Tülay Hatimoğulları: Herkes artık İmralı’ya gidebilmeli

Tülay Hatimoğulları, “Toplumun farklı kesimleri, herkes artık İmralı'ya gidebilmeli ve Sayın Öcalan'la görüşebilmeli. Heyetimizin son İmralı ziyaretinde oluşan mutabakat olduğu gibi yasaya yansımalı” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Meclis Grup Toplantısı’nda gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. 

Yeni Parti’nin kuruluşunu kutlayarak konuşmasına başlayan Tülay Hatimoğulları, “Yola Yeni Parti ismiyle devam eden Sayın Özgür Özel’e ve partinin tüm üyelerine buradan tebriklerimizi bir kez daha iletiyorum” dedi.

TARIM POLİTİKALARI

Tarım politikaları ve gıda fiyatlarına dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, yüzde 63’lere varan zamları hatırlatarak, “Bu üretici nasıl ayakta kalacak? Çiftçi nasıl ayakta kalacak? Siz bu politikalarla adeta çiftçiyle, üreticiyle dalga geçiyorsunuz” dedi. 

Tülay Hatimoğulları, iktidarın çiftçiyi tüccarın vicdanına bıraktığını ifade ederek, “Yerlilik ve milliliği ağızlarından düşürmeyen bu iktidar tarımda dahi ülkeyi dışa bağımlı hale getirmişler” şeklinde konuştu.  

2024’te yayınlanan tasarruf genelgesini de hatırlatan Tülay Hatimoğulları, “Tutmuyor bu politika ve tutmayacak. Ne zaman neoliberal, piyasacı, rantçı ekonomiden vazgeçilirse, ne zaman başta tarım olmak üzere dışa bağımlılıktan vazgeçilirse işte o zaman Türkiye rahat bir nefes alır” ifadelerini kullandı. 

TARIMI YENİDEN DİRİLTMEK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

Tülay Hatimoğulları, Türkiye'de tarımı yeniden diriltmek için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Üreticiye taban fiyat garantisi verilmeli. Girdi maliyetleri yani gübre, mazot, yem, elektrik, sulama doğrudan sübvanse edilmeli. Üretici kooperatifleri güçlendirilmeli. Küçük ölçekli çiftçiler faizsiz destekleme kredileri sağlanmalı onlara. Çiftçinin banka ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçları belli ölçeklerde silinmeli ve bazı borçlar faizsiz bir şekilde yapılandırılmalı, icra baskısına da son verilmelidir. Üretim planlaması bilimsel bir veriyle ve üretici örgütlerle birlikte ithalata değil, yerli üretime dayalı yapılmalı. Üretici ve tüketici arasındaki aracı zinciri azaltılmalı, gıda tedarik zincirleri yeniden düzenlenmeli. Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin başarıyla sonuçlanma bu açıdan da çok önemli değerli Türkiye halkları. Bakın barış sağlanınca boşaltılan binlerce köy, mezra, mera yeri buralara geri dönüş teşvik edilmeli. Özel olarak bunun çalışması yürütülmeli. Mayınlı araziler tamamen temizlenmeli ve tarıma açılmalı. Tarım ve hayvancılık burada yeniden canlandırılmalı.”

Tülay Hatimoğulları, “Bizler DEM Parti olarak Barış ve Demokratik Toplumun inşasını tam da burada görüyoruz. Barış ve demokrasi adil bir düzen içinde kalıcı olur. Bunu başarana dek durmadan mücadele edeceğiz” diye ekledi. 

GÜLİSTAN DOKU DAVASI

Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin de Tülay Hatimoğulları “Bugün dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşinin, oğlunun, polislerin ve kamu görevlilerinin soruşturma kapsamında tutuklanması sıradan bir gelişme değil. Soruşturma, kasten öldürme, cinsel saldırı, delilleri yok etme, suçluyu kayırma gibi vahim durumları kapsıyor. Bu tablo aynı zamanda Süleyman Soylu döneminin özetidir. Bu dönem bütünlüklü olarak mercek altına alınmalıdır. Devlet gücünü kullanarak suç işlediği ya da suçu örttüğü iddia edilen her kimse hesap vermelidir” dedi.

Tülay Hatimoğulları, “Gülistan Dokun'un durumu Dêrsim'de yaşanan üstü örtülmüş birçok konuyu bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Dersim Katliamından bu yana devletin bu bölge üzerindeki asimilasyon politikaları hiç eksilmedi, şekil değiştirdi, artarak da devam etti. Çoğunluğunu Kürt ve Alevi'nin oluşturduğu Dersim'de dil ve inanç üzerindeki baskılar çeşitli biçimlerde devam ediyor” şeklinde konuştu. 

DEM Parti Eş Genel Başkanı, “Türkiye'deki bütün demokrasi güçlerine Dersim'deki yurtsever, devrimci, sol, sosyalist bütün demokrasi güçlerine  sesleniyorum. Gücümüzü birleştirmeliyiz, daha çok örgütlenmeliyiz ve Dersim’de bu karanlık güçlere karşı demokratik mücadelemizi en güçlü şekilde yürütmeliyiz. Ve onlara demeliyiz ki, Dersim'den derhal elinizi çekin” ifadelerini kullandı. 

Tülay Hatimoğulları, çocuklara dair bir yasa teklifinin Meclis’in gündeminde olduğunu belirterek, “Bu teklif çocukları korumuyor ne yazık ki. Onlara daha fazla, daha uzun süreli hapis cezaları getiriyor. Yoksulluğu, çocuk işsizliğini, eğitimsizliği, istismarı görmüyor bu yasa. Devletin sorumluluğunu adeta çocukların üzerine, omuzlarına atan bir yasa” dedi.

ÇERÇEVE YASA ARTIK SON DÜZLÜĞE GİRDİ

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değinerek Önder Apo ile yapılan son görüşmeye dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, şöyle konuştu:

“Sayın Öcalan'la tam 2 ay boyu heyetimiz görüşememişti. 20 Temmuz'da DEM Parti heyeti İmralı'ya gitti. 21 Temmuz'da Sayın Numan Kurtulmuş bizleri grubumuzda ziyaret etti. Diğer partilere de ziyaretler gerçekleştirdi. Yasa taslağının Meclis kapanmadan Meclise geleceğine dair bilgiyi bizimle paylaştı. Çerçeve yasa için artık son düzlüğe girilmiş durumda. Bu, tüm Türkiye'yi ilgilendiren bir konu. Ve dar polemikçi birbirini yıpratan sürece dönüşmemesi için herkesin büyük bir sorumlulukla davranması gerekiyor. Her siyasi parti bu konuda elbette ki farklı düşünüyor olabilir. Bundan daha doğal da bir şey yoktur. Ama ortada bir mesele var ki Kürt meselesi. Bu ülkenin 100 yılı aşkın temel bir meselesi. Bir asırdır şiddetle ve inkarla çözülmeyen, çözülemediği de apaçık ortada olan bir mesele. Bütün siyasi partilerin bu tarihsel sorumlulukla hareket ederek barışın kapısını açacak bir yasanın çıkması için elini taşın altına koyması son derece tarihidir ve önemlidir. 

YASAL ZEMİN GEREKLİ

Ve Sayın Öcalan'da son yapılan görüşmede 27 Şubat Çağrısının ruhuna bağlı kalma iradesini ve kardeşlik hukukunu gözeten yasal bir zeminin gerekliliğini bir kez daha vurguladı. Dar günü kurtaran yaklaşımlardan çıkılmalı yasa bir dönemin ve yeni bir sayfanın başlangıcı olmalıdır diyor. Ve son görüşmede Sayın Abdullah Öcalan bütün halklarımıza selam ve sevgilerini gönderdi. Sayın Öcalan'ın bu yaklaşımı 10 yıllardır süren çatışmaların bitirilmesi, hukuki ve yasal adımların atılması bakımından tarihi muazzam bir zemini ortaya koyuyor. Bu yaklaşımın özü açık net. Ortak eşit yaşam hukukla tanımlanınca yasayla somutlaşınca hakiki olur. Kürt meselesinin demokratik çözümü devletin sürekli ertelediği bir dosya olmaktan çıkarılmalıdır. Kürtler bugüne kadar hep inkar edildi. Hep yok sayıldı. Dilleri yok sayıldı, varlıkları yok sayıldı, isimleri yok sayıldı. Bugünse Kürtler ve dostları toplumsal barışı inşa etmek için çaba harcayan bir seviyeye gelmiş durumda, mücadele eden bir seviyeye gelmiş durumda, müzakere eden güçlü bir seviyeye gelmiş durumda. Bu mücadeleye omuz vermek siyasi, toplumsal ve insani bir görevdir. Gelin hep birlikte bu çabada ortaklaşalım. Gelin yola hep birlikte revan olalım.

EVE VARMAK İLE EVE DÖNMEK AYNI ŞEY DEĞİL

Ve bakın değerli Türkiye yurttaşları, değerli halklarımız aynı zamanda bu süreçteki muhataplarımız onlara da bu konuda seslenmek isterim.  Dönüş meselesi dar yorumlanmamalı. Dönüş sınırların kapısından geçmekten ibaret değildir. Son günlerde çok konuşulan Odesa Destanında ifade edildiği gibi eve varmakla eve dönmek aynı şey değil. Dönüş sürgündekinin ülkesine, cezaevindekinin ailesine, KHK’linin ihraç edildiği mesleğine, kayyımla iradesi alınan halkın ve seçilmişlerin belediyelerine, yargılananların siyasal hayata dönmesi demektir. Yani topluma dönüş, işe dönüş, söze dönüş, memlekete, toprağa dönüş, gerçek barışın coğrafyası da buradan ve böyle başlar. Bu bağlamda çerçeve yasadan beklenti nettir. Bugünün geçişini düzenlerken yarının demokratik düzenini güvenceye almak, barışın yönünü günlük siyasetin rüzgarına bırakmamak. Şunu da belirtmeliyim. Bu süreç İmralı'da Sayın Öcalan tarafından yürütülüyor. Çerçeve yasa bunu yok saymadan ortaklaşılmış bir formülü içermelidir. 

‘SAYIN ÖCALAN’IN BU SÜRECİ İLERİYE TAŞIYABİLMESİNİN OLANAKLARI AÇILMALI’

Bu yasada Sayın Öcalan'ın bu süreci ileriye taşıyabilmesinin olanakları açılmalıdır. Yani özgür yaşar ve özgür çalışır koşulların artık acilen hayata geçmesi lazım. Hiç vakit kaybetmeksizin bu haftadan itibaren, bugünden itibaren gazeteciler, siyasetçiler, hukukçular, kadın örgütleri, demokratik kitle örgütleri, sivil toplum örgütleri, toplumun farklı kesimleri, herkes artık İmralı'ya gidebilmeli ve Sayın Öcalan'la görüşebilmeli. Heyetimizin son İmralı ziyaretinde oluşan mutabakat olduğu gibi yasaya yansımalı. Bakın bunun altını bir kez daha çiziyorum. Üzerinde konuşulan, ortaklaşılmış her şeyin bu yasaya yansıması lazım. Çerçeve yasanın kapsamı, içeriği bir mutabakatla çıkmalı ki pratikte karşılığı olsun, kağıt üzerinde kalmasın. Hiçbir şey oldubittiye de getirilmemeli. Yeni sürprizlerle de bu süreç uzamamalı, uzatılmamalı. 

BU, DEVASA BİR SÜREÇTİR

Evet değerli halklarımız bakın Türkiye siyasi en ağır eşiklerinden birindeyiz şu an. Bu süreçte birçok kesimin farklı duygu ve düşüncesi var. Olmaması da mümkün değil. Önemli olan farklılıklarımıza rağmen, bu süreci değerlendirme biçimimize rağmen toplumsal barış paydasında buluşabilmektir. Şu hakikatler bir an bile aklımızdan çıkmaz, çıkamaz da. Halkların iradesi tanınmadan demokrasi kurulamaz. Adalet ertelenerek barış inşa edilemez. Hukuk herkese işlemeden cumhuriyet tamamlanamaz. Bu, devasa bir süreçtir. Bu süreci örmek siyasal ve toplumsal bir mücadeleyi adım adım büyütmekten geçer. Çerçeve yasanın çıkması bu tedrici gelişmenin bir basamağıdır. Yeni bir aşamanın başlangıcıdır. Buradan barış, demokrasi, özgürlük, hak, adalet, hukuk mücadelesini yürüten bütün öznelere sesleniyorum. Savunduğumuz bütün bu değerlerin bu ülkenin bir yönetim biçimine dönüşmesi için ortak mücadelemizi daha güçlü bir şekilde yürütmeliyiz. Ülkenin içinde bulunduğu ağır baskı koşullarından kurtulmanın yolu en geniş yelpazedeki demokrasi cephesini örgütlemek ve mücadele yürütmektir. İşçilerin, emekçilerin, yoksulların, kadınların, gençlerin ve doğanın kurtuluşu da buradan geçer. Alevilerin, Kürtlerin, inkar edilen bütün farklı halkların ve inançların kurtuluşu buradan geçer” diye ifade etti. 

KONGRE HAZIRLIKLARI

Partisinin 20 Eylül’de gerçekleşecek kongresine ilişkin de değerlendirmeler yapan Tülay Hatimoğulları, şunları ifade etti: “Kongremize giderken DEM Parti olarak demokratik mücadeleyi büyütmek, derinleştirmek konusundaki kararlılığımızı ve etkinliğimizi daha da arttıracak ve daha ileri bir seviyeye taşıyacağız. Kongre hazırlığı kapsamında il konferanslarımız bitti. Bölge konferanslarımız devam ediyor.

Akabinde de merkezi konferansımızı gerçekleştireceğiz. Birçok kesimle bu konuları daha detaylı bir şekilde tartışmak üzere çalıştaylarımız da gerçekleşiyor. Demokratik toplumu inşa etmek İçin en geniş yelpazede büyük bir cesaretle tartışıyoruz. Kararlılıkla ve umutlu adımlarla yol alıyoruz ve 86 milyon yurttaşımızın bu coğrafyada eşit ve özgür  adil bir düzende yaşayana dek mücadelemizin devam edeceği bilinciyle kongremizi örgütlüyoruz. Bu anlamda hepimize çok ama çok büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Büyük kongremize giderken başta barış gündemi, bu ülkenin adalet gündemi, özgürlükler gündemi olmak üzere bu ülkenin temel gündemleri bizim de temel gündemimizdir ve biz bunun hazırlıkları, bunun mücadelesi, alternatif yönetim biçimleri bütün bunları ortaya koyan bir kongre hazırlığı içindeyiz. Burada hepimize çok büyük görev ve sorumluluklar düşüyor.”