Hollanda’nın Haelen kentinde “Demokratik ve komünal yaşamın inşasında Jineolojî’nin rolü” temasıyla düzenlenen Avrupa Jineolojî Konferansı’na katılan Dilar Dirik, Jineolojî’nin Avrupa’daki gelişimini, kadın özgürlük mücadelesiyle ilişkisini ve yeni dönemde üstlenmesi gereken rolü ANF’ye değerlendirdi.
Jineolojî çalışmalarının Avrupa’da 2014 yılında Köln’de düzenlenen ilk konferansla önemli bir aşamaya ulaştığını belirten Dilar Dirik, aradan geçen 12 yılda hem çalışmaların kapsamının hem de tartışmaların niteliğinin değiştiğini söyledi.
Başlangıçta Jineolojî’nin tanımlanması, amaçlarının ve misyonunun anlatılmasının ön planda olduğunu ifade eden Dilar Dirik, bugün ise teorik tartışmaların ötesine geçilerek toplumsal yaşamı değiştirecek somut yöntemler üzerinde yoğunlaşıldığını belirtti.
‘2014’TEN BU YANA ÖNEMLİ BİR DÖNÜŞÜM YAŞANDI’
Avrupa’daki Jineolojî çalışmalarının tarihine dikkat çeken Dilar Dirik, 2014 yılında Köln’de gerçekleştirilen ilk konferansın önemli bir başlangıç olduğunu söyledi.
Dilar Dirik, şöyle konuştu: “Avrupa’daki Jineolojî çalışmalarının tarihine baktığımızda, özellikle 2014 yılında Köln’de düzenlenen ilk Jineolojî Konferansı’ndan bu yana birçok değişimin yaşandığını söyleyebiliriz.
Başlangıçta temel amaç daha çok Jineolojî’nin ne olduğunu anlatmak, Jineolojî’yi tanımlamak, amaçlarını, rolünü ve misyonunu ortaya koymaktı.
O dönem aynı zamanda Kürdistan’da özgürlük mücadelesi yürüten bir hareketin varlığının ve bu hareketin sosyalist paradigmasının, özellikle de kadın özgürlük ideolojisinin dünyaya tanıtılması açısından önemliydi.
Ancak bu süreçte birçok yeni gelişme de yaşandı. Farklı halklardan çok sayıda kadın Jineolojî çalışmalarına ve eğitimlerine katıldı. Avrupa Jineolojî Komitesi bu konuda gerçekten büyük emek verdi. Bu çalışmaların farklı alanlarda önemli etkileri oldu.”
‘ARTIK JİNEOLOJÎ’NİN NE OLDUĞUNU DEĞİL, YAŞAMI NASIL DEĞİŞTİRECEĞİNİ TARTIŞIYORUZ’
Jineolojî çalışmalarının geldiği aşamayı değerlendiren Dilar Dirik, mevcut konferansın yaşanan dönüşümü yansıttığını belirtti.
Jineolojî’nin artık yalnızca tanımlanması gereken bir bilim olarak ele alınmadığını, yaşamın değiştirilmesine yönelik yöntemlerin tartışıldığı bir aşamaya gelindiğini ifade eden Dilar Dirik, şöyle devam etti: “Bu konferansın da yaşanan dönüşümü ifade ettiğine inanıyorum. Çalışmaların geleceği açısından farklı yol ve yöntemlere ihtiyaç var. Artık daha çok somut çalışmalar üzerine tartışmalar yürütülüyor.
Önceden daha çok Jineolojî’nin tanımlanması üzerinde duruluyordu. Jineolojî nedir, neden gereklidir? Bunlar artık belli bir zemine oturdu. Şimdi ise daha çok yaşamın kendisini değiştirmeye yönelik bir mücadele söz konusu. Bu nedenle bu konferansın gerçekten tarihî bir adım olduğuna inanıyorum.”
‘BİLİM YAŞAMI DEĞİŞTİRMEYE HİZMET ETMELİ’
Konferansta yürütülen felsefi ve bilimsel tartışmaların önemine dikkat çeken Dilar Dirik, bilimsel çalışmaların yalnızca akademik alanla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.
Dilar Dirik, mevcut üniversite sisteminin kapitalist, emperyalist, ataerkil ve sömürgeci yapılarla ilişkisini eleştirerek, alternatif bilimsel yöntemlerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Dilar Dirik, şöyle konuştu: “Felsefe, bilimin yol ve yöntemleri, yeni bir zihniyetin örgütlendirilmesi üzerine bu şekilde tartışmalar yürütülmesi gerçekten çok değerli. İçinde yaşadığımız sistemde bu tür tartışmalar yapılmıyor. Bu yalnızca teorik ya da akademik bir tartışma da değil. Sistemin üniversitelerine baktığımızda, yaşam tarzını değiştirmek ya da doğru ve iyi bir yaşamı oluşturmak için çalışmadıklarını görüyoruz. Kapitalizmin, emperyalizmin, ataerkilliğin ve sömürgeciliğin hizmetindeler. Bu nedenle yaşamı değiştirmek için yeni bir bilim ve farklı yöntemler geliştirmeye çalışan çabalar son derece değerlidir. Çünkü bilimin gerçek anlamı da budur. Kendini tanımak, yaşamı tanımak ve dünyayı anlamak.”
‘JİNEOLOJÎ YALNIZCA AKADEMİSYENLERİN ALANI DEĞİLDİR’
Jineolojî’nin yalnızca araştırmacılar veya sosyal bilimlerle ilgilenen kişiler açısından önemli olmadığını belirten Dilar Dirik, bu yaklaşımın herkesin gündelik yaşamında karşılık bulabileceğini ifade etti.
Konferansın farklı mücadele deneyimlerinden gelen kadınları buluşturmasının önemine dikkat çeken Dilar Dirik, şöyle konuştu: “Bu konferansın hem tartışmaları hem de burada bulunan arkadaşların yoğunlaşmaları açısından önemli olduğunu düşünüyorum.
Özellikle bu çalışmaların mücadeleci ve devrimci bir kültürden gelmesi, arayış içerisinde olan birçok insan açısından anlamlıdır. Benim için de böyledir. Jineolojî yalnızca araştırmacıların ya da sosyal bilimlere ilgi duyan insanların ilgilenmesi gereken bir alan değildir. Jineolojî, herkesin kendi yaşamında uygulayabileceği ve yaşayabileceği bir şey hâline gelebilir.”
Jineolojî’nin gelişmesi için farklı halkların ve toplumsal hareketlerin deneyimlerinden öğrenmenin önemine işaret eden Dilar Dirik, mevcut çalışmaların yeterli görülmemesi gerektiğini belirtti. Dilar Dirik, farklı perspektiflerin geliştirilmesine ve yeni yöntemlerin oluşturulmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.
‘SAVAŞ VE MİLİTARİZM KARŞISINDA YENİ BİR BİLİM ANLAYIŞINA İHTİYAÇ VAR’
Dünyada savaş, faşizm ve militarizmin giderek güçlendiğini belirten Dilar Dirik, bu gelişmeler karşısında toplumsal dönüşüme hizmet edecek yeni bilimsel yaklaşımların geliştirilmesinin yaşamsal önem taşıdığını ifade etti.
Dilar Dirik, şöyle konuştu: “Bu, her şeyin şu anda iyi olduğu anlamına gelmiyor. Daha birçok değişime ihtiyaç var. Farklı halklardan ve farklı hareketlerden öğrenebileceğimiz çok şey bulunuyor. Özellikle bugün savaşın, faşizmin ve militarizmin giderek büyüdüğü bir dönemde, yeni yol ve yöntemler ile yeni bilimsel yaklaşımlar aramak yaşamsal bir ihtiyaçtır. Bu bilimsel çalışmaların mevcut sisteme değil, dünyanın değiştirilmesine hizmet etmesi gerekiyor.”
‘KOMÜNLER VE KOOPERATİFLERLE SOMUT ALTERNATİFLER GELİŞTİRİLMELİ’
Konferansta yürütülen tartışmaların somut toplumsal projelere dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Dilar Dirik, Jineolojî’nin yalnızca bir teori veya paradigma olarak kalmaması gerektiğini söyledi.
Komünler, kooperatifler ve alternatif ekonomik çalışmaların bu perspektifin yaşama geçirilmesinde önemli bir rol oynayabileceğini belirten Dilar Dirik, şöyle konuştu: “Burada bulunan bütün arkadaşların ortak beklentisinin, konferansın ve Jineolojî çalışmalarının yalnızca konferansla sınırlı kalmaması olduğunu düşünüyorum. Bu konferans yeni tartışmaların, yeni açılımların ve yeni ilişkilerin temelini oluşturabilir. Ancak bunun yalnızca bir teori, paradigma ya da fikir olarak kalmaması gerekiyor.
Somut çalışmalarla, örneğin kooperatiflerin kurulması, komünlerin oluşturulması veya dünyayı değiştirmeye yönelik özel projelerin geliştirilmesiyle yaşamda karşılık bulması gerekiyor. Alternatif ekonomik modellerin geliştirilmesi de bu çalışmaların bir parçası olabilir. Jineolojî bu anlamda bir inşa ideolojisine dönüşebilir. Zaten konferansta da bu şekilde tanımlandı.”
‘JİNEOLOJÎ DÜNYA KADINLARI ARASINDA YENİ İLİŞKİLERİN ZEMİNİ OLABİLİR’
Jineolojî’nin farklı halklardan kadınlar arasında yeni ilişkiler geliştirebilecek bir potansiyele sahip olduğunu belirten Dilar Dirik, çalışmaların dar bir çevreyle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.
Dilar Dirik, sözlerini şöyle tamamladı: “Jineolojî doğru anlaşılırsa, dünyanın bütün kadınlarıyla yeni, farklı ve yaratıcı ilişkiler geliştirmenin zemini olabilir. Kendi içine kapanmayan, dar sınırlar içerisinde kalmayan, yaratıcılığa alan açan bir çalışma hâline gelebilir. İnsanlığın en temel değerlerinin yeniden örgütlendirilmesi ve yeniden yaratılması açısından önemli bir zemin oluşturabilir.
Bu nedenle Jineolojî’nin yalnızca bir düşünce olarak değil, farklı bir yaşamın kurulmasına hizmet eden bir yaklaşım olarak geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum.”