Kürdistan'da şirketlerin ve sermaye gruplarının hayata geçirmek istediği talan projelerine her geçen gün yenileri eklenirken, bu projeler ekolojik yaşamı, tarım arazilerini ve mera alanlarını tehdit ediyor. Hem doğal yaşamın hem de bölge halkının geçim kaynaklarının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı projeler, bölgenin geleceğini de doğrudan etkiliyor.
Ekolojik tahribatın yanı sıra iklim krizine bağlı kuraklığın giderek derinleştiği bölgede planlanan maden arama faaliyetleri ise su havzalarını hedef alıyor. Bu projelerden biri de maden şirketlerinin faaliyet yürütmek istediği Pasur (Kulp) ilçesi. İlçede ayrıca Silvan Barajı Projesi kapsamında onlarca köyün sular altında kalması öngörülüyor.

Gavgas (Akdoruk) Köyü’yle birlikte Kuyê (İslamköy), Arketin (Dolu), Awdegês (Narlıca) ve Xuruç (Kaynak) çevresini kapsayan bölgede planlanan maden çalışması, yüzlerce köyün içme suyu kaynaklarını tehdit ediyor. Sondaj çalışmalarına başlanan ancak köylülerin direnişi üzerine yargıya taşınan projenin hayata geçirilmesi halinde, on binlerce insanın susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.
SU HAVZASINI YOK EDECEK PROJE
Bölgede altın, bakır ve demir madeni aramak amacıyla Kılıç Kardeşler Madencilik İnşaat Mühendislik ve Proje Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından bir proje hazırlandı. Projeye Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) kapsamında "olumlu" kararı verilmesinin ve ruhsatın alınmasının ardından şirket, 2024 yılında bölgede çalışmalara başlamak istedi. Ancak şirket, köylülerin direnişiyle karşılaştı.
Sondaj çalışmaları için jandarma eşliğinde köye giriş yapan şirket görevlilerine tepki gösteren köylülerin proje alanına girmesine izin verilmedi.

DİSKİ RAPORUNA RAĞMEN MADENE ONAY VERİLDİ
Projenin hayata geçirilmek istendiği alan hem yayla hem de mera vasfı taşıyor. İlçedeki 60 mahalle ve mezra yerleşiminin içme suyu ihtiyacı ise bu havzadan karşılanıyor.
Konuya ilişkin Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi (DİSKİ) tarafından hazırlanan raporda, "Burada herhangi bir maden araması yapılmamalı, burası su havzasıdır" uyarısı bulunuyor. DİSKİ'nin bu uyarıyı MAPEG'e (Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü) iletmesine rağmen, MAPEG bölgede 4’üncü grup maden faaliyetlerine izin verdi. Projeye karşı köy halkının, DİSKİ'nin ve avukatların yürüttüğü hukuki ve toplumsal mücadele ise devam ediyor.
KÖYDE YENİDEN KEŞİF YAPILDI
Son olarak yaptıkları açıklamayla projeyi yargıya taşıyan köylüler, Amed Barosu’yla birlikte hem ÇED olumlu kararının hem de maden ruhsatının iptali için dava açtı.
Diyarbakır 2’nci İdare Mahkemesi'nde görülen davada yeniden keşif yapılmasına ve bilirkişi incelemesine karar verildi. Bu kapsamda, aralarında köylüler ve avukatların da bulunduğu bir heyet geçtiğimiz günlerde bölgeye giderek keşif çalışmasına katıldı. Köylüler, keşif sürecinin kendileri lehine sonuçlanmasını beklediklerini belirtirken, projeye karşı hukuki ve toplumsal mücadelelerini sürdüreceklerini vurguluyor.
'ONLARCA YERLEŞİM ALANINDA SU SORUNU YAŞANACAK'
Projenin, içme suyunun yanı sıra hayvancılıkta kullanılan su kaynaklarını ve bahçe sularını da yok edeceğini belirten Pasur Belediye Eşbaşkanı Murad İpek, maden projesinin ilçeye herhangi bir fayda sağlamayacağını söyledi. İpek, projenin ayrıntılarını ve yaratacağı olası tahribatı ajansımıza anlattı.
İlçede su konusunda ciddi sorunlar yaşandığına ve halkın uzun yıllardır bundan mustarip olduğuna dikkat çeken Murad İpek, "İslamköy ve Gavgas Bölgesi'nde yaklaşık beş bin hektarlık bir alanda maden çalışması yapılmak isteniyor. Bu proje hayata geçerse ilçe merkezi dahil yaklaşık yüz yerleşim yerinde ciddi bir su problemiyle karşı karşıya kalacağız. Bununla birlikte Gavgas Bölgesi'nde akan nehirler üzerinde ciddi bir tahribat yaşanacak. Doğa kırımının yaşanacağı aşikardır" dedi.
'BARAJ VE MADEN, GÖÇÜ ARTIRACAK'
Belediye olarak erişilebilir su kaynaklarının artırılmasına yönelik çalışmalarının devam ettiğini, ancak maden projelerinin bu çalışmaları giderek zorlaştırdığını belirten İpek, şunları söyledi: "DİSKİ ile beraber yaptığımız çalışmalarda önümüze sürekli maden sahaları çıkıyor. Sarım Çayı'ndan Andok Dağına, Hasandinê’den, Zore'ye, Kanikan ve Hevidan Bölgesi'ne kadar Silvan Barajı'yla beraber su altında kalacak ve oradaki yerleşim alanları göç etmek zorunda kalacak. 90'lı yıllarda buradan göç etmek zorunda bırakılan halk, şimdi de sermaye sınıfının girişimleriyle aynı sürgüne mecbur bırakılmak isteniyor. Bunun yanı sıra su varlıklarına yönelik de ciddi tehditler var. Bölgenin hem deprem hem de heyelan bölgesi olmasından kaynaklı yeraltı su kaynaklarının hareketleriyle oynamada oluşacak tahribatları hesap etmemiz gerekiyor."

'HALKLA BERABER MÜCADELE EDECEĞİZ'
Gavgas ve İslamköy'de planlanan maden projesinin yeniden göçe neden olacağına işaret eden Murad İpek, bu konuda yürüttükleri çalışmaların ve destek arayışlarının devam ettiğini söyledi. İlçeye zarar verecek bu projeye karşı halkla birlikte mücadele etmeleri gerektiğinin altını çizen İpek, şunları kaydetti "Bu, tarihsel olarak sermaye sınıfının doğayı sadece rant alanı olarak görmesiyle alakalı bir sorundur. Diğer canlıları, insanları ve insanca yaşamı yok sayan; tamamen maddiyatçı, çıkarcı bir yaklaşımla girişilen yöntemler. Burası aynı zamanda yaylacıların ve Koçerlerin de yaşam alanı. Maden projesiyle bu insanlar da yoksulluğa ve işsizliğe zorlanacak. Bu nedenle yapılmak istenen maden çalışmaları hem su kaynaklarını hem geçim kaynaklarını hem yaşam alanını ve hem de bir hafızayı yok etmeye yönelik bir girişimidir."