Yargıya bağlı Mizan Online haber ajansının aktardığına göre, idam edilen Ebulfazl Sepahi ve Amir-Huseyin Safari, "silah taşıyarak halk arasında korku ve panik yaratmak" suçlamasıyla "moharebeh" (Allah’a karşı savaş açmak) ve kamu düzeni ile ülke güvenliğini ciddi şekilde bozdukları gerekçesiyle "yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak" suçlarından ölüm cezasına çarptırılmıştı.
İran'da idam cezalarının, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in başlattığı askeri operasyonun ardından arttığı belirtiliyor. Son dönemde infaz edilen kişilerin önemli bir bölümünün, hükümet karşıtı gösterilere katıldıkları gerekçesiyle mahkûm edildiği ifade ediliyor.
Ülkede aralık ayı sonunda hayat pahalılığına tepki olarak başlayan protestolar, kısa sürede hükümet karşıtı geniş çaplı gösterilere dönüşmüş, eylemler ocak ayının ilk haftasında zirveye ulaşmıştı.
İran yönetimi olaylarda 3 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini kabul ederken, ölümleri ABD ve İsrail'in desteklediğini öne sürdüğü "terör eylemlerine" bağladı. Yurt dışında faaliyet gösteren insan hakları örgütleri ise güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu binlerce kişinin katledildiğini belirtiyor.
Uluslararası Af Örgütü başta olmak üzere birçok insan hakları kuruluşuna göre İran, Çin'in ardından dünyada idam cezasını en fazla uygulayan ülke konumunda bulunuyor.
Norveç merkezli Iran Human Rights ile Paris merkezli “Ensemble contre la peine de mort” (ECPM) verilerine göre, İran'da 2025 yılında en az 1.639 kişi idam edildi. Bu sayı, 1989'dan bu yana kaydedilen en yüksek infaz rakamı olarak değerlendiriliyor.