi bir çözüme gidilmemiştir. Aileler kaygılı, cezaevinde olan arkadaşların durumu her geçen gün ağırlaşıyor.”

‘CEZASINI BİTİRENLER DAHİ REHİN TUTULUYOR VE TEHDİT EDİLİYOR’

Durumu ağırlaşan ve cezası bitmesine rağmen tahliye edilmeyen tutsakların cezaevi idareleri tarafından baskı altında tutulduğunu belirten Sebahat Biçer, şöyle konuştu:

“Mesela Önder Poyraz var. Tekerlekli sandalyede ve hiçbir şekilde, yani banyosundan tutalım, insani temel ihtiyaçları hiçbir şekilde karşılanmıyor. İhtiyaçları arkadaşları tarafından karşılanıyor ama halen de ellerinde tutuluyor. Aynı şekilde, 30 yılını bitirmiş, tahliye olması gereken ve aynı zamanda ağır hasta olan tutsaklara dair bile herhangi bir şey yapılmıyor. Cezalarını bitirmiş olmalarına rağmen tahliyeleri gerçekleştirilmiyor.

Yani bizim aslında son süreçlerini yaşayan, 4. evre kanser olan tutsaklarımız var. Son evrelerini ailelerinin yanında geçirmeleri gerekirken şu an cezaevinde tutsak olarak, rehin olarak tutuluyorlar. Sürece de baktığımız zaman hem onları hem de infazı yanan arkadaşları maalesef kapsayan bir şey yapılmamış. Tamamıyla idarenin keyfi uygulamasıyla ellerinde tutuluyorlar. Şu an bunlara şu söyleniyor: ‘Biz sonuna kadar sizi burada tutacağız, tabutunuz çıkacak’ gibi tehditvari ve gittikçe tecridin daha ağır bastığı koşullarla arkadaşlarımızı rehin olarak ellerinde tutuyorlar.”

‘TEDAVİYE GÖTÜRÜLÜRKEN DARP EDİLİYORLAR, İHLALLERİN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR’

Cezaevi görevlilerinin tutumlarını ve tedaviye erişim sırasında yaşanan fiziksel şiddet vakalarını anlatan Sebahat Biçer, şu ifadeleri kullandı:

“Dediğim gibi, idare tarafından, hatta gardiyanlar tarafından tehditvari bir şekilde ‘Biz burada sizin tahliyelerinizi hep engelleyeceğiz’ gibi söylemlerde bulunuyorlar. Bu hastalardan biri Devrim Ayık. Kolon hastası ve bir gözü hiç görmüyor, diğer gözü ise gözlüklü olmasına rağmen ancak 1 metre öteden görebiliyor. Tedaviye götürülürken darp edilerek götürülüyor, feci bir şekilde darp edilerek cezaevine getiriliyor. Bu durum örtbas edilmeye çalışılıyor. Ailesi görüşe gidiyor, durumunu görünce bunun üzerinde duruyorlar. Bunun gibi niceleri aynı şekilde mağdur ediliyor.

Geçenlerde Urfa’da Celal Yıldırım arkadaş da aynı şekilde kalp krizi geçirdi ve her geçen gün durumu ağırlaşıyor. Buna rağmen kasıtlı bir şekilde ellerinde tutuluyorlar. Bunlar aslında politik olarak bırakılmıyorlar. Arkadaşlar cezalarını bitirmiş olmalarına rağmen onları tutuyorlar.

Biz bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Sonuna kadar arkadaşlarımızın yanında olacağız, dışarıda onların sesi olacağız. Aynı şekilde ailelerin de yanında olacağız.”

‘180'İ AĞIR OLMAK ÜZERE 400'E YAKIN HASTA TUTSAK VAR’

Cezaevlerindeki genel tabloya ilişkin sayısal verileri paylaşan Sebahat Biçer, yetkililerin duyarsızlığına tepki göstererek devletin somut bir adım atması gerektiğini ifade etti:

“Şu ana kadar toplamda 400'e yakın hasta tutsak var, bunların 180'i ağır hasta. Yani tek başına yaşamını idame ettiremeyen ağır hastalar. Maalesef kulaklarını tıkamış, sağır bir şekilde bunlara yönelik herhangi bir adım atılmıyor. İnsani olarak, süreçten bağımsız bir şekilde adımların atılması gerekiyor.

Baktığınızda, bir süreç var ve hep tek taraflı adımlar atılıyor. Şimdi devlet tarafından da bir adımın atılması lazım. Başta hasta tutsaklardan başlamaları gerekiyor. En hasta tutsak, 4. evre kanser hastası, ölümcül hastalığa yakalanmış bir hasta tutsak tahliye edilse zaten yatakta ailesinin yanında olacak. Herhangi bir faaliyeti gerçekleştirecek durumda olmayan arkadaşlardır bunlar. Devlet politik davranıyor; sindirme ve yıldırma politikasını sürdürerek hasta tutsakları elinde tutuyor, o nedenle de tahliye ettirmiyor.”

‘AİLELERDEN UZAK SÜRGÜNLER VE YETERSİZ TEDAVİ BİR SİNDİRME POLİTİKASIDIR’

Ağır hasta tutsakların ailelerinden uzak cezaevlerinde tutulmasını ve sağlık imkanlarının kısıtlanmasını eleştiren Sebahat Biçer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Aynı şekilde hasta tutsakların sevkleri de gerçekleştirilmiyor. Ailelerden uzak ağır hasta tutsaklar var. Mesela bunlardan biri Botan Kars'tır. Van Cezaevi'nde, ailesi ise Amed'de. Defalarca sevk istemesine rağmen sevkini buraya getirmiyorlar. Annesi 4. evre kanser hastası olduğundan dolayı görüşe gidemiyor. Bu da aynı zamanda bir yıldırma ve sindirme politikasıdır.

Tedavileri gerçekten yetersiz bir şekilde sürdürülüyor. İlaçlar konusunda ciddi yetersizlikler var. Hastaneye ya götürülmüyorlar ya da darp edilerek götürülüyorlar. Ağız içi aramalar dayatılıyor. Hem aileler görüşe gittiklerinde büyük baskılarla karşılaşıyor hem de hastaların tedavisi yarım yamalak, ağrı kesici ve farklı geçiştirici ilaçlarla sürdürülüyor. Tam teşekküllü bir tedavi ağır hastalara da diğer hastalara da yaptırılmıyor.”

ACİLEN TAHLİYE EDİLMESİ GEREKEN HASTA TUTSAKLAR

Abdullah Ateş- Iğdır S Tipi -Beynin yüzde 90’ı yok

Abdulmenaf Aytaç- Erzurum H Tipi- Tiroit kanseri

Abdurrahim Demir- Edirne F Tipi- Ağır kalp hastası

Ahmet Çelik- Tarsus T Tipi- Felç, Parkinson

Ali Tetik- İzmir 2 No’lu- Kanser

Botan Karsu- Van YGC- 4. Evre kanser (Hapishanede kalamaz raporu var)

Bülent KOÇ- Burhaniye T Tipi-Kanser

Cemil İvrendi- Kırşehir S Tipi- Ağır kalp hastası

Cengiz Sinan Halisçelik- Samsun Çarşamba S Tipi- Kanser

Devrim Ayık- Antalya S Tipi- Durumu kritik (Hapishanede kalamaz raporu var)

Dılşad Şengül- Bünyan Kadın Cezaevi- İç organlarında zedelenme

Dicle Bozan- Bünyan Kadın Cezaevi- Bir bacağı ampute

Ekrem Baydoğan- Adana Kürkçüler F Tipi- MS hastası

Emin Gurban- Ereğli YGC- Kalp hastası, beyincikte hasar

Emin Aladağ- Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi- Kısmi felç

Emrah Nebioğlu- Metris R Tipi – Yüzde 94 engelli raporu var

Ergin Aktaş- Metris R Tipi- İki eli yok

Fatma Tokmak- Bakırköy Kadın Cezaevi - Kalp hastası (Hapishanede kalamaz raporu var)

Gîyasettin Sevmiş- Dumlu 2 No’lu Cezaevi- Kalp yetmezliği, beyin tıkanıklığı

Gülazer Akın- Bünyan Kadın Cezaevi- Rahim kanseri

Habip Boğa- İzmir 3 No’lu- Şizofren hastası

Hatice Çakmak- Alanya Kadın Cezaevi- Kanser

Havva Ak- Gebze Kadın Cezaevi- Kanser

Hayati Deniz Kaytan- Bolu F Tipi- Beyin tümörü

İbrahim Oruç- Antalya S Tipi- Kafatasında platin (Hapishanede kalamaz raporu var)

İsmail Tamboga- Diyarbakır 2 No’lu T Tipi- Kanser

Jiyan Erdinç- Bakırköy Kadın Cezaevi- Engelli

Leyla Baran- Diyarbakır Kadın Cezaevi- Kanser

M. Emin Özen- Adana Kürkçüler F Tipi- İki bacağı ampute

M. Sait Yıldırım- İzmir 1 No’lu F Tipi- Kalp hastası

M. Tahir Avcı- Sincan 1 No’lu YGC- Kalp hastası, felç

Mehmet Salih Filiz- Bodrum S Tipi Cezaevi- Kanser

Melek Akgün- Bünyan Kadın Cezaevi- 82 engelli raporu

Naime Encü- Kayseri Bünyan Cezaevi- Göz tümörü

Önder Poyraz- Elazığ R 1 No’lu Cezaevi- Felç

Pınar Tikit- Sincan Kadın Cezaevi- Beyinde tümör

Reşit Uyar- Trabzon Beşikdüzü- Kanser

Sabri Yavuz- Sincan 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi- Prostat kanseri

Sami Çiftçi- Giresun Espiye L Tipi- Ağır şizofren

Sekvan Becerikli- İzmir 2 No’lu- Felç ve diğer hastalıklar

Semire Direkçi- Sincan Kadın Cezaevi- Kanser

Şefika Kandar- Diyarbakır Kadın Cezaevi- Kısmi felç

Veysel Tıkaç- Tokat Tipi- Ağır kalp hastalığı

YÜCEL KAYA- Ankara Sincan 1 No’lu YGC- Bir gözünü kaybetmiş

Hasip ŞİMŞEK- Diyarbakır 1 No’lu YGC- Ağır hepatit hastası

Abdullah Zoraslan- Elazığ 1 No’lu Cezaevi

Turgut çelik- Kalp rahatsızlığı ve yüksek tansiyon

Murat Duruk- Kocaeli 1 No’lu F Tipi- Kanser

Civan Boltan- Bolu YGC- Sağ elinin dirsekten 10 cm aşağısı yok. Kafasında 9 mm şarapnel parçası var, bai ağrısı ve unutkanlığa yol açıyor. Sol gözü görmüyor. Raynaud Sendromu var. Her iki dizinde de çok sayıda şarapnel parçası mevcut, sürekli olarak diz bölgesinde ağrı ve şişmelere neden oluyor.