Ayşegül Doğan: ‘Kadınlar barış sürecinin doğrudan katılımcıları olmalı’
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, kadınların barış süreçlerinde karar mekanizmalarında doğrudan yer almasının kalıcı barışın sağlanmasında belirleyici olduğunu söyledi.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, kadınların barış süreçlerinde karar mekanizmalarında doğrudan yer almasının kalıcı barışın sağlanmasında belirleyici olduğunu söyledi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Ankara’da gerçekleştirilen “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansının ikinci gününde Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile yaklaşan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında değerlendirmelerde bulundu.
ANF’nin sorularını yanıtlayan Doğan, kadınların çatışmasızlık ve demokratikleşme süreçlerindeki rolüne dikkat çekerek kadınların karar mekanizmalarında doğrudan yer alması gerektiğini söyledi.
‘KADINLAR BARIŞ SÜRECİNİN DOĞRUDAN ÖZNELERİ OLMALI’
Kadınların çatışmasızlık, kalıcı barış ve demokratikleşme süreçlerinde önemli etkiler yarattığını belirten Ayşegül Doğan, iki gündür devam eden konferansın en önemli temalarından birinin farklı kimlik, inanç ve siyasal aidiyetlere sahip kadınların yan yana gelmesi olduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Bulunduğumuz yerler farklı olabilir, farklı siyasal aidiyetlerimiz, kimliklerimiz ve inançlarımız olabilir. Ancak çatışma hâlinden, yaşanan savaşlardan ve buradan kalıcı barışa evrilecek süreçten en çok etkilenen özneler olarak kadınlar, karar mekanizmalarında doğrudan yer alarak sonuçları değiştirebilecek güce sahip. O yüzden kadınlar, Türkiye'de de inşa edilecek bir barış ve demokratik toplum sürecinin zaten özneleri olmakla birlikte, doğrudan bu sürecin katılımcılarına da dönüşmeliler."
Konferansta yürütülen tartışmaların önümüzdeki günlerde nasıl bir noktaya evrileceğinin görüleceğini kaydeden Ayşegül Doğan, bu tür etkinliklerin uzun bir aradan sonra yeniden gerçekleştirilebilmesinin önemli olduğunu söyledi.
‘KADINLARIN KATILIMI BARIŞIN KALICILIĞINI GÜÇLENDİRİYOR’
Kadınların çatışmalı süreçlerin sona erdirilmesi ve barışın kalıcı hâle getirilmesindeki rolüne ilişkin verilere de dikkat çeken Ayşegül Doğan, kadınların sürece katılımının başarı oranını önemli ölçüde artırdığını belirterek "Kadınların çatışmalı durumdan çatışmasız duruma geçişteki varlığı, dünyadaki çatışmalı süreçlerde çatışmasızlığa geçiş ve bunun kalıcı hâle gelmesi konusunda başarı oranını büyük ölçüde değiştirmiş. Yani başarı oranının artmasına vesile olmuş. Bizim için asıl konuşulması gereken konular ve ortaya çıkması gereken sonuçlar arasında bunlar var" dedi.
‘KADIN CİNAYETLERİ İSTATİSTİK DEĞİL, CAN KAYBIDIR’
Demokratik toplum inşasının hayatın bütün alanlarını kapsayan çok yönlü bir değişim ve dönüşüm olarak ele alınması gerektiğini belirten Ayşegül Doğan, Türkiye'de her gün kadınların katledildiğine dikkat çekerek şunları ifade etti:
"Kadınlar sayı, rakam değil. Hayatını kaybeden insanlar istatistiksel veriler değil. Candan bahsediyoruz. İşte demokratik bir toplumda bunun nasıl değişebileceğine ilişkin bir mücadelenin içinden geçiyoruz. O yüzden kadınlara, çocuklara ve gençlere yönelik doğrudan uygulanan şiddeti ve bu şiddetin farklı boyutlarını tek bir alan üzerinden tarif edemeyiz."
‘KADIN YOKSULLUĞU DA BİR ŞİDDET TÜRÜ’
Kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel saldırılarla sınırlı olmadığını, kadın yoksulluğunun da yapısal şiddetin bir boyutu olduğunu vurgulayan Ayşegül Doğan, yoksulluğun süreklileştirilmesinin de bu şiddetin yönetimi anlamına geldiğini aktardı.
Demokratik toplum tasavvurunun yapısal değişiklikleri ve hayatın farklı alanlarını kapsayan dönüşümleri içerdiğini belirten DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, 25 Kasım'a giderken kadınların ortak mücadelesinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek şunları kaydetti:
"Bizim demokratik toplum tasavvurumuzda bu yapısal değişiklikler ve bunları kapsayan dönüşümler var. O yüzden 25 Kasım'a doğru giderken bu yan yana gelişleri güçlendirmek ve kadına yönelik şiddetle mücadelede de sesi ortaklaştırmak gerektiğini düşünüyorum"