GÖRÜNTÜLÜ

Kira Legerhausen: Jineolojî çalışmalarında yeni bir inşa sürecine girdik

Avrupa Jineolojî Konferansı’na katılan Jineolojî Akademisi Üyesi Kira Legerhausen, Avrupa’da 12 yıldır yürütülen çalışmaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Yeni bir inşa, değişim ve dönüşüm sürecine girdik” dedi.

KIRA LEGERHAUSEN

Hollanda’nın Haelen kentinde “Demokratik ve komünal yaşamın inşasında Jineolojî’nin rolü” temasıyla düzenlenen Avrupa Jineolojî Konferansı’na katılan Jineolojî Akademisi Üyesi Kira Legerhausen, Jineolojî’nin Avrupa’daki 12 yıllık deneyimini, konferansta yürütülen tartışmaları ve yeni dönemde geliştirilmesi hedeflenen çalışmaları ANF’ye değerlendirdi.

Almanya’dan konferansa katılan Kira Legerhausen, Avrupa’da Jineolojî çalışmalarının yeni bir aşamaya ulaştığını belirterek, bugüne kadar geliştirilen yöntemlerin, araştırmaların ve örgütlenme biçimlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

‘YENİ BİR İNŞA, DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM SÜRECİNDEYİZ’

Avrupa Jineolojî Konferansı’nın gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Kira Legerhausen, Avrupa’daki çalışmaların 12 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu hatırlattı.

Legerhausen, şöyle konuştu: “Bu konferansı gerçekleştirme imkânı bulduğumuz için çok mutluyum. Ben Kira, Almanya’dan geldim. Avrupa’daki Jineolojî çalışmaları açısından çok önemli bir sürece girdik. Bu, yeniden inşa, değişim ve dönüşüm sürecidir. Bizim için de son derece önemlidir.

Avrupa’da 12 yıldır Jineolojî çalışmaları yürütüyoruz. Bu süreçte birçok şey yarattık, farklı yol ve yöntemler denedik. Almanya, Fransa, İspanya ve başka birçok ülkede çalışmalar gerçekleştirdik. Jineolojî kendisini farklı alanlara ulaştırdı.

Şimdi yöntemlerimizi, tezlerimizi ve çalışmalarımızı yeniden değerlendirmek istiyoruz. Daha önce ortaya koyduğumuz perspektifler doğrultusunda bazı değişiklikler yapmayı hedefliyoruz.”

‘ÇALIŞMALARIMIZI HEM GENİŞLETMEK HEM DERİNLEŞTİRMEK İSTİYORUZ’

Avrupa’da Jineolojî’nin gelişim sürecine değinen Kira Legerhausen, Paris, Stockholm ve Köln’de düzenlenen konferansların farklı toplumsal kesimlere ulaşılması açısından önemli olduğunu belirtti.

Konferanslar aracılığıyla aktivistler ve farklı halklardan kadınlarla ilişkiler geliştirildiğini ifade eden Legerhausen, yeni dönemde çalışmaların yöntemlerinin de değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

Legerhausen, şöyle devam etti: “Paris’te, Stockholm’de ve Köln’de konferanslar düzenlendi. Bu konferanslarla birçok insana, aktiviste ve farklı kesimlere ulaştık.

Şimdiye kadar yürüttüğümüz çalışmaların yöntemlerini yeniden değiştirmek istiyoruz. Çalışmalarımızı hem daha geniş alanlara yaymak hem de daha derinleştirmek istiyoruz.

Artık komünlerden söz ettiğimiz bir aşamaya geldik. Komün ne anlama geliyor? Komün, insanların bir araya gelerek kendi sorunlarını tartışması ve bu sorunlara ortak çözümler geliştirmesi anlamına geliyor.

Jineolojî’nin temel görevlerinden biri de budur. Kadınların toplumsal sorunlarına çözüm üretmek ve aynı zamanda bu sorunların nedenlerini araştırmak.”

‘KADINLARIN YAŞADIĞI SORUNLARI YERİNDE ARAŞTIRMALIYIZ’

Jineolojî’nin kadınların karşılaştığı sorunların tarihsel ve toplumsal nedenlerini araştırması gerektiğini belirten Kira Legerhausen, Avrupa’nın farklı ülkelerinde yürütülen araştırmaların yerel düzeyde geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.

Legerhausen, şöyle konuştu: “Bugün içinde bulunduğumuz duruma nasıl geldik? Kadınlar neden bu sorunlarla karşı karşıya? Bunları araştırmamız gerekiyor.

Avrupa’nın farklı ülkelerinde çok sayıda araştırma yürütüldü. Ancak artık kentlerde yaşayan kadınların hangi sorunlarla karşı karşıya olduğunu, yaşam koşullarını ve ihtiyaçlarını daha yakından anlamak istiyoruz.

Bu araştırmaları sürdürürken topluma ulaşmak için farklı yöntemler de geliştirmeliyiz. Kültür ve sanat kurumlarıyla daha fazla çalışmak, genç kadınlarla ilişkilerimizi güçlendirmek istiyoruz.”

‘SANAL MEDYANIN GENÇ KADINLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ ARAŞTIRILMALI’

Genç kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çeken Kira Legerhausen, teknolojik gelişmelerin ve sanal medyanın kadınların yaşamında önemli etkiler yarattığını belirtti.

Kadın katliamlarının da Avrupa’da önemli toplumsal sorunlardan biri olduğunu söyleyen Legerhausen, bu sorunların çözümü için farklı kurumlarla ortak çalışmalar yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Legerhausen, şunları söyledi: “Genç kadınlar birçok sorunla karşı karşıya kalıyor. Teknolojinin çok geliştiği bir dönemde yaşıyoruz. Sanal medya genç kadınlar üzerinde çok büyük etkiler yaratıyor. Bu da önemli bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Aynı zamanda kadın katliamları yaşanıyor. Avrupa’nın farklı kentlerinde ve ülkelerinde bu sorunlarla karşılaşıyoruz.

Bu nedenle artık çözümler geliştirmemiz gerekiyor. Bunun için başka kurumlarla birlikte çalışmalıyız. Kadınların toplumsal sorunlarının neler olduğunu anlamalı ve bunları nasıl değiştirebileceğimizi tartışmalıyız.”

‘JİNEOLOJÎ ARAŞTIRMA KOMÜNLERİ KURMAK İSTİYORUZ’

Jineolojî çalışmalarının komünal örgütlenme temelinde geliştirilmesi gerektiğini belirten Kira Legerhausen, araştırma komünlerinin yanı sıra kültür ve sanat alanında da yeni örgütlenmeler oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

Legerhausen, şöyle konuştu: “Jineolojî olarak araştırma komünleri oluşturmak istiyoruz. Belki kültür ve sanat komünleri de kurabiliriz. Farklı yöntemlerle yeni çalışmalar yaratmak ve bunları kalıcı hâle getirmek istiyoruz.

İçinde bulunduğumuz süreçte bu çalışmalar büyük önem taşıyor. Dünyanın her yerinde krizlerin ve kaosun yaşandığını görüyoruz.

Belki artık biraz durup yeniden başlamamız, kendimizi yeniden oluşturmamız gerekiyor. Bunun için öncelikle kendi sorunlarımızı anlamalıyız.”

‘SORUNLARIN KÖKENİNİ TARİHTE VE ERKEK EGEMEN SİSTEMDE ARAMALIYIZ’

Kadınların yaşadığı sorunların tarihsel gelişimle bağlantılı olduğunu belirten Kira Legerhausen, kapitalist ve erkek egemen sistemin bu sorunların ortaya çıkmasındaki rolünün araştırılması gerektiğini söyledi.

Legerhausen, şöyle devam etti: “Öncelikle kendi tarihimize bakmalıyız. Tarihte neler yaşadık, bugünkü duruma nasıl geldik? Bunları anlamamız gerekiyor.

Bugün yaşadığımız sorunlar hem tarihimizle hem de içinde bulunduğumuz kapitalist ve erkek egemen sistemle bağlantılıdır.

Önder Apo da toplumdaki ilk kırılmanın kadın ile erkek arasındaki iş bölümünün oluşturulmasıyla ortaya çıktığını belirtiyor. Erkek egemen sistemin gelişmesi bu sorunları derinleştirdi.

Bu nedenle hem tarihimizi incelemeli hem de sorunları doğru anlamalıyız. Ancak çözümü de toplumun içinde aramalıyız.

Çevremizde, komşularımızla, komünlerimizle, arkadaşlarımızla ve ailelerimizle birlikte çözüm geliştirebiliriz.”

‘DEMOKRATİK AİLE VE ERKEĞİN DÖNÜŞÜMÜ ÖNEMLİ’

Konferansta düzenlenen yedi atölyeden birinin aile konusuna ayrıldığını belirten Kira Legerhausen, demokratik aile tartışmalarının özellikle diaspora koşullarında önem taşıdığını ifade etti.

Almanya’da doğup büyüdüğünü ve anne babasının da Almanyalı olduğunu belirten Legerhausen, aile ilişkilerinin farklı toplumsal ve kültürel koşullarda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Legerhausen, şöyle konuştu: “Bu konferansta yedi atölye düzenledik. Bunlardan biri aile konusunu ele aldı. Çünkü hepimiz bir ailede doğduk ve büyüdük. Bu nedenle aileyi doğru anlamamız gerekiyor. Ben Almanya’da büyüdüm. Annem ve babam da Almanyalı. Kendi aile ilişkilerimi yeniden anlamam gerekiyor.

Ancak diasporada yaşayan Kürt ve Êzidî toplumları açısından farklı sorunlar var. Ülkelerinden göç etmek zorunda kalan, topraklarından uzak yaşayan insanlar aile içinde de birçok sorunla karşılaşıyor.

Bu nedenle aile konusunu daha fazla tartışmamız gerekiyor. Konferansta bu konuyu ele aldık ve bundan sonra da üzerinde daha fazla durmak istiyoruz.”

‘ERKEĞİN DÖNÜŞÜMÜNE YÖNELİK ÇALIŞMALAR GELİŞTİRİLMELİ’

Demokratik aile tartışmalarının temel başlıklarından birinin erkeğin dönüşümü olduğunu belirten Kira Legerhausen, bu konuda daha önce yürütülen tartışmaların somut çözümlere dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.

Legerhausen, “Önemli konulardan biri de erkeğin değişimi ve dönüşümüdür. Daha önce de erkeği öldürme ve erkeğin dönüşümü üzerine tartışmalar yürüttük. Ancak bugüne kadar bu konuda yeterli çözümler geliştiremedik. Bu nedenle bundan sonra bu konu üzerinde daha fazla durmamız gerekiyor” dedi.

‘ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ GELECEĞİ BELİRLİYOR’

Konferansın bir diğer önemli başlığının pedagoji olduğunu belirten Kira Legerhausen, gençlerin ve çocukların eğitiminin Jineolojî çalışmalarında temel bir yere sahip olması gerektiğini söyledi.

Legerhausen, şöyle konuştu: “Konferansımızın bir diğer konusu da pedagojiydi. Gençlerin eğitimi ve özellikle çocukların eğitimi çok önemli. Çünkü çocuklar geleceğimizdir. Çocukların nasıl eğitildiği geleceğin nasıl şekilleneceğini de belirler. Bu nedenle Jineolojî olarak eğitimde hangi yol ve yöntemlerin geliştirilmesi gerektiğini tartışmalıyız.

Hangi yöntemlerle hedeflerimize ulaşabiliriz? Yalnızca farklı ülkelerdeki insanlara değil, kendi toplumumuza ve çevremizde yaşayan insanlara nasıl ulaşabiliriz?

Örneğin komşularımızla nasıl ilişki kurabiliriz? Bu da aslında pedagojik bir meseledir.

Bu nedenle eğitim çalışmalarımızı yeniden değerlendirmeli, hangi aşamaya geldiğimizi ve bundan sonra nasıl ilerleyebileceğimizi belirlemeliyiz.”

‘KADINLARIN YAZILMAYAN TARİHİNİ AÇIĞA ÇIKARMALIYIZ’

Konferansta kültür ve sanat alanındaki çalışmaların da ele alındığını belirten Kira Legerhausen, kadınların tarihinin ve mücadele deneyimlerinin araştırılmasının önemine dikkat çekti.

Kadın tarihinin büyük ölçüde erkek egemen bir anlayışla yazıldığını ifade eden Legerhausen, kadınların deneyimlerinin stranlar, kültürel anlatılar ve sanat çalışmaları aracılığıyla açığa çıkarılabileceğini söyledi.

Legerhausen, şöyle konuştu: “Konferansta ele aldığımız bir diğer konu da kültür ve sanattı. Kadınların hafızası, kadın tarihi ve bu tarihin mücadeleyle ilişkisini tartıştık.

Amacımız kadınların tarihini daha iyi anlamak. Çünkü kadınların tarihi büyük ölçüde yazılmadı. Belki bunun için gerekli imkânlar yoktu. Ancak tarih çoğunlukla egemenler tarafından yazıldı. Devletleri yöneten erkekler kendi tarihlerini yazdılar.

Kadınların, ezilenlerin ve mücadele edenlerin tarihi ise yeterince yazılmadı. Bu nedenle bu tarihi yeniden aydınlatmamız gerekiyor. Kültür ve sanat çalışmaları, stranlar ve sözlü anlatılar bu konuda önemli bir kaynak olabilir. Örneğin stranlarda kadınların tarihi nasıl ortaya çıkıyor? Bu, Jineolojî açısından çok önemli bir araştırma alanıdır.”

‘DİL VE KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİK KORUNMALI’

Kültürel çeşitliliğin korunmasının önemine dikkat çeken Kira Legerhausen, Almanya’daki ulus-devlet anlayışının farklı diller ve kültürler üzerindeki etkilerine değindi.

Legerhausen, şöyle konuştu: “Almanya bir bakıma dillerin ve kültürlerin mezarlığı olarak da değerlendirilebilir. Çünkü ulus-devlet anlayışıyla birçok şey tekleştirildi.

Farklı kültürler ve gelenekler büyük ölçüde görünmez hâle geldi. Bugün bazı eski gelenekler ve kültürel unsurlar da sağcı ve faşist çevreler tarafından kendi anlayışları doğrultusunda öne çıkarılıyor.

Jineolojî olarak bizim görevlerimizden biri de bu kültürel değerleri devrimci bir perspektifle yeniden görünür kılmaktır.”

‘HERKES JİNEOLOJÎ’Yİ KENDİ ÇALIŞMASININ BİR PARÇASI OLARAK GÖRMELİ’

Jineolojî’nin yalnızca bu alanda çalışan kişilerin sorumluluğunda olmaması gerektiğini belirten Kira Legerhausen, konferansa katılan herkesin Jineolojî’yi kendi toplumsal çalışmalarında kullanabileceği bir yöntem olarak değerlendirmesinin önemine dikkat çekti.

Legerhausen, şöyle konuştu: “Önemli olan herkesin Jineolojî’yi kendi görevi ve sorumluluğu olarak görmesidir. Bu değişimi nasıl gerçekleştirebiliriz? Temel sorulardan biri budur.

Jineolojî’yi farklı kurumlara ve farklı kadın çalışmalarına nasıl ulaştırabiliriz? Onların da kullanabileceği bir yol, yöntem ve araç hâline nasıl getirebiliriz?

Ben doğrudan Jineolojî çalışmaları yürütüyorum. Ancak bu konferansa katılan birçok kişi de bu mücadelenin bir parçası olmak istiyor.

Jineolojî’nin hedeflerine ulaşabilmesi için konferansa katılan herkesin bu yaklaşımı kendi yöntemi ve çalışma aracı olarak görmesi gerekiyor.”

‘KOMÜNLERLE YENİ ÖRGÜTLENME MODELLERİ GELİŞTİRİLEBİLİR’

Konferansın temel amaçlarından birinin gelecek döneme ilişkin ortak planlamalar oluşturmak olduğunu belirten Kira Legerhausen, Avrupa’nın bazı ülkelerinde Jineolojî komünlerinin kurulduğunu söyledi.

Bu komünlerde enternasyonalist kadınların önemli bir yer tuttuğunu belirten Legerhausen, Rojava Devrimi’nin Avrupa’daki kadın hareketleri üzerinde yarattığı etkiye dikkat çekti.

Legerhausen, sözlerini şöyle tamamladı: “Çalışmalarımızı yeniden nasıl örgütleyebileceğimizi düşünmeliyiz. Bu konferansın amaçlarından biri de budur.

Birlikte tartışarak gelecek için hangi planlamaları ve projeleri geliştirebileceğimizi ortaya çıkarmak istiyoruz. Avrupa’nın bazı ülkelerinde Jineolojî komünleri kuruldu. Bu komünlerde çoğunlukla enternasyonalist arkadaşlarımız yer alıyor. Özellikle Avrupa’da Rojava Devrimi’nin etkisi çok büyük oldu. 2011-2012 yıllarından sonra Avrupa’daki enternasyonalist çalışmalar önemli ölçüde gelişti.

Enternasyonalist arkadaşlarımızın ilgisi çok arttı. Çünkü onlar da kendi toplumsal sorunlarına çözüm arıyor ve Rojava Devrimi’nden ilham alıyorlar.”