Jineolojî ile ilk kez Avrupa’da düzenlenen bir gençlik kampında tanıştığını belirten Aze Ronecan, “O zamana kadar Jineolojî’yi Avrupa’daki feminist ve transfeminist çevrelerden duyuyordum ancak ideolojisini derinlemesine incelememiştim. Benim için daha çok Kürt kadınlarına özgü bir deneyim gibi görünüyordu. Ancak bu eğitim sırasında Jineolojî’nin dünyadaki bütün kadınlara hitap eden bir paradigma olduğunu anladım” dedi.
‘KOMÜNAL YAŞAMI İNŞA ETMEK İSTİYORUM’
Milano’da liberal ve pozitivist bir anlayış içerisinde büyüdüğünü belirten Aze Ronecan, farklı kadınlarla birlikte komünal bir yaşam oluşturmanın kendisi açısından hâlâ önemli bir mücadele alanı olduğunu söyledi.
Aze Ronecan, “Başka kadınlarla birlikte nasıl mücadele edebileceğimizi, nasıl bir komün oluşturabileceğimizi anlamak benim için hâlâ zor. Henüz bir çözüme ulaşmış değilim ama bunu başarmak istiyorum. Burada bulunmamın nedeni de bu” diye konuştu.
‘JİNEOLOJÎ İLE SORUNLARIN KÖKENİNİ SORGULAMAYA BAŞLADIM’
Jineolojî’nin olaylara yaklaşımını değiştirdiğini belirten Aze Ronecan, “Jineolojî ile birlikte sorunların kökenlerini araştırmaya başladım. Kendime daha fazla ‘Neden?’ diye soruyorum. Nasıl ve neden belirli biçimlerde hareket ettiğimizi anlamaya çalışıyorum. Daha sabırlı olmaya ve diğer kadınları daha fazla dinlemeye çalışıyorum” dedi.
Jineolojî ile tanışmadan önce anarşist hareket içerisinde örgütlü olduğunu belirten Aze Ronecan, sözlerini şöyle tamamladı: “Eskiden kendime sürekli neyi yıkmak istediğimi, mevcut sistemin hangi yönlerinden hoşlanmadığımı soruyordum. Ancak hiçbir zaman neyi inşa etmek istediğimi, nasıl bir toplum kurmak istediğimi sormamıştım. Jineolojî’nin bana sunduğu en önemli şey bu oldu. Benim için en büyük değişim, farklı bir dünyanın inşasını sorgulamak ve bunu pratikte gerçekleştirmeye çalışmak oldu.”