Hollanda’nın Haelen kentinde düzenlenen Avrupa Jineolojî Konferansı’na katılan gazeteci Meral Çiçek, Avrupa’da son 10 yılda yürütülen eğitim çalışmalarını, konferansta öne çıkan tartışmaları ve yeni dönemde geliştirilmesi gereken çalışmaları ANF’ye değerlendirdi.
Jineolojî’nin kadınların bilgiye ve öğrenmeye yaklaşımında önemli değişimler yarattığını belirten Meral Çiçek, yeni dönemde toplumsal sorunların araştırılmasıyla çözüm yollarının geliştirilmesinin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Kadın örgütleriyle ilişkilerin ve ortak projelerin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
‘BİLGİ YAŞAMIN BÜTÜN ALANLARINDA GİZLİDİR’
Jineolojî’nin Avrupa’da kamplar, seminerler, çalıştaylar ve konferanslar aracılığıyla yürüttüğü eğitim faaliyetlerinin yöntemsel zenginliğine dikkat çeken Meral Çiçek, bu çalışmaların kadınlarda farklı bir sorgulama biçimi geliştirdiğini belirtti.
Eğitimin yalnızca bilgi aktarımı olarak ele alınmadığını ifade eden Meral Çiçek, Jineolojî’nin hem mevcut bilgiyi sorgulattığını hem de bilgi kaynaklarına ilişkin bakış açısını değiştirdiğini söyledi: “Sadece resmî eğitim kurumlarını ya da yazılı kitapları bilginin öncelikli kaynakları olarak ele almak değil, bilginin aslında yaşamın bütün alanlarında gizli olduğunu göstermek.
Dolayısıyla iki insan arasındaki ilişki de bir bilgi kaynağıdır. Bizim kendi kültürümüz de bir bilgi kaynağıdır, hatta asli bilgi kaynağıdır. Annelerimizden, çocuklarla ilişkilerden, kadınlarla ilişkilerden, erkeklerle ilişkilerden, bir bütün olarak toplumsal ilişkilerden, insanın doğayla ilişkisinden öğrenebiliriz.”
Yaşamın içindeki bilgi kaynaklarını görmeyi öğrenmek gerektiğini vurgulayan Meral Çiçek, Jineolojî’nin eğitim çalışmalarıyla çok sayıda kadına farklı düşünme, sorgulama ve öğrenme biçimleri gösterdiğini ifade etti.
‘TESPİTLER PRATİK POLİTİKAYA DÖNÜŞMELİ’
Güncel koşullar ve ihtiyaçlar değerlendirildiğinde Jineolojî’nin yeni dönemde en fazla yönelmesi gereken alanın toplum olduğunu belirten Meral Çiçek, bunun geçmişte toplumla ilgili çalışmalar yürütülmediği anlamına gelmediğinin altını çizdi.
Kapitalist modernitenin derinleştirdiği krizlerin, Kürt toplumundaki değişimlerin ve toplumsal ihtiyaçların daha somut bir perspektif gerektirdiğini söyleyen Meral Çiçek, şöyle konuştu: “Burada yaşanan toplumsal sorunları daha fazla odağa almak, ama sadece tarihsel veya toplumsal olarak araştırmak değil, aynı zamanda bunun çıkış yollarını göstermek, onun işaretlerini ortaya koymak gerekiyor.”
Başta kadınların yaşadığı sorunlar olmak üzere toplumsal sorunların daha derinlikli araştırılması, anlaşılır kılınması ve tespitlerin pratik politikalara dönüştürülmesi gerektiğini belirten Meral Çiçek, Avrupa’daki Kürt kadınlarının yanı sıra farklı halklardan kadınların da buna ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Meral Çiçek, toplumsallığı merkezine alan bir bilim yaklaşımının yalnızca kurumsal ilişkilerle sınırlı kalamayacağını, kadın kitle örgütleri ve farklı kadın yapılarıyla ortak hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.
‘KADINLARA ULAŞMAK İÇİN TEK BİR YÖNTEM YETERLİ DEĞİL’
Kürt kadınlarına, Avrupalı kadınlara ve Avrupa’da yaşayan farklı göçmen topluluklardan kadınlara ulaşmak için çeşitli yöntemlerin geliştirilmesi gerektiğini belirten Meral Çiçek, konferansta bu alandaki deneyimlerin de paylaşıldığını söyledi.
Jineolojî atölyelerinin süreklilik içinde yürütülmesinin önemine dikkat çeken Meral Çiçek, çalıştayların, topluma açık panellerin, seminerlerin ve toplantıların araştırma sonuçlarını toplumla buluşturmak için kullanılabileceğini ifade etti. Dijital medyanın da daha etkili değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Avrupa’da kadın araştırmaları açısından güçlü bir kurumsal zemin bulunduğuna işaret eden Meral Çiçek, üniversitelerdeki kadın araştırmaları enstitüleri ve toplumsal cinsiyet merkezlerinin yanı sıra bağımsız araştırma merkezleri ve akademilerle ilişkilerin geliştirilmesini önerdi.
Bu ilişkilerin karşılıklı öğrenmeyi esas alması gerektiğini belirten Meral Çiçek, hem Jineolojî perspektifinin daha fazla tanıtılabileceğini hem de farklı deneyimlerden beslenilebileceğini söyledi.
‘JİNEOLOJÎ HEPİMİZİNDİR’
Jineolojî’nin kadın buluşmalarında ve mücadele alanlarında yalnızca kurumsal bir kimlik olarak değil, bir perspektif olarak da daha fazla temsil edilmesi gerektiğini vurgulayan Meral Çiçek, bu konuda kadın hareketinin de eksiklikleri bulunduğunu belirtti.
Konferansta bu eksikliklere ilişkin eleştiri ve özeleştirilerin yapıldığını ifade eden Meral Çiçek, şöyle konuştu: “Jineolojî sadece kurumsal bir kimlik değildir. Bu, işin bir boyutudur. Ama sonuçta kadın ve yaşam bilimi ya da özgür yaşamın bilgisini üreten bir bilim olarak Jineolojî hepimizindir. Dolayısıyla hepimiz tarafından temsil edilmesi gerekiyor.”
Avrupa’daki Kürt Kadın Hareketi’nin bütün bileşenlerinin bu konuda sorumluluk taşıdığını belirten Meral Çiçek, Jineolojî perspektifinin kişilikte ve çalışmalarda daha bütünlüklü biçimde geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Meral Çiçek, bu yaklaşımın Kürt kadınlarına daha doğrudan ulaşmanın yanı sıra Avrupalı ve göçmen kadınlarla ortak mücadele zeminini güçlendirebileceğini ifade etti.
‘YALNIZCA SORUNLARI TANIMLAMAK DEĞİL, ÖZGÜR YAŞAMIN BİLGİSİNİ ÜRETMEK’
Jineolojî’nin feminizmle ilişkisini ve farklılığını da değerlendiren Meral Çiçek, feminist kuramların ve kadın araştırmalarının Jineolojî açısından önemli kaynaklar olduğunu belirtti.
Meral Çiçek, temel fark olarak gördüğü noktayı şu sözlerle anlattı: “Bence en temel nokta, sadece tarihi veya günümüzü araştırmak, incelemek, açığa kavuşturmakla sınırlı kalmaması; aynı zamanda özgür yaşamın bilgisini de üretme iddiasında olmasıdır.”
Kadın gerçeğinin yalnızca belirli bir dönem veya coğrafyayla sınırlı ele alınmaması gerektiğini söyleyen Meral Çiçek, Jineolojî’nin en eski tarihsel katmanlardan başlayarak kadın varlığını toplumsal gerçekliğiyle birlikte anlamaya çalıştığını ifade etti. Kadın arkeolojisi yönteminin de bu yaklaşımın bir parçası olduğunu belirtti.
Önder Apo’nun konferansa sunduğu perspektifteki “toplumun sırtındaki hançer” metaforuna dikkat çeken Meral Çiçek, “Kadın köleliği toplumun sırtındaki hançerdir. Dolayısıyla onu söküp atmadan hiçbir toplumsal sorun çözülemez” dedi.
Meral Çiçek, bu yaklaşımın yalnızca kadın köleliğini açığa çıkarmayı değil, onu ortadan kaldırmayı ve özgür yaşamı inşa etmeyi de hedeflediğini vurguladı.
‘KADIN KAZANIMLARINA YÖNELİK SALDIRILARA KARŞI ORTAK PERSPEKTİF GEREKİYOR’
Kadın hareketleriyle daha yakın ilişkiler kurulması ve ortak bir perspektif geliştirilmesi gerektiğini belirten Meral Çiçek, dünyanın farklı bölgelerinde kadınların iradesine, örgütlülüğüne ve kazanımlarına yönelik sistematik saldırılar yaşandığını söyledi.
Rojava ve Kuzey ve Doğu Suriye’de kadın devriminin kazanımlarına yönelik saldırılara, Afganistan’da kadınların yaşamın dışına itilmesine ve Avrupa’daki kadın katliamlarına dikkat çeken Meral Çiçek, kadın kırımının bu bütünlük içinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Meral Çiçek, şöyle konuştu: “Dünya kadın hareketleri olarak ne yapacağız? Hem varlığımızı nasıl savunacağız, toplumsallığımızı nasıl savunacağız hem de buna karşı nasıl etkili mücadele yürüteceğiz? Sorun sadece bir şeyi reddetmek, bir şeye karşı direnmek değil.
Oradan nasıl çıkacağız? O gerçeği nasıl söküp atacağız ve onun yerine özgür yaşamı nasıl inşa edeceğiz? Jineolojî bunun bilimidir. Bu bilim sadece bir toplumla sınırlı değildir. Sadece Kürt kadınları ya da Kürt toplumu için geliştirilmiş bir bilim değildir.”
Jineolojî’nin beslendiği yerel deneyimlerle evrensel sorunlar arasında bağ kurduğunu belirten Meral Çiçek, bu nedenle farklı halklardan kadınlara hitap etme potansiyeli taşıdığını söyledi.
‘AKADEMİLEŞME KARARI YENİ AÇILIMLAR İÇİN ÖNEMLİ’
Jineolojî çalışmalarının Avrupa ve Kürdistan’ın dışında da geliştiğini belirten Meral Çiçek, Mısır’da bir kurumlaşmaya gidildiğini, Abya Yala’da kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.
Asya’daki kadın çalışmalarının, özellikle sömürgeciliği aşmaya yönelik teorik ve pratik deneyimlerinin önemli olduğunu söyleyen Meral Çiçek, Afrika ve ABD dahil farklı coğrafyalardaki kadın hareketleriyle temasların artırılması gerektiğini vurguladı.
Bu açılımların kurumsal zemininin de güçlendirilmesi gerektiğini belirten Meral Çiçek, konferansta alınan akademileşme kararını önemli bulduğunu söyledi.
Meral Çiçek, sözlerini şöyle tamamladı: “Ben bu anlamda umutluyum. Bu konferanstan sonraki süreçte Avrupa’daki Jineolojî Akademisi’nin ya da kurulacak diğer akademilerin bu anlamda güçlü bir rol oynayabileceğine inanıyorum.”