‘AYM’nin kararı, kadınların boşanırlarsa daha çaresiz hissetmelerine sebep olabilir’

AYM’nin süresiz nafaka düzenlemesini iptal etmesini değerlendiren Kadın Savunma Ağı’ndan Gamze Çetintepe, “Karar, kadınların boşanırlarsa daha çaresiz hissetmelerine sebep olabilir” dedi.

SÜRESİZ NAFAKA

Anayasa Mahkemesi (AYM), 4 Haziran 2026’da Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 175’inci maddesinde yer alan ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin diğer eşten “süresiz olarak” nafaka talep edebilmesine olanak sağlayan düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. İptal kararının gerekçesi 30 Eylül’de Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararın yürürlüğe girmesi ise dokuz ay ertelenerek 30 Haziran 2027 olarak belirlendi.

AYM’nin kararını ANF’ye değerlendiren Kadın Savunma Ağı’ndan Gamze Çetintepe, kararın gerekçesinde nafaka ödeyen erkeklerin nasıl “mağdur” konumuna getirildiğine dikkat çekildiğini belirtti. Gamze Çetintepe, kadınların kazanılmış haklarının geri alındığını ve kadın emeğinin görünmezleştirildiğini ifade etti.

Gamze Çetintepe, kararın dayanak noktasının, kadınların erkeklerin hakkı olan bir şeyi onlardan “koparmaya” çalıştığı ve bu durumun erkekler açısından mağduriyet yarattığı yönündeki anlatı olduğunu söyledi.

Kararı aynı zamanda boşanmaları zorlaştırma, evliliğe teşvik ve doğum oranlarını artırma gibi “Aile 10 Yılı” politikalarıyla uyumlu bir şekilde, kadınları sömürü ve şiddet dolu ailelere hapsetmek için yapılan propagandanın bir parçası olarak değerlendiren Gamze Çetintepe, kararın gerekçesine değinerek şunları söyledi:

“Kararın gerekçesi diyor ki: ‘İtiraz konusu kural nedeniyle yoksulluk nafakası ödeme yükümlülüğünün kişinin hayatının sonuna kadar devam edebileceği, bu durumun kişinin yeniden evlenmesine, mülk edinmesine, doğacak yeni çocuklarını korumasına engel oluşturacağı, bu nedenle kuralın kişinin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı ile mülkiyet hakkına ölçüsüz sınırlama getirdiği…’

Bahsedilen ölçüsüz sınırlama aylık ortalama 2000 TL’lik bir nafaka. Nafaka üzerinden bir tartışma yapılacaksa bu tartışma, nafakanın neden bu kadar yetersiz olduğu ve kadınların boşanma sonrasında yoksulluğa düşmesini önleyemediği konusunda olmalı.”

‘KADINLAR VAR OLAN HAKLARINDAN BİLE VAZGEÇMEK ZORUNDA BIRAKILIYOR’

Nafakanın uygulama kısmının, şu an konuştuğumuz kararın anlattığından çok daha farklı bir gerçeklikte yaşandığına dikkat çeken Gamze Çetintepe, “Nafaka miktarının yetersizliği dışında aslında bu miktarların bile ödenmemesi ya da erkeklerin ‘nafaka istemezsen sorun çıkarmam, boşanırım’ diyerek kadınları sömürü ve şiddet yuvalarından bir an önce kurtulabilmek için var olan haklarından bile vazgeçmek zorunda bırakması da oldukça yaygın durumlar” dedi.

Gamze Çetintepe, boşanma durumunda velayeti kendisine verilmemiş anne veya babanın, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve barınma gibi giderlerine mali gücü oranında katılması için ödediği maddi destek olan iştirak nafakasının dahi erkeklerin çoğu tarafından ödenmediğini ifade etti:

Gamze Çetintepe, “Pek çok erkek, çocukların bakımı için vermeleri gereken iştirak nafakasını bile ödemeyip evlilikten sonra da ortak sorumlulukların yükünü kadına yüklemeye devam ediyor. Erkeklerin özel hayatı ve mülk edinmesi için gösterilen hassasiyet, kadınların alması gereken nafakanın ödenip ödenmediğinin takibinin yapılması ve ödenmesinin sağlanması konusunda gösterilmiyor” diye konuştu.

‘ERKEKLERİN MAĞDURİYETİ, KADINLARI DAHA FAZLA SÖMÜREMEMELERİ’

Yasanın, evliliğe ve boşanmaya kadınların karşılıksız emeğini yok sayan bir bakışla yaklaştığını ve kadın düşmanı bir şekilde uygulandığını belirten Gamze Çetintepe, kararın asıl amacını ve boşanma oranları üzerindeki etkisini ise şöyle açıkladı:

“Kadınlar yine de gittikçe daha da artan oranlarda boşanıyorsa, bu kararla birlikte durumun değişeceğini söylemek doğru olmayabilir. Ama amaçlanan kesinlikle bu. Erkeklerin mağduriyeti dedikleri şey de bu: kadınları daha fazla sömürememeleri.

Yine de bu kararı, parçası olduğu bütün aileci politikalarla birlikte düşündüğümüzde, ülkede giderek artan yoksulluğu ve azalmayan cinsiyetçiliği de buna eklersek, kadınların boşanırlarsa tek başına nasıl hayatta kalacaklarına dair daha çaresiz hissetmelerine sebep olabilir.”

‘KADINLARIN BİR YANDAN ÇOCUKLARINA TEK BAŞLARINA BAKIM VERİRKEN BİR YANDAN İŞ BULMALARI BEKLENİYOR’

Nafakanın belirli bir süre sonra sona ermesinin kadınları çalışma hayatına yönelteceği yönündeki tutumları sorduğumuzda ise Gamze Çetintepe, bu söylemi de kadınların erkekleri mağdur ettiğini söyleyen propagandanın bir parçası olarak değerlendirdi. Kadınların boşandıktan sonra yoksulluğa düşmelerini ise şunları ifade etti:

“Oysa kadınlar, aylık 2000 liralık nafakalarla geçinebildikleri için ücretli işte çalışmıyor değil. Kadınların evlilikten sonra yoksulluğa düşmesinin sebebi ücretli ve ücretsiz emek sömürüsüyken, bu söylem bunun üstünü örtüp suçu kadınlara atmayı amaçlıyor. Kadınlar, evlilik içinde yıllarca karşılıksız emek verebilsinler diye ücretli işlerde çalışamıyor ya da esnek, yarı zamanlı güvencesiz işlerde çalışıyor.

Evlilikten sonra, yıllarca tam zamanlı işlerde çalışamamış kadınların; ülkede hiç işsizlik yokmuş gibi, işe alımlarda, iş yerlerinde ve maaşlarda cinsiyetçilik yokmuş gibi, bir yandan çocuklarına tek başına bakım verirken bir yandan hem kendilerini hem çocuklarını geçindirebilecekleri bir iş bulmaları bekleniyor.”

‘KADINLARI İSTİHDAMA KATMANIN YOLU NAFAKAYI KISITLAMAKTAN GEÇMİYOR’

Gamze Çetintepe, kadınları istihdama katmanın yolunun kadınların nafakasını kısıtlamaktan geçmediğini vurgulayarak şunları belirtti:

“Kadınların istihdama katılmasını sağlamak nafakayı kısıtlamakla olmaz. Kız çocuklarının evlendirilmesi yerine eğitime devam etmesini sağlamak, evlilik içinde karşılıksız emek yerine eşit iş bölümünü teşvik etmek, kadınları çocuk doğuran ve bakan hizmetkarlar olarak görmek yerine istihdamdaki cinsiyetçiliği, maaş eşitsizliğini önleyen politikalar yapmak, boşandıktan sonra eski eşleri tarafından ölümle tehdit edildikleri için evden çıkmaya bile korkmalarını ve ellerinde koruma kararlarıyla öldürülmelerini engellemekle olur.”

“Adım adım bütün haklarımızı elimizden almaya çalışan düşmanlığı görüyoruz” diyen Gamze Çetintepe, “Ailenin güvenliği diyerek kadınları ve LGBTİ+’ları baskılamaya, hayatımızı ataerkil yapılar ve kalıpların içine hapsetmeye çalışan saldırılara karşı mücadeleyi sürdüreceğiz” diye ekledi.