Hollanda’nın Haelen kentinde “Demokratik ve komünal yaşamın inşasında Jineolojî’nin rolü” temasıyla düzenlenen Avrupa Jineolojî Konferansı’na Katalonya’dan katılan Jineolojî üyesi Newroz, Jineolojî ile tanışma sürecini, kadın özgürlük mücadelesindeki deneyimlerini ve çalışmalarında yarattığı değişimi ANF’ye anlattı.
Katalonya’da feminist hareket içerisinde mücadele yürüttüğünü belirten Newroz, Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi’nin deneyimlerine ve Kürdistan’da gelişen devrime duyduğu ilginin kendisini Jineolojî ile buluşturduğunu söyledi.
‘JİNEOLOJÎ İLE ANDREA WOLF ENSTİTÜSÜ’NDE TANIŞTIM’
Jineolojî ile ilk kez Andrea Wolf Enstitüsü’nde tanıştığını belirten Newroz, burada katıldığı eğitimin düşüncelerinde önemli bir değişim yarattığını ifade etti.
Newroz, devamla şunlar söyledi: “Jineolojî ile ilk kez Andrea Wolf Enstitüsü’nde tanıştım. Andrea Wolf’ta bir eğitime katılma fırsatı bulduğum için çok şanslıydım. Kadın hareketiyle ilişki kurmadan önce Katalonya’daki feminist hareket içerisinde yer alıyordum. Bir feminist olarak Kürdistan’da kadın hareketinin geliştirdiği deneyimlere ve devrime büyük ilgi duyuyordum.
Andrea Wolf Enstitüsü’nde Jineolojî’yi tanıdım. Bu benim için çok önemliydi. Çünkü bazen mücadelelerimizde günlük sorunlara, karşımıza çıkan gelişmelere odaklanıyoruz ancak bütün bu sorunların nereden kaynaklandığını anlamak için köklerine inmiyoruz.
Kadınlar olarak bugün içinde bulunduğumuz duruma nasıl geldiğimizi anlamamız çok önemli. Hem tarihteki köklerimizi hem bugünkü gerçekliğimizi hem de dünyanın farklı yerlerindeki yoldaşlarımızın yaşadığı gerçekliği analiz edebilecek araçlara sahip olmamız gerekiyor.”
‘JİNEOLOJÎ YAŞAMIMIN HER ALANINA YANSIDI’
Jineolojî’nin kendisine mücadeleyi sürdürme ve derinleştirme gücü verdiğini belirten Newroz, bu yaklaşımın yalnızca siyasi çalışmalarını değil, yaşamın bütün alanlarını etkilediğini söyledi.
Newroz, şöyle devam etti: “Jineolojî beni eğitim çalışmalarına da yönlendirdi. Bana mücadeleyi sürdürmek, daha iyi ve daha derinlikli yürütmek için güç verdi. Birçok arkadaşımın da bu gücü kazandığını düşünüyorum.
Jineolojî yaşamımın bütün alanlarına girdi. Nasıl biri olmam gerektiğini, dünyada nasıl yaşamak istediğimi ve uğruna mücadele ettiğimiz devrimi kendi yaşamımızda nasıl somutlaştırabileceğimizi sorgulamamı sağladı.
Bulunduğumuz her yerde bu devrimi nasıl yaşama geçirebileceğimizi düşünmeye başladım.”
‘YALNIZCA KARŞI ÇIKTIĞIMIZ ŞEYLERE DEĞİL, İNŞA ETMEK İSTEDİKLERİMİZE DE ODAKLANMALIYIZ’
Avrupa’daki toplumsal mücadelelerin çoğu zaman karşı çıkılan sorunlar üzerinden şekillendiğini belirten Newroz, Jineolojî ve Kadın Özgürlük Hareketi sayesinde mücadelenin yaratıcı ve olumlu yönlerine daha fazla önem vermeye başladığını ifade etti.
Newroz, şöyle konuştu: “Önceden Avrupa’da, belki başka yerlerde de mücadele çoğu zaman çok zor bir şey olarak görülüyordu. Sürekli değiştirmek istediğimiz bir şeye karşı mücadele ediyorduk.
Ancak Jineolojî ve Kadın Özgürlük Hareketi sayesinde, güzel olan ve uğruna mücadele ettiğimiz şeylere daha fazla değer vermeye başladım. Kendi yaşamımızda somutlaştırmak ve çevremizde inşa etmek istediğimiz güzelliklerin de önemli olduğunu anladım.
Yoldaşlarımızla kurduğumuz ilişkilerdeki güzelliği görmeyi de seviyorum. Jineolojî ile bulduğum en güzel şeylerden biri de bu oldu.”
‘ORTAK YAŞAM EĞİTİMLERİ GELİŞTİRİLMELİ’
Jineolojî kapsamında katıldığı ve örgütlenmesinde yer aldığı eğitim kamplarının kendisi açısından önemli deneyimler olduğunu belirten Newroz, kadınların birlikte yaşamasının ve gündelik yaşamı paylaşmasının ilişkileri güçlendirdiğini söyledi.
Newroz, şunları belirtti: “Katılma fırsatı bulduğum ve örgütlenmesinde yer aldığım eğitimler benim için çok önemliydi. Özellikle kamplarda birlikte yaşama ve gündelik yaşamı paylaşma imkânı buluyoruz. Böylece yoldaşlarımızı daha iyi tanıyoruz.
Hem uzun hem de kısa süreli eğitimlerde yaşadığım en önemli deneyimlerden biri buydu. Bu nedenle bu yöntemi geliştirmeye ve eğitim kamplarını örgütlemeye devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum.”
‘KAPİTALİST ÇALIŞMA BİÇİMLERİNİ SORGULAMALIYIZ’
Toplumsal hareketlerin de zaman zaman kapitalist sistemin çalışma alışkanlıklarından etkilendiğine dikkat çeken Newroz, sürekli faaliyet yürütmenin ve üretmenin, yapılan çalışmaların anlamını değerlendirmeye yeterince zaman bırakmadığını söyledi.
Newroz, şöyle konuştu: “Karşı karşıya olduğumuz sorunları analiz ederken daha ciddi olmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bazen hareketlerimiz de kapitalist dinamiklerin içine giriyor. Sürekli koşuyor, üretiyor ve bir şeyler yapıyoruz.
Bu nedenle ne yaptığımızı, nasıl yapmamız gerektiğini ve çalışmalarımızın nasıl daha etkili olabileceğini anlamak için yeterince zaman ayırmıyoruz.
Oysa hedeflerimize ulaşabilmek için yaptığımız çalışmaların yöntemlerini de sorgulamamız gerekiyor.”
‘YÜRÜDÜĞÜMÜZ YOL, İNŞA ETMEK İSTEDİĞİMİZ YAŞAMIN PARÇASI OLMALI’
Mücadelede kullanılan yöntemlerin ulaşılmak istenen hedefler kadar önemli olduğunu vurgulayan Newroz, Jineolojî’nin toplumsal hareketlere bu konuda önemli bir perspektif sunduğunu belirtti.
Newroz, sözlerini şöyle tamamladı: “Bütün bunları nasıl yapacağımızı da düşünmemiz gerekiyor. Çünkü bu süreçte nasıl çalıştığımız ve hangi yöntemleri kullandığımız çok önemli.
Jineolojî bize yürüdüğümüz yolu nasıl oluşturacağımıza ilişkin bir temel sunuyor. Çünkü yürüdüğümüz yolu oluştururken aynı zamanda ulaşmak istediğimiz hedefi de inşa ediyoruz.
Jineolojî’nin diğer hareketlere de yürüttükleri çalışmaları derinleştirmek, içinde yaşadığımız gerçekliği değiştirmek ve istediğimiz devrimi gerçekleştirmek için böyle bir perspektif sunduğunu düşünüyorum.”