ANALİZ
Barış, bir teslimiyet protokolü değil; karşılıklı güvenceler, özgür iletişim ve demokratik entegrasyonla kurulan toplumsal bir sözleşmedir. Silahsızlanma ise sürecin ön şartı değil, güven ortamının doğal sonucu olmalıdır.
Her şeyden önce yasanın kapsayıcı olması ve başta Önder Abdullah Öcalan olmak üzere tüm PKK’lileri ve bağlılarını kapsaması lazım. Önder Abdullah Öcalan, özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşturulmadan yasanın uygulanması mümkün değildir.
Rêber Apo’nun geliştirdiği özgür iradeli Kürt Çizgisi ve ‘Aktif Dinamiği’ bir özne olarak oluşturmuştur. Rêber Apo’nun politikasının odağında şu vardır: Karşı gücün ne yaptığının farkındadır. Buna karşı bir özne olarak kendi stratejisini geliştiriyor.
Rêber Apo geliştirdiği hamleyle meseleyi masa denklemindeki mücadeleye çekti. Bu tarihi bir hamledir. Anlaşılmayan bu masa denklemi mücadelesidir. Oysa masa denkleminde çelişkiler en üst düzeyde yoğunlaşıyor. Tek rauntluk değildir.
Soykırımın kıskacında olan, paryadan beter bir durumu yaşayan bir toplumsal gerçeklik normal zemin olamaz; uçurumun kenarı olur. Uçurumun kenarında olduğunu bilen insan ancak kanatlanabilir.
Tüm Haberler
-
Efrîn’de son yaşananlar üzerine
Her türlü ahlaksız ihlalin sınırsızca uygulandığı, Newroz günü Cindirês’te dört sivilin katledildiği; birkaç gün sonrasında da Êzidîlere din dayatıldığı Efrîn’de yaşananlar, yeni işgalin ön hazırlığı ve işbirlikçilerini aklama planının bir parçası mı?
-
Kahramanların halkı ve halkın kahramanları
Amed yurtseverliğinin yiğit kızı Raperin Amed ile Botan kahramanlığının yiğit oğlu Fazıl Botan, bu tarihi kahramanlık hareketinin iki yiğit neferidir. Apocu özgürlük çizgisine inanmış iki kahraman öncüsüdür. Özgürlük devriminin iki yorulmaz emekçisidir.
-
Çok çalışan kazanır
Hiç unutulmaması gereken şey, çalışanın hem de çok çalışanın kazanacağı gerçeğidir. Demokratik Türkiye güçleri için en kötü şey, çok açık ki rehavettir, az çalışmak veya hiç çalışmamaktır. Ya da örgütsüz ve plansız hareket etmektir.
-
3. Yol Siyasal Önermesi: Türkiye ayağı HDP -2-
İktidar ve ana muhalefettin toplumsal sorunları çözümsüz bıraktığı ve bu sorunların sürekli kriz üretttiği bir süreçte HDP katılımcı, çevreye duyarlı, toplumu karar mekanizmalarına dahil eden bir siyaset programı ile toplum karşısına çıktı.
-
Üçüncü siyasal yol önermesi: Türkiye ayağında HDP -I-
HDP 11 yıllık mücadele tarihinde bütün baskı ve sindirme operasyonlarına karşın Demokratik Kürt Siyaset Geleneği ve Türkiye Sol-Demokrasi mücadele geleneğinden aldığı esin ile yeni yaşam programını toplumsallaştırarak inşa etti.
-
AKP iktidarını yıkmak
Önder Abdullah Öcalan’la görüşme olmamış olması AKP-MHP faşist iktidarına karşı alınması gereken tutumun ne olduğunu göstermektedir.
Mesaj açık ve nettir; bu iktidarı yıkmak.
-
Her Newroz bir yeni başlangıçtır
Newroz yeni başlangıç demektir. En zor koşullarda gerçekleşen dirilişi ve direnişi ifade eder. Halkların ortak mücadele ve zafer günüdür. Bu Newroz’la da yeni bir mücadele ve zaferin ateşi yakılmaktadır.
-
-
-
-
Akşener’in Pirus Zaferi
Akşener’in ve İyi Parti’nin gerçeğinin görülmesi iyi oldu. Artık halkları ve toplulukları demokratik ve özgürlükçü bir siyasi güçlermiş gibi kandıramayacaktır. Bunun sonucu siyasi etkisi ve rolü göründüğünden fazla olmayacaktır.
-
Demokratik devrimin Newroz’u
Nasıl ki 2635 yıl önceki Newroz, karanlık Dehak dönemini kapatıp halklara baharını getirdiyse, 2023 yılı Newrozu da kapkaranlık Erdoğan–Bahçeli dönemini kapatacak ve halkları bahara kavuşturacaktır.
-
Erdoğan ve Bahçeli faşizmi yolun sonuna geldi
Erdoğan için depremden sonra durum daha da zorlaştı. İktidar inandırıcılığını yitirmiştir. Bahçeli ise hala sağı solu tehdit ederek, hakaretler yağdırarak faşist iktidarı ayakta tutacağını sanıyor.
-
Şengal ve Êzdalık düşmanlığı
AKP-MHP’nin Kurdistan’da yürüttükleri soykırım saldırıları bu süreçte hız kazandı. Erdoğan ve Bahçeli’yi soykırım savaşında yalnız bırakmayan KDP de Barzaniler'in aktif katıldığı saldırıların yoğunlaştığı merkezlerden biri de Şengal.
-
Örgütlü toplum sağlıklı toplumdur
Mevcut yönetimler bu halkların ve bu toprakların kaderi değildir. Eğer halk bilinçlenir ve örgütlenirse kaderini eline alır. Yokluk, yoksulluk ve yolsuzluklardan kurtulmanın yolu demokrasiden, örgütlenmekten ve mücadeleden geçer.
-
Türkiye toplumu nasıl çare üretecek?
Türkiye toplumu, Kürt sorununa soykırımcı TC’nin gözlüğünden veya onun etkisiyle bakmaktan kurtulmadıkça, bu büyük felaketleri yaşamaktan kurtulamaz. Çünkü Kürt sorunu Türkiye toplumunun zihnini köreltiyor, onu düşünemez kılıyor, onun basiretini bağlıyor.
-
Zorba rejimler çürütür ve öldürürler
Halklar kendi yöneticileriyle hesaplaşmadıkça ve irade oluşturmadıkça soyulmaya ve ölmeye devam edecek... Bu sistem hem çürütüyor hem de öldürüyor
-
İnsanlık tarihinde bir kara leke olan komplo
Atina, Moskova, Roma ve tekrar Atina üzeri Kenya-Nairobi'de sonuçlanan dehşetengiz maceranın beni yeniden bir doğuş yapmakla karşı karşıya bıraktığı açıktı. Ortaya çıkan sonuç sadece bir infaz da değil, bir çarmıha gerilmedir.
-
Hep halklar ve ezilenler altta kalmamalı
Artık enkaz altında kalanlar yalnız yoksullar ve emekçiler olmamalıdır. Bu felaketlere yol açanlar ve üstte oturanları alaşağı etmenin fırsatı iyi kullanılmalıdır.
-
-
-
Toplumsal dayanışma ve paylaşım yaşatır
Toplum olarak kaderini kendi eline alıp, kendini yaşatacak bilinç ve örgütlülük oluşturmak lazım. İşte o zaman özgür olabilir ve de yaşayabilirsin. Deprem olursa ondan korunursun, normal zamanlarda da deprem gibi baskı ve sömürüden korunursun.
-
Abdullah Öcalan: Kırılış reaksiyonu başlamıştır
Ekolojik krizin modernite döneminde patlak vermesi tesadüfi değildir. Kırılış reaksiyonu başlamıştır. Nasıl durdurulacağı kestirilememektedir. Elbette bu gidişata doğanın vereceği yanıtlar da olacaktır.
-
İmralı’daki ölüm-yaşam savaşı
Benim yaşadığım koşullar, F Tipi cezaevlerindekinden çok daha ağırdır. Hiçbir cezaevi yönetmeliğinde bu uygulamalara ilişkin madde yoktur. Keyfi ve özel bir tutuklu-hükümlü muamelesi görmekteyim.
-
Abdullah Öcalan: Ekolojik kriz çağına girmiş olduk
Kapitalist modernitenin sınırsız tekelci kâra dayalı yapılanmaları toplumun ve çevre ile dengesinin kaldıramayacağı ağırlıkları biriktire biriktire, sonunda ekolojik kriz çağına girmiş olduk. Endüstriyalizmin stratejik rolü bunda belirleyici olmuştur.