Hayatını başkaları belirlemek istedi, o kendi yolunu çizdi

16 yaşında evlendirildi, 27 yaşında eşi şehit düştü. Dört çocuğuyla yalnız kalan Beyan Ferec, tüm baskılara rağmen kendi yaşamını kurdu. 17 yıldır fidanlık işleten Beyan, kadınlara aynı çağrıyı yapıyor: “Kadın kendi yaşamını kendisi yönlendirebilmeli."

Beyan Ferec’in hayatında 1 Ocak 2000, bir dönüm noktası oldu. O gün eşi Bekir Abdülkerim Abdullah, Halepçe'deki dükkânına gitmek için evden çıktı. Beyan’ın anlatımına göre Bekir, evden çıkmadan önce yaşlı ve yoksul bir adamın bozulan televizyonundan söz etti. Yeni yıla televizyonsuz girmesini istemediği için ona yeni bir televizyon vereceğini söyledi.

Yaklaşık 10 dakika sonra dükkândan gelen patlama sesi, Beyan Ferec'in hayatını değiştirdi.

Beyan Ferec, kayınvalidesi ve evde bulunan diğer kişilerle birlikte dükkâna gittiklerinde yapının tamamen yıkılmış olduğunu anlatıyor. Beyan’ın aktardığına göre, dükkândaki televizyonun içine yerleştirilen patlayıcının infilak etmesi sonucu Bekir olay yerinde şehit düştü. Beyan o sırada daha yeni 27 yaşına girmişti.

16 YAŞINDA EVLİLİK

1974 yılında Süleymaniye’nin Necîbek Mahallesi’nde doğan Beyan, ailesinin Baas rejimi döneminde siyasi faaliyetleri nedeniyle takip altında olduğunu, bu nedenle çocukluk yıllarında eğitimine devam edemediğini anlatıyor.

 Altıncı sınıfa kadar okula giden Beyan, 16 yaşında babasının zoruyla evlendirildiğini söylüyor.

1990 yılında halasının oğlu Bekir ile evlenen Beyan Ferec'in iki kız, iki erkek olmak üzere dört çocuğu oldu.

Aile bir dönem Derbendîxan'da yaşadı. Beyan, 1990'lı yıllarda Serazor ve Germiyan sınırındaki savaş ve göçler nedeniyle yeniden Süleymaniye'ye döndüklerini anlatıyor.

Bekir elektrik mühendisiydi ancak resmi olarak mesleğini yapamadı. Süleymaniye'nin Necîbek Mahallesi'nde bir tamir dükkânı işletmeye başladı.

Beyan Ferec'in anlatımına göre Bekir'in yaşamındaki değişim, dükkânına gelen bazı kişilerle tanışmasının ardından başladı. Bekir'in bu kişilerin konuşma biçimleri ve davranışlarından etkilendiğini anlatan Beyan Ferec, eşinin bir süre sonra bu kişilerin kendilerine PKK ile ilişkili olduklarını söylediklerini aktarıyor.

Ardından Bekir'in PKK’lilerle çalışmaya başladığını belirten Beyan Ferec, evlerinin de zamanla bu kişilerin buluşma noktalarından biri haline geldiğini söylüyor. Bekir’in siyasi ve toplumsal çalışmalara daha fazla dahil olduğunu anlatan Beyan Ferec, eşinin halkına hizmet etmeye yöneldiğini ifade ediyor.

BASKILARA RAĞMEN EŞİNİN YANINDA DURDU

1994 yılında Bekir'in Halepçe'ye geçtiğini ve burada basın çalışmaları yürüttüğünü anlatan Beyan Ferec, eşinin faaliyetleri nedeniyle YNK tarafından birçok kez gözaltına alındığını ve hapishanede kaldığını belirtiyor.

Beyan Ferec de bu dönemde çevresinden baskı gördüğünü söylüyor. “PKK ile ilişkili olursanız aileniz ve çocuklarınız zarar görür” şeklinde uyarılar aldığını anlatan Beyan, buna rağmen eşinin yanında durduğunu belirtiyor.

Ancak 1 Ocak 2000’de gelen patlama haberi, ailesinin yaşamını geri dönülmez biçimde değiştirdi.

EŞİNİN ŞEHADETİNDEN SONRA

Bekir'in şehadetinin ardından Beyan’ın karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan biri, eşinin ailesinin çocukları üzerindeki tutumu oldu.

Beyan Ferec, Bekir'in ailesinin çocuklarını kendisinden almak ve kendisini evden çıkarmak istediğini söylüyor. Kendisine ya aileden biriyle evlenmesi ya da evi terk etmesi gerektiğinin söylendiğini anlatıyor.

Bu dönemde en büyük desteği annesinden gördüğünü belirten Beyan Ferec, annesinin kendisine “Dört çocuk annesi bir kadının ezilmesine izin vermem” dediğini aktarıyor.

Beyan, eşinin şehadetinin ardından yaklaşık beş yıl boyunca hayatını nasıl yeniden kuracağını bilemediğini söylüyor. Ardından çalışmaya başlayan Beyan Ferec, zaman içinde kendi evini ve arabasını aldı.

Dört çocuğundan üçünü evlendirdi. Bir çocuğu ise hâlâ yanında.

KENDİ YAŞAMINI YENİDEN KURDU

Eşinin şehadetinin ardından bir süre siyasi ve toplumsal çalışmalardan uzak kaldığını anlatan Beyan Ferec, 2004 yılında PÇDK’nin (Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi) çalışmalarına katıldığını belirtiyor.

Bir yandan eşinin izinden yürürken diğer yandan çocuklarını büyütmek ve ekonomik bağımsızlığını kazanmak için çalışmaya başlayan Beyan Ferec, kendi işini kurdu.

Yaklaşık 17 yıldır fidanlık işiyle uğraşıyor.

Bugün gününün önemli bölümünü fidanlığında geçiriyor. Çalışıyor, çevreyi düzenliyor ve bitkilerle ilgileniyor.

Beyan Ferec için fidanlık yalnızca geçimini sağladığı bir iş değil. Eşinin şehadetinin ardından kendi imkânlarıyla yeniden kurduğu yaşamın da önemli bir parçası.

“Dükkânsız kalamıyorum” diyor.

Çocuklarının artık kendi hayatlarını kurduğunu, kendisinin de çalışmayı sürdürecek gücü olduğunu söylüyor.

‘KADIN KENDİ YAŞAMINI KURABİLMELİ’

Beyan Ferec'in kadınlara ilişkin düşünceleri, kendi yaşam deneyimine dayanıyor.

Kürt toplumunda eşi vefat eden kadınların çoğu zaman aileleri ve yakınları tarafından yönlendirilmek istendiğini belirten Beyan Ferec, kadınların kendi yaşamlarını kurabilecekleri koşulların sağlanması gerektiğini söylüyor.

Kendi yaşamında annesinin desteğinin belirleyici olduğunu vurgulayan Beyan Ferec, kadınların ekonomik ve sosyal açıdan bağımsız olmasının önemine dikkat çekiyor. 

“Kadın, babasına, abisine veya eşine muhtaç olmadan kendi yaşamını kurabilmelidir” diyor.

‘HER GÜÇLÜ KADIN KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURMALI’

Bugün üç çocuğunun kendi hayatını kurduğunu, bir çocuğunun ise hâlâ yanında olduğunu belirten Beyan Ferec, kendisinin çalışmaya devam ettiğini söylüyor.

Yaklaşık 17 yıldır fidanlığının başında olan Beyan, bundan sonraki yaşamında da çalışmayı sürdüreceğini belirtiyor.

Kadınlara yönelik çağrısı ise kendi yaşam deneyiminin içinden geliyor:

“Her kadın kendi yaşamını örgütlemeli ve kendi ayakları üzerinde durmalıdır.”

16 yaşında evlendirilen, 27 yaşında dört çocuğuyla yalnız kalan ve eşinin şehadetinin ardından çevresindekilerin onun ve çocuklarının geleceği hakkında karar vermeye çalıştığı bir noktadan, bugün kendi işinin başında duran bir kadına uzanan bir yaşam öyküsü.

Beyan Ferec’in hayatında değişen çok şey oldu.

Ancak yıllar içinde değişmeyen bir düşüncesi var.

Ve hâlâ aynı cümleyi savunuyor:

“Kadın kendi yaşamını kendisi yönlendirebilmeli.”