GÖRÜNTÜLÜ

Karayılan: Rojava Devrimi şehitlerin eseridir

Rojava şehitlerini anan Murat Karayılan, “Bu şehitler halkın değerleridir. Rojava Devrimi şehitlerin eseridir. Bizim görevimiz de, bütün yurtseverlerin, şehit ailelerin görevi de şehitlerin değerlerini korumaktır" dedi.

MURAT KARAYILAN

Halk Savunma Merkezi (HSM) Komutanlık Üyesi Murat Karayılan, özgürlük mücadelesinde farklı bölgelerde ve tarihlerde yaşamını yitiren Rojava şehitlerine ilişkin konuştu.

Şehit ailelerine ve Rojava halkı başta olmak üzere tüm Kürdistan halkına başsağlığı dileyerek konuşmasına başlayan Karayılan, Rojava Devrimi’nin şehitlerin mücadelesiyle ortaya çıktığını ifade etti. Rojava şehitlerinin Bakûr ve Başûr’da tarihi bir direniş sergileyerek yaşamını yitirdiğini vurgulayan Karayılan, bugün Rojava’da şehitlerin davasını daha fazla temsil etmeye, şehitlerin çizgisini daha fazla geliştirmeye ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

 


Rojava Devrimi’nin karşı karşıya olduğu siyasi gelişmelere ve bölgedeki yeni sürece dikkat çeken Karayılan, konuşmasında devrimin kazanımlarını yok etmeye yönelik girişimlere karşı uyarıda bulundu. Rojava’da elde edilen kazanımların şehitlerin mücadelesiyle ortaya çıktığını hatırlatan Karayılan, bu mirasın korunmasının yalnızca Kürt halkının değil, bölgedeki bütün halkların ortak sorumluluğu olduğunu belirtti. Mevcut koşullarda siyasi, toplumsal ve kültürel mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini kaydeden Karayılan, demokratik entegrasyonun karşılıklı kabul ve eşitlik temelinde geliştirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

HSM Komutanlık Üyesi Murat Karayılan’ın Rojava şehitlerine ilişkin mesajı şöyle:

“Rojava Kürdistanı’nda anmalarını gerçekleştirdiğimiz bütün değerli şehitlerimizi, şehit Çavreş Dêrsim, Amargî Kobanê ve Dildar yoldaş şahsında saygıyla, hürmetle anıyorum. Onlara verdiğimiz sözü bir kez daha yineliyoruz. Bu değerli kahramanların ailelerine, başta kahraman şehitlerin annelerine, babalarına ve bütün ailelerine; Dêrik’te, Cizîrê’nin genelinde, Kobanê’de ve Efrîn’de yaşayan bütün halkımıza ve Arap yoldaşlarımızın ailelerine başsağlığı diliyoruz. Bütün Kürdistan halkına başsağlığı diliyoruz. Bütün arkadaşların isimlerini burada dile getirmeyi uygun görmüyoruz. Zaten anmada arkadaşların isimleri ve yaşam öyküleri sunulacak. Adlarını andığımız bu üç arkadaşımızın bazı özellikleri var.

İlk olarak adlarını andığımız iki arkadaş kardeştir. Çavreş Dêrsim arkadaşın asıl adı Bozan Mistefa. 2022 yılında Garê’de şehit düşüyor. Amargî Kobanê arkadaşın asıl adı Mistefa Mistefa, o da 2024 yılında Metîna’da eyleme giderken şehit düşüyor. Bu iki arkadaş Kobanêlidir, Şêxî aşiretindendir. Babaları değerli yurtsever Casim, anneleri ise değerli anne Hedîle’dir. Onlara başsağlığı diliyorum, selamlarımı iletiyorum. Çok değerli iki yiğit yetiştirdiler. Her ikisi de gençti. Amargî, kendisi hakkında bilgi verirken abisinin daha önce şehit düştüğünü söylemiyor. İntikam almak için eyleme gidiyor ve böylece şehit düşüyor. Onurlu kahramanlardır. Böyle yiğitler yetiştirip büyüttüğünüz için var olun.

Dildar arkadaş, Fatma Ahmed. Bu arkadaş 2017 yılında Avaşîn’de şehit düşüyor. Babası şehit Qadir, 2011 yılında Kobanê’de şehit düşüyor. Erkek kardeşi şehit Çiya da 2013 yılında yine Rojava’da, Kobanê’de şehit düşüyor. Bu arkadaş da Kêtikî aşiretindendir. Yurtsever ve kahraman bir ailedir. Üç şehitleri var. Bu şehitleri ve onların şahsında şimdi anmaları yapılan bütün şehitleri bir kez daha saygıyla anıyoruz.

ROJAVA DEVRİMİ’NE KARŞI BİR KOMPLO YÜRÜTÜLDÜ

Daha önce belirttiğimiz gibi, diğer parçalardan gerilla saflarına katılım ilk olarak Rojava Kürdistanı’nda gelişiyor. Bizden önce Rojava Kürdistanı’ndaki halkımız şöyle diyordu; “Biz küçük kardeşiz. Rojava Kürdistanı zaten ovadır ve tek parça değil, üç parçadır. Biz burada savaşamayız. Ancak diğer parçalar kendilerini kurtarsınlar; onlar kurtulduktan sonra bizi de kurtarsınlar.” Yani böyle diyorlardı. Fakat hareketimizin çalışmaları, Önder Apo’nun çalışmaları bu düşünceyi boşa çıkardı. Önder Apo, “Hayır, devrimci olabilirsiniz. Kendinize inanın. Diğer parçaları kurtarmaya gidebilir, ardından geri dönüp kendinizi de kurtarabilirsiniz” dedi. Yani genel olarak, âdeta böyle söylendi. Önder Apo’nun emeğiyle orada devrimcilik geliştirildi.

Gerçekten de böyle oldu. Gördük; Rojava Kürdistanı’ndan gittiler, Kürdistan’ın her yerinde savaştılar, sonra da geri döndüler. Rojava Kürdistanı’nda savaştılar ve orayı özgürleştirdiler. Daha önce söylediğimiz gibi, Rojava Kürdistanı’nda katılım erken gerçekleşti. Ancak asıl kitlesel katılım 1987’de gerçekleşti ve ondan sonra giderek güçlendi. O dönemde Xebat Dêrik, Dîcwar Ruhanîkê, Mihêdîn ve Mistefa Gulo arkadaşlar; onlardan birkaç yıl sonra Nurettîn Sofî arkadaş. Başlangıçta Ömer arkadaş, Herekol arkadaş; yine Kobanêli Mahmut Kusî, Kobanêli Derwîş, Efrînli Rîfat Seydo arkadaş. Yine kadın arkadaşlar; Dicle Kobanê, Rûken Efrîn, Kobanêli Peyman, Nazê Abdî, Şîlan Kobanê, İsmail arkadaşın kız kardeşi Şervîn Dêrik ve Zeynep Efrîn arkadaşlar.

Rojavalı gençlerinin harekete böyle kitlesel katılımı, önemli gelişmeleri beraberinde getirdi. Yani yeni bir güç, yeni bir kaynak ortaya çıktı. Cevher, Önder Apo’nun fikir ve düşünceleriyle açığa çıktı. Bu, devrimin canlanmasında ve güçlenmesinde rol oynadı. Bilindiği gibi Rojava Devrimi’nin kendisi de şehitlerle gerçekleşti. Rojava Devrimi dünyada yankı buldu ve dünyanın birçok kesimi onda umut gördü. Bu nedenle çok sayıda enternasyonalist gelip katıldı. Çünkü sıradan bir devrim değildi. Ancak bu devrime karşı bir komplo yürütüldüğünü biliyoruz. Kuşkusuz hatalar ve eksiklikler oldu. Bunlar olmasaydı komplocuların yol ve yöntemlerinin önüne geçilebilirdi. Paris’te yapılan 5 Ocak Anlaşması ve 6 Ocak’ta Halep’e başlatılan saldırı sıradan şeyler değildi. Bunların tümü küresel güçlerin onayıyla gerçekleşti. Bu nedenle Önder Apo bunu ikinci bir komplo olarak yorumladı. Yani yaşanan olayları sıradan görmemek ve bu süreçte ortaya çıkan eksiklikleri de gözden kaçırmamak gerekir.

ADIM ADIM ROJAVA DEVRİMİ’Nİ YOK ETMEK İSTİYORLAR

Şunu bilelim; ne Kuzey’de ve Kürdistan’ın diğer parçalarında şehit düşen Rojavalılar ne de Rojava Devrimi’nin şehitleri boşa gitmiştir. Büyük ve tarihi bir sonuç ortaya çıkarmışlardır. Şehitlerin kanı boşa gitmemiştir. Bir eser yaratmıştır. Şimdi herkese düşen nedir? Şehitlerin yarattığı bu eseri korumaktır. Şehitlerin yarattıklarını nasıl koruyacağız? Bizim görevimiz, bütün yurtseverlerin görevi, şehit ailelerinin görevi budur. Yani şehitlerin yarattıklarını nasıl koruyacağız? Rojava Devrimi şehitlerin eseridir. Orada bir devrim gerçekleşti. Ancak söylediğimiz gibi bir komployla karşı karşıya kaldı. Bunun sonucunda bir anlaşma yapıldı, 29 Ocak Anlaşması. Bu anlaşma, eksiklikleri olsa da Rojava Kürdistanı’ndaki halkımızın birçok kazanımını koruyor. Fakat şimdi bakıyoruz, bunu hazmedemeyen çevreler var.

Zaten o zaman da bunu hazmedemediler ama kabul etmek zorunda kaldılar. Şimdi içini boşaltmak istiyorlar. Yavaş yavaş, çeşitli yol ve yöntemlerle, provokasyonlarla Rojava Devrimi’ni anlamsızlaştırmak istiyorlar. Bu dil meselesi, Hesekê’de ve Kobanê’de gerçekleştirilen uygulamalar, bunların hepsi bu çerçevede gerçekleşiyor. Bunların hepsi projedir. Bunun karşısında ne yapılmalı? Şimdi uzaktan baktığımızda bazı kişilerin yanılgıya düştüğünü görüyoruz. Her şeyden önce şunu söylemek gerekir; yeni koşullar doğru değerlendirilmeli ve kimse kendisini yanıltmamalıdır. Bu, “Ya savaş ya da kendinden vazgeç” yaklaşımı devrimci bir yaklaşım değildir. Hiçbir devrim düz bir çizgi hâlinde sürekli ilerlemez veya sürekli yükselmez. Bazen gerilemesi de olur. Bunları görmek gerekir.

Bugünkü koşullara göre nasıl hareket etmek gerekir? Her şeyden önce toparlanmak gerekir. Sonuçta bunlar birer saldırı değil mi? Bu saldırılarla adım adım Rojava Devrimi’ni yok etmek istiyorlar. Fakat mevcut koşullar doğru değerlendirilir, buna uygun mücadele yol ve yöntemleri doğru belirlenir ve bunların üzerine güçlü bir biçimde gidilirse, var olan kazanımlar temelinde hem Kürt halkı hem Arap halkı hem de Asuriler ve Süryaniler için, bütün Suriye için bir devrim, özgürlük ve demokrasi dalgası geliştirilebilir. Bunun imkanı var. Burada önemli olan, koşulları doğru görmek ve buna göre hareket etmektir.

MÜCADELE ARTIK SİYASİ, TOPLUMSAL VE KÜLTÜREL YÖNTEMLERLE YÜRÜTÜLMELİDİR

Şimdi dönem entegrasyon dönemidir. Siyasi, toplumsal ve kültürel mücadele dönemidir. Bütün güçlerimizi buna göre harekete geçirmeliyiz. Savunma güçlerinin artık belli bir düzeyi var, o ayrı. Onlar da rollerini oynamalılar. Ancak mücadele artık siyasi ve toplumsal yöntemlerle yürütülmelidir. İki konuda cesur hareket etmek gerekir. Birincisi, halkların kardeşliği meselesidir; yani Önder Apo’nun demokratik ulus perspektifini cesaretle savunmaktır. Bakıyoruz, bu ırkçılar esas olarak bu perspektife saldırıyorlar. Yani halklar arasında, Kürtlerle Araplar arasında düşmanlık yaratmak istiyorlar. Bu ne anlama geliyor? Demokratik ulus perspektifini boşa çıkarmak istedikleri anlamına geliyor. Orada halkları birbirine düşürmek istiyorlar. Buna karşı cesaretle mücadele etmemiz gerekiyor. Yani Arap, Kürt, Asuri, Süryani ve Ermeni halklarının kardeşliğini korumalıyız. Bunu her yerde korumalı, kardeşliği geliştirmeliyiz. Birincisi, bu konuda tavizsiz ve cesur olmak gerekir.

İkincisi entegrasyondur. Entegrasyonu nasıl demokratik bir entegrasyona dönüştüreceğiz? Bunun için mücadele etmek gerekir. Siyasi mücadele, toplumsal mücadele yürütmek gerekir. Cesaretle yürütmek gerekir. Entegrasyon, özünde ortaklaşma anlamına gelir. Yani iki taraf bir olur. Ama her iki taraf da birbirini kabul etmelidir. Yani Kürtleri Kürt olarak kabul etmek gerekir. Entegrasyon budur. Birinin diğerinin üzerine çıkıp her şeyi dayatması değildir. Dayatma değildir, birbirini kabul etmektir. Sen onun bir şeyini kabul edersin, o da senin bir şeyini kabul eder. Fakat bunun için mücadele yürütmek gerekir. Mücadelede sürekli “Bunu yaparsak savaş olur, bunu yaparsak her şey bozulur” bahanesine sığınılmamalı. Her şey bozulmaz. Yani kimse kıyameti koparmamalı. İki yönden de kıyamet koparılmamalı.

Birincisi, bazı çevreler “Her şey gitti, her şeyi verdik” diyor. Öyle değildir. Bazı şeyler, kazanımlar var. Kazanımlarına sahip çıkmalı, bu kazanımlar üzerinde şehitlerin davasını ilerletmelisin. Yeni yol ve yöntemlerle siyasi, demokratik, toplumsal ve kültürel mücadeleyi güçlendirmelisin. Örgütlenmelisin. Kazanımlar var; her şey gitmiş değil. Diğeri de siyasi mücadele yürüttüğünde “Aman, yine savaş çıkacak” demektir. Bu da doğru değildir. Yani Rojava Kürdistanı’nın arkasında bir güç var, yalnız değildir. Her şeyden önce bütün Kürt halkı onun arkasındadır. Ocak ayında bu belli olmadı mı? Yine Rojava Kürdistanı, DAİŞ’e karşı savaşta, Kobanê direnişiyle, kadınların ve özgür kadının direnişiyle dünyada kendisine bir yer edindi. Bakıyoruz, Şam yönetimi yüzünü olumlu göstermek için birçok kez Rojava yetkilileriyle birlikte fotoğraf çektirmek istiyor. Buna ihtiyaç duyuyor. Yani her şeyi bir kenara atmak o kadar kolay değildir. Hayır, Rojava Devrimi de kendi mevzilerini oluşturmuştur. Bu mevziler üzerinden siyasi ve toplumsal mücadeleyi daha güçlü yürütmek gerekir.

RESMİ KURUMLAR ACİZ DAVRANMAMALIDIR

Şimdi gerekli olan, hızla toparlanmak ve mücadele etmektir. Bugün Hesekê’de Suriye bayrağını kaldırıp ırkçılık yapanlar Arap halkını temsil etmiyorlar. “Devlet gelsin” diye bağırıyorlar. Onlara “Biz zaten devletiz. Entegrasyon gerçekleştirmedik mi? Biz devletin ortağıyız. Buradaki devlet biziz. Sen kimsin?” denilerek yanıt verilmelidir. Bu nedenle resmi kurumlar aciz davranmamalıdır. Karşılarına çıkıp “Siz kimsiniz? Burada kimsenin kargaşa yaratmasına izin vermiyoruz” demelidirler. Yani bu resmi kurumlar kendilerini ikinci sıraya koymamalıdır. Sorumluları rollerini oynamalıdır. Siyasi kurumlar daha fazla yanıt verebilir, konuşabilir, Suriye’de kamuoyu oluşturabilir ve mücadele yürütebilir. Yani mücadele birkaç kişiye bırakılmamalıdır. Herkes yürütmelidir. Yani şimdi savaş dönemi değil; siyasi mücadele, konuşma, yanıt verme ve kitleleri harekete geçirme dönemidir. Kürt halkı haklarını korumalıdır. Hakları vardır, Suriye hükümetinde yeri vardır. Mevcut koşullara göre şehitlerin davasını daha fazla temsil etmeye, şehitlerin çizgisini daha fazla geliştirmeye ihtiyaç vardır.

Halkımız burada emek verdi. Arap halkı ve Kürt halkı birlikte kan döktü. Artık kimse bunu geriye, eski düzeye götüremez. Hayır, dostlar var. Örneğin şehitlerimizin, arkadaşlarımızın bütün Arap ailelerine ulaşılmalıdır. Olumlu yaklaşan bütün aşiretlerle birlikte çalışılmalıdır. Böyle kargaşa yaratanların, provokatif yaklaşımlar geliştirenlerin arkasında kimin olduğunu biliyoruz. Kimin müdahale ettiğini çok iyi biliyoruz. Bu nedenle bütün kurumlar, kişiler ve özellikle şehit aileleri hızla toparlanmalı, hızla örgütlenmelidir. Bu tür uygulamalara karşı daha etkili yanıtlar geliştirmelidirler. Toplumumuz her yerde kendisini bir güç ve irade hâline getirmelidir. Doğrudur, bazı savunma güçleri var. Onlar rollerini oynamalılar. Böyle pasif ve aciz olmamalılar. Eğer aciz olacaklarsa o silahları neden aldılar? Birincisi budur. Ama halkımız da kendisini korumalıdır. Yani öz gücüyle, örgütlülüğüyle kendisini korumalıdır. Hiçbir yerde kimse böyle savunmasız kalmamalıdır.

Bazı eller Suriye’de Kürt halkının önünü kesmek istiyor. Bu açıktır. Ancak Kürt halkı, şehitlerinin kanıyla artık kendisine bir yer oluşturmuştur. Suriye’de temel bir aktör olabilir. Bunu da demokratik ulus perspektifiyle, halkların kardeşliğiyle güçlü biçimde sürdürebilir. Bunun zemini bir ölçüde oluşmuştur. Bu temel üzerinden hareket etmek gerekir. Böyle “Ah vah, biz bunu yaptık, şunu yaptık” denilerek olmaz. Hayır, ne olmuşsa bunun hesabı sorulsun. Hesap vermesi gerekenler hesap versin. Ama bu, boşluk yaratılması, alanın başkalarına boş bırakılması anlamına gelmez. Hayır, alan doldurulmalıdır. Meydan demokratik toplumla gümbür gümbür kaynamalı, harekete geçmelidir. Siyasi ve toplumsal çalışma ve mücadeleyle demokratik toplumun hareketliliği yükselmeli, güçlenmeli, ilerlemelidir. Hedef budur.

TARİHİ BİR DİRENİŞ SERGİLEYEREK ŞEHİT DÜŞTÜLER

Bütün şehitlerimiz bu görevi bütün yurtseverlerin, bütün arkadaşların ve bütün halkımızın önüne koyuyor. Başta değerli aileler, şehit ailelerimiz bu çerçevede dikkatli olmalı ve şehitlerinin çizgisine sahip çıkmalıdır. Bütün yurtseverler de böyle şehitlerin çizgisine sahip çıkmalıdır. Biz “Şehit herkesin şehididir” demiyor muyuz? Bir aileden çıkmış olabilir ama bu ülkenin şehididir. Bütün Kürdistan’ın şehididir. Şimdi açıkladığımız bu arkadaşların tamamı Kuzey Kürdistan’da, Güney Kürdistan’da şehit düştüler. Yani tarihi bir direniş içerisinde şehit oldular. Düşmanın sistemimizi yok etmek istediği tarihi bir direnişte. Düşmanın bu planı Medya Savunma Alanları’nda başarılı olsaydı, o zaman Rojava Devrimi’ni tamamen yok edeceklerdi. Fakat şimdi yok edemiyorlar.

Şimdi Önder Apo’nun çizgisi var. Önder Apo’nun mücadelesi var, hareketin mücadelesi var, sizin kendi mücadeleniz var; Rojava Kürdistanı’nın kendisi var. Bu hareket var. Ancak onların planı buydu; hepsini tasfiye etmek, böylece yenilgiye uğratmak. Şimdi de yine daraltmaya çalışıyorlar. Rojava Devrimi’ne yönelik mevcut çaba budur. Daraltmak, anlamsızlaştırmak, anlamından uzaklaştırmak istiyorlar. Yani zamana yayılmış böyle bir plan var. Herkes buna karşı dikkatli olmalı, saflarını hızla güçlendirmeli, harekete geçmeli; koşullara uygun yol ve yöntemlerle mücadeleyi güçlendirmeli ve kahraman şehitlerin davasını başarıya ulaştırmalıdır. Herkesin görevi budur.

Bu temelde bütün değerli şehit ailelerimize bir kez daha başsağlığı diliyorum. Bilmeliler ki bu şehitler, bu halkın değerleridir. Onların direnişi sayesinde bu kazanımlar var; böyle konuşabiliyor, böyle hareket edebiliyoruz. Bu, o kahramanlar sayesinde gerçekleşmiştir. Kuzey Kürdistan’da bugün gündeme gelen bu süreç de o kahramanlar sayesinde gelişmiştir. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılıdır. Bu nedenle doğrudur, çok değerli yiğitlerimizi şehit verdik. Fakat onların sayesinde bugün söz sahibiyiz, ayaktayız ve bu halkın davasını daha da ilerletmek, başarıya ulaştırmak istiyoruz. Kahraman şehitleri böyle ölümsüz kılmak istiyoruz. Bir kez daha söylüyoruz; şehitler bugünümüzdür, geleceğimizdir; şehitler gücümüzün kaynağıdır bunu unutmamalıyız. Bu temelde “Şehid Namirin”, "Şehid Namirin" diyoruz. Bijî Bijî Serok Apo!”