Uluslararası hakemli bilimsel dergi Heritage'ta yayımlanan yeni bir araştırma, Suriye'deki kültürel mirasın son yıllarda büyük ölçüde tahrip edildiğini ortaya koydu. Güncel uydu görüntülerine dayanılarak hazırlanan araştırmaya göre, incelenen 199 arkeolojik alanın yaklaşık yüzde 59'u yağmalandı ya da çeşitli yöntemlerle zarar gördü. Araştırmada, Efrîn tarihi mirasın en yoğun şekilde yağmalandığı bölgelerin başında gösterildi.
199 ARKEOLOJİK ALANIN 116’SI YAĞMALANDI
Araştırmada, incelenen 199 arkeolojik alanın 116'sının yağmalandığı ya da tahrip edildiği tespit edildi. Raporda, bu oranın 2011-2016 dönemini kapsayan önceki araştırmaya göre dikkat çekici biçimde arttığı vurgulandı. Çalışmada şu değerlendirmeye yer verildi:
"Bu oran, 2011-2016 yılları arasında yapılan araştırmaya kıyasla oldukça yüksektir. Söz konusu çalışmada, incelenen 2 bin 641 tarihi alanın yalnızca 355'inin, yani yüzde 13,4'ünün yağmalandığı belirlenmişti."
Araştırmacılar, tarihi alanlardaki tahribatı geleneksel yöntemlerle yapılan kaçak kazılar, buldozerlerle gerçekleştirilen sistematik yağmalar, arkeolojik alanların askerileştirilmesi ve bu alanlar üzerine bina ile kampların inşa edilmesi olmak üzere dört başlık altında değerlendirdi.
Raporda, küçük çaplı yağma faaliyetlerindeki artışın ekonomik kriz, güvenlik sorunları ve hukukun uygulanmasındaki zayıflıkla bağlantılı olduğu belirtildi.
EFRÎN EN AĞIR TAHRİBATI YAŞAYAN BÖLGELER ARASINDA
Araştırmada, onlarca arkeolojik höyüğe ev sahipliği yapan Efrîn'in, tarihi mirasın en yoğun şekilde yağmalandığı bölgelerden biri olduğu ifade edildi.
Raporda şu ifadelere yer verildi:
"2018 yılının başında işgalci Türk ordusu ve ona bağlı silahlı çeteler, Suriye'nin kuzeyindeki bazı bölgeleri işgal etti. Bu bölgeler arasında çoğunluğu Kürt nüfusun yaşadığı Efrîn ile Kobanê çevresi de bulunuyor. Söz konusu bölgelerde çok sayıda tarihi alan, iş makineleriyle gerçekleştirilen yağmalar sonucu ağır tahribata uğradı. Yağma faaliyetlerinin askeri güçlerin koordinasyonunda ya da onların koruması altında gerçekleştirildiği görülmektedir."
‘EYN DARA ANTİK KENTİ SİSTEMATİK KAZILARLA TAHRİP EDİLDİ’
Araştırmada, Eyn Dara Antik Kenti'nin 2018 yılının başında bombardımana maruz kaldığı, ardından bölgenin simgesi olan taş aslan heykelinin çalındığı ve Şubat 2019'dan itibaren alanda sistematik kazı faaliyetlerinin başladığı belirtildi.
Uydu görüntülerinin Ocak 2022'ye kadar yüksek ve alçak höyüklerin tamamen kazıldığını gösterdiği kaydedilen araştırmada, çok sayıda arkeolojik tabakanın ortadan kaldırıldığı ve alanda yalnızca taş tapınağın ayakta kaldığı ifade edildi.
Raporda, buldozerlerle gerçekleştirilen kazıların en yıkıcı yöntem olduğu belirtilerek şu değerlendirme yapıldı:
"Bu yöntem yalnızca tarihi eserlerin çalınmasına yol açmamakta, aynı zamanda arkeolojik tabakaları da tamamen yok etmektedir. Böylece daha eski kültürel katmanlar ortaya çıkarılmakta ve gelecekte onların da yağmalanmasının önü açılmaktadır."
NEBÎ HÛRÎ VE DİĞER ARKEOLOJİK ALANLAR DA HEDEF ALINDI
Araştırmaya göre, Efrîn kırsalındaki Nebî Hûrî (Cyrrhus/Cyrus) Antik Kenti'nde sistematik tahribat 2019 yılının ortalarında başladı. Ekim 2020'de çekilen uydu görüntüleri, tarihi alanın büyük ölçüde yok edildiğini ortaya koydu.
Raporda ayrıca "CRN 4715" koduyla kayıtlı arkeolojik alanda da 2019 yılında buldozerlerle kazılar yapıldığı, zeytin ağaçlarının söküldüğü ve 2022 yılı başına kadar arkeolojik tabakaların tamamen ortadan kaldırıldığı belirtildi.
TARİHİ ALANLAR ASKERİ ÜS VE KAMPLARA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
Araştırmada, çok sayıda arkeolojik alanın askeri amaçlarla kullanıldığına da dikkat çekildi. Rapora göre bazı tarihi höyüklerin üzerine askeri üsler ve tahkimatlar kuruldu, alanlarda hendekler ile mevziler inşa edildi.
Çatışmalar sırasında İdlib'deki Ebla Antik Kenti ile Hama'daki Karkur Höyüğü'nün geniş bölümlerinin askeri alanlara dönüştürüldüğü, bunun arkeolojik tabakalarda ciddi tahribata yol açtığı ifade edildi. Raporda ayrıca bölgelerde patlamamış mühimmat ve savaş kalıntılarının bulunduğu, restorasyon çalışmalarına başlanmadan önce bunların temizlenmesi gerektiği vurgulandı.
GÖÇMEN KAMPLARI DA TARİHİ ALANLARA ZARAR VERDİ
Araştırmaya göre, Rakka'nın doğusundaki Til El Beya Höyüğü başta olmak üzere birçok arkeolojik alanın üzerine göçmen kampları kuruldu.
Uydu görüntülerinin 2018-2020 yılları arasında bölgede 120'den fazla çadırın bulunduğunu ortaya koyduğu belirtilirken, kampların kaldırılmasının ardından dahi tarihi alanlarda ağır tahribatın sürdüğü ve yeni kaçak kazı çukurlarının oluştuğu kaydedildi.
Araştırma, merkezi İsviçre'nin Basel kentinde bulunan ve kültürel ile doğal miras alanlarında hakemli bilimsel yayınlar yapan Heritage dergisinde yayımlandı. Dergi, uluslararası akademik yayınevi MDPI tarafından aylık olarak yayımlanıyor.