Amed’in Sur ilçesine bağlı Kervanpınar (Arzoxlî) Mahallesi’nde, Zenkar Nakliyat İnşaat şirketi tarafından yapılması planlanan ZENKAR-1 ve ZENKAR-2 Güneş Enerji Santrali (GES) ve enerji depolama projelerine karşı mücadele sürüyor. Yaklaşık 227 ve 313 dönümlük alanlarda planlanan iki projenin toplam elektrik üretim kapasitesi 33 megavat, enerji depolama kapasitesi ise 33 megavatsaat olarak açıklanıyor. Hayvancılıkla geçimini sağlayan yurttaşların ortak kullandığı mera alanlarını ve tarihi bölgeleri kapsayan projelere karşı mahalle sakinleri, yaşam alanlarını korumak için mücadele ediyor.
ZENKAR-2 Projesi’ne verilen “ÇED olumlu” kararına karşı Diyarbakır 1’inci İdare Mahkemesi’nde açılan dava kapsamında, 16 Temmuz’da yapılan keşfin ardından bilirkişi raporu hazırlandı. Raporda, projenin tarım, hayvancılık, su kaynakları, yerleşim alanları ve kültürel miras üzerindeki etkilerinin yeterince değerlendirilmediği belirtilerek projenin mevcut haliyle uygulanmasının uygun olmadığı görüşüne yer verildi.
Yargı süreci devam ederken 21 Ekim’de şirket çalışanlarının jandarma eşliğinde proje alanına girmesi üzerine mahalle sakinleri eyleme başladı. Meralarını ve yaşam alanlarını korumak isteyen yurttaşlar, proje sahasında çadır nöbeti başlatarak GES projelerinden vazgeçilmesini talep ediyor.
Mücadelenin ön saflarında yer alan kadınlar, “Em herî ya xwe nadin” (Çamurumuzu vermiyoruz) sloganıyla nöbet tutuyor. Projelerin geçim kaynaklarını ve yaşam alanlarını tehdit ettiğini belirten kadınlar, “Ayağımızdaki tezek izleriyle geldik. Bizim hayvandan başka geçimimiz yok” diyerek tepkilerini dile getirdi. Kadınlar, şirket proje alanından çekilene kadar nöbet eylemini sürdüreceklerini belirtti.
'HAYVANCILIK YOK OLURSA BİZ DE BURALARDA KALAMAYIZ'
Nöbet tutan kadınlardan Leyla Aslan, GES projesinin hayata geçirilmesi durumunda geçim kaynaklarını kaybedeceklerini belirterek, “Bu GES inşa edilirse burada ne bir hayvan barındırabiliriz ne de geçinebiliriz. Her şeyimiz bitecek. Öyle bir yere getirecekler ki köyden göç etmek zorunda kalacağız. Hayvan, toprak ve sağlık yoksa biz bu köyde ne yapacağız? Biz buradan gitmek istemiyoruz. Bu toprakları ve yaşamımızı onlara vermeyeceğiz” dedi.
Mücadelelerinin topraklarını ve su kaynaklarını korumaya yönelik olduğunu vurgulayan Leyla Aslan, “Devlet, onların arkasında durup onlara yardım edeceğine gelsin, köylülere yardım etsin. Biz sorun oluşmadan, olay çıkmadan bu sorunun çözülmesini ve köylülerin topraklarının gasp edilmemesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
'SERMAYE VE ŞİRKET KORUNUYOR'
Kadınlarla dayanışmak amacıyla bölgede bulunan Gülşen Birer ise, GES projesine tepki göstererek hukuki sürecin ve çevresel etkilerin dikkate alınmadığını söyledi.
Gülşen Birer, “Uzun zamandır Kürdistan’da gerçekleşen doğa talanı ve mal mülk işgallerine tepki vermek için buradayız. Halkla beraberiz. İnsanlar şirketleri, jandarmaları ve kepçeleri istemiyorlar. Bu süreç yürütülürken yasaların gerektirdiği şekilde dahi ilerleme yapılmıyor. Burada şirketi koruyup sermayedarların bekçiliğini yapıyorlar. Güvenlik kuvvetleri de bugün bu şirketlere kalkan oluyor. Biz bunlara izin vermeyeceğiz ve bu talana geçit vermeyeceğiz” diye konuştu.
Büyük ölçekli GES projelerinin köyün iklimi ve yaşamı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Gülşen Birer, “Bu projede hiçbir şekilde halkın güvenliği ve sağlığı dikkate alınmıyor. GES’in yayacağı zararlı atıklar köylünün geçimini ve yaşamını tehdit ediyor. Biz kadınlar, yaşamı koruyan esas özneleriz. Kendi yaşamımızı korumak için buradayız ve mücadele ediyoruz” dedi.
'DİRENMEK ZORUNDAYIZ'
Mahalle sakini Bahar Çiftçi de projenin hayata geçirilmesi halinde mera alanlarının kaybedileceğini ve hayvancılığın sona ereceğini belirterek mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. Geçim kaynaklarının tehdit altında olduğunu ifade eden Bahar Çiftçi, şöyle konuştu:
“Biz hakkımızı istiyoruz. Bizim yaşamımız bizim hakkımız, kimseye vermeyeceğiz. Burada insanların hepsi işsiz, yaptığımız hayvancılığa da göz diktiler.
Tezekli ayakkabılarımızla buraya geldik. Yaşamımızı elimizden almak istiyorlar. Toprağımızı alıp buradan gitmemizi istiyorlar. Biz kadınlar en önde yürüyoruz. Ne olursa olsun buradayız ve direneceğiz. Geçim kaynaklarımız elimizden alınıyor. Bu proje olursa, mera alanımız gitse, hayvan da kalmaz, iş de kalmaz. Geçim kaynağımız kalmaz. Mecburen direnmek zorundayız.”



