Rojava’da halk, kadınlar ve sivil toplum kuruluşları, müfredatta Kürtçe eğitimin sınırlandırılması girişimlerine karşı ayağa kalktı. Bölge halkı ve bileşenleri, ana dilde eğitimin temel bir hak olduğuna ve siyasi pazarlıklara kurban edilmesinin asla kabul edilemeyeceğini vurguluyor.
Kongra Star, yayımladığı yazılı açıklamayla Kürtçe eğitimin kısıtlanmasına yönelik politikalara tepki gösterdi.
Açıklamada, Kürtçenin müfredata “ulusal dil” olarak dahil edilmesinin önemli bir adım olduğu, ancak bunun haftada üç-dört saat ile sınırlandırılmasının ya da seçmeli derse dönüştürülmesinin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceği vurguland
Kongra Star, Kürt halkının yıllardır eski rejimin inkar ve asimilasyon politikaları altında kaldığını; 1962 Hesekê nüfus sayımıyla binlerce Kürt’ün vatandaşlıktan çıkarıldığını, kimliklerinin ve kültürlerinin baskı altına alındığını hatırlattı. Kongra Star, Rojava Devrimi’nin bu tarihi inkarı tersine çevirdiğini ve 2012’den bu yana ana dilde eğitimin günlük yaşamın temel bir parçası haline geldiğini belirtti.
Bu kısıtlamanın çocuklar üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çeken Kongra Star, şu ifadeleri kullandı: “Yıllardır kendi diliyle öğrenim gören bir çocuğun dilinin birdenbire haftada sadece birkaç saatle sınırlandırılması, eğitimin sürekliliğini ve çocuğun psikolojik güvenliğini olumsuz etkileyebilir.”
Ayrıca Kongra Star, kadınların ana dilin korunması ve nesilden nesile aktarılmasındaki rolünün çok kritik olduğunu, Kürtçenin kısıtlanmasının aynı zamanda kadınların taşıdığı toplumsal hafızaya yapılmış bir müdahale olduğunu vurguladı.
Açıklamanın devamında, demokratik ve çok sesli bir Suriye’nin inşası için Kürt halkının kimliğinin ve dilinin tanınması gerektiği vurgulanarak şunlar eklendi: “Gerçek entegrasyon kimliklerden vazgeçmek değildir; eşit kimliklerin ortak bir yaşam inşa etmesidir. Birlik, eşitlik ve halkların özgür iradesi temelinde olmalıdır.”
Kongra Star taleplerini şu maddelerle sıraladı: “Kürtçe, koşulsuz bir şekilde anayasal ve resmi statüye sahip bir dil olmalıdır. Kürtlerin yaşadığı bölgelerde ana dilde eğitim tamamen güvence altına alınmalıdır. Çocuklar tüm müfredatı ana dillerinde öğrenmelidir; bu hak siyasi müzakerelere bağlanamaz.”
Açıklamanın sonunda tüm kadınlara mücadele çağrısı yapılarak ana dillerinden ve kazanımlarından asla vazgeçmeyecekleri vurgulandı.