GÖRÜNTÜLÜ

Yılmaz: ‘Çerçeve Yasa’ önemli ama tek başına Kürt sorununu çözmez

İHD Amed Şube Başkanı Ercan Yılmaz, çerçeve yasayı Kürt meselesinin çözümü açısından önemli bir aşama olarak değerlendirirken, yasanın dar kapsamının ise sürecin ruhuyla bağdaşmadığını belirtti.

ERCAN YILMAZ

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında beklenen ‘Çerçeve Yasa’, Meclis Genel Kurulu’nda 468 oyla kabul edildi.

12 maddelik düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK), PKK/KCK ile bağlantılı her türlü oluşumun kendisini feshettiğini ve silahların tamamen bırakıldığını tespit ve teyit etmesi şartı aranacak. Bu şartın gerçekleşmesi halinde, teklif kapsamında belirlenen suçlar bakımından soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş mahkumiyet hükümlerinin ertelenmesi öngörülüyor.

Düzenlemeyle, 2005 yılından önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar veya ağırlaştırılmış müebbet yükümlülüğü doğuran suçlar yasa kapsamı dışında tutulacak.

Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen ‘Çerçeve Yasa’yı İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şube Başkanı Ercan Yılmaz, ANF’ye değerlendirdi.


Düzenlemenin, yıllardır yargı baskısıyla karşı karşıya kalan binlerce kişi açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirten Ercan Yılmaz, şunları söyledi:

“Kürt meselesine ilişkin söz söyleyen, görüş açıklayan ve demokratik taleplerde bulunan çok sayıda kişi, Türkiye mevzuatındaki antidemokratik düzenlemeler nedeniyle soruşturma ve kovuşturmalarla karşı karşıya kaldı. Yani Kürt meselesinin çözümü konusunda önemli bir girişim ve aşama olarak değerlendiriyoruz.

Çünkü bugüne kadar gerçekten Kürt meselesinin çözümü konusunda söz söyleyen, eylemde bulunan, bu konuda talepte bulunan herkes, Türkiye mevzuatındaki aleyhe yasalardan kaynaklı birçok yargı baskısıyla karşı karşıya kaldı. Biliyorsunuz, özellikle 2015 yılından sonra, 2013-2015 sürecinin, devam eden çözüm sürecinin sona ermesi akabinde bir darbe girişimi oldu. Darbe girişiminden sonra olağanüstü hal ilan edildi ve birçok yasa metni, zaten problemli olan TCK, İnfaz Kanunu gibi birçok yasa metni daha da ağırlaşarak muhaliflere bir baskı aracına dönüştü.

Burada en ağır yaptırımlara maruz kalanlar da genelde Kürt meselesine ilişkin görüş ve fikirlerini ifade edenler oldu.”

TOPLUMSAL YAŞAMA KATILIMIN ÖNÜ AÇILMALI’

Kırk yıllık çatışmalı süreçte ortaya çıkan tablonun ortadan kaldırılması açısından hukuki düzenlemelerin önemli olduğunu ifade eden Yılmaz, demokratik siyasetin ve toplumsal tartışmanın önünün açılması gerektiğini söyledi.

Çerçeve yasanın, cezaevlerinde bulunan tutsakların toplumsal yaşama yeniden katılması ve yurtdışına çıkmak zorunda kalan yurttaşların Türkiye’ye dönmesi bakımından da önemli bir adım olduğuna dikkat çeken Yılmaz, şöyle devam etti:

“Bugün bu kırk yıllık çatışmalı süreçte ortaya çıkan tablonun kısmen giderilebilmesi açısından, özellikle meselenin demokratik yollarla tartışılabilmesinin önünün açılması için bu mevzuat hükümleriyle yapılan cezalandırmaların ortadan kalkması önemli bir aşama.

Birçok eksikliği olmasına rağmen meselenin bundan sonraki safhasında insanların daha rahat toplumsal hayata katılabilmesi, ülke dışına gitmek zorunda kalan yurttaşların geri dönmesi, PKK üyeliği ya da iddiası nedeniyle Türkiye’ye dönemeyen yurttaşların toplumsal yaşama ve siyasal yaşama katılımları açısından önemli bir yasal değişiklik olduğunu düşünüyoruz.

Bu, başlı başına Kürt meselesini çözme konusunda yeterli bir düzenleme değil tabii ki.”

‘BAZI KONULARIN TABU HALİNE GELMESİ KAYGI VERİCİ’

Yasanın hazırlanma sürecinde insan hakları savunucuları ve hukukçular tarafından çok sayıda öneri sunulduğunu hatırlatan Yılmaz, “Yasa yasa teklifi konuşulduğu günden bu yana aslında birçok kesim, insan hakları savunucuları ve hukukçular bu konudaki görüşlerini defalarca ifade etti. Biz de İnsan Hakları Derneği olarak görüşlerimizi ifade ettik. Bu görüşlerimizin bir kısmının yasa teklifine yansıdığını görmenin aslında bize mutluluk ve umut verdiğini ifade edelim, Kürt meselesinin çözümü açısından. Ama bazı konuların hala tabu haline gelmesi ve bu yasa kapsamında olmaması da bu sürecin biraz uzamasına neden olacaktır” dedi.

‘TEK BİR YURTTAŞIN DAHİ YARGI BASKISI SÜRMEMELİ’

Yasanın mevcut haliyle kabul edilmesinin ardından mücadelenin devam etmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, düzenlemenin önemli bir aşama olduğunu ancak kapsam dışında bırakılanların da gündemde tutulması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:

“Basına yansıyan verilere göre yaklaşık 4 bin mahpusun serbest bırakılması, yaklaşık 2 bin PKK militanının Türkiye’ye dönmesi ve farklı ülkelere sığınmak zorunda kalan binlerce yurttaşın geri dönmesi gündemde. Ancak tek bir yurttaşın dahi bu meseleden kaynaklı üzerindeki yargı baskısının devam etmesi, bu süreçten beklediğimiz, sürecin ruhuna uygun bir şekilde bir yol yürümemize engel olacaktır. Tek bir yurttaşın dahi bu kapsamın dışında kalmaması gerekiyor.”

‘SAYIN ÖCALAN’IN KAPSAM DIŞI BIRAKILMASI SÜRECİN RUHUYLA BAĞDAŞMIYOR’

Çerçeve yasanın en önemli eksikliklerinden birinin ise, süreci başlatan Önder Apo’nun ve bazı PKK yöneticilerinin düzenleme kapsamı dışında tutulması olduğunu söyleyen Yılmaz, şunlara dikkat çekti:

“Sayın Öcalan’ın çağrısıyla başlayan sürecin bugünkü aşamaya gelmesinde Kürt Özgürlük Hareketi önemli adımlar attı. Aslında bahsettiğim tam da Sayın Öcalan’ın statüsü ve durumu. Şimdi kendisinin ve bir kısım PKK yöneticisinin bu sürecin, bu yasa kapsamının dışında tutulması aslında sürecin ruhuyla bağdaşmayan bir mesele. Çünkü bugüne kadar sürecin bu aşamaya gelmesi, Ekim 2024 tarihini baz alırsak yaklaşık 1,5-2 yıllık bir süreçte Kürt Hareketinin bütün kadrolarıyla beraber, bütün temsilcileriyle beraber üstüne düşeni yaptığına dair toplumda çok ciddi bir inanç var.

Ancak karşı tarafta, yani devletin bu meselede hala muhafazakar davranması, hala eski kodlarla devam etmesi ve Sayın Öcalan’ın koşullarına ilişkin herhangi bir düzenleme yapmak istememesi, bu sürecin çok sağlıklı bir şekilde ilerlemesinin önündeki engellerden biridir.”

‘SAYIN ÖCALAN’IN FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜ SÜRECE OLUMLU İVME KAZANDIRIR’

Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanmasının yalnızca bireysel bir hak meselesi olmadığını, aynı zamanda sürecin ilerlemesi açısından önemli olduğunu belirten Ercan Yılmaz, “Tutulma koşullarının mahpusluktan artık sıyrılması gerekiyor. Sayın Öcalan’ın mahpusluk koşullarından arındırılarak fiziki özgürlüğünün ve dış dünyayla ilişkisinin sağlanması gerektiği, bu sürece olumlu bir ivme kazandıracağı büyük çoğunluğun bir görüşü.

Yani bugüne kadar uzun yıllar tecrit ve izolasyona tabi tutulmuş, aile görüş hakkını kullanamamış, dış dünyayla iletişimi kesilmiş bir mahpusun maruz kaldığı durum aynı zamanda ağır bir insan hakları ihlalidir de” diye vurguladı.