Osman: Kürtler yeni dönemde mücadeleyi siyasi ve diplomatik yürütmeli

Siyasetçi Muhsin Osman, Kürtlerin yeni dönemde siyasi ve diplomatik mücadeleye ağırlık vermesi gerektiğini belirterek, Rojava’da elde edilen kazanımların korunması ve kalıcılaştırılması için mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

MUHSİN OSMAN

Ortadoğu’da siyasi dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde de önemli gelişmeler yaşanıyor. Irak’ta silahlı yapıların geleceği ve devletin güvenlik alanındaki rolü tartışılırken, bölgedeki siyasi ve güvenlik dengeleri yeniden ele alınıyor. Rojava’da ise Kürtlerin yıllar süren mücadeleyle elde ettiği kazanımların geleceği, eğitim ve dil politikaları ile Şam yönetimiyle yürütülen entegrasyon süreci öne çıkıyor. Türkiye’de Kürt sorununun çözümüne ilişkin yürütülen siyasi süreç de bölgesel gelişmelerle birlikte yeni bir dönemin tartışmalarını beraberinde getiriyor.

Irak eski parlamenteri ve Kürt siyasetçi Muhsin Osman, Kürtlerin yeni dönemde karşı karşıya olduğu gelişmeleri ve izlemesi gereken mücadele yöntemlerini değerlendirdi. Şengal’in geleceğinden Rojava’daki kazanımlara, Kürtlerin geçmişte farklı devletlerle kurduğu ilişkilerden siyasi ve diplomatik mücadelenin önemine kadar birçok başlığa değinen Osman, Kürtlerin yeni dönemde kendi siyasetini geliştirmesi ve farklı alanlarda elde edilen kazanımları koruması gerektiğine dikkat çekti.

‘ROJAVA’DA KÜRTÇE EĞİTİMDE ISRAR EDİLMELİ’

Rojava’da yıllardır eğitim ve dil alanında önemli bir mücadele yürütüldüğünü belirten Osman, Kürtçenin eğitim dili haline gelmesini bu mücadelenin önemli kazanımlarından biri olarak değerlendirdi. Kürtlerin uzun yıllar kendi dili ve kimliğiyle eğitim görme hakkı için mücadele ettiğini hatırlatan Osman, bugün ortaya çıkan yeni siyasi koşulların da yeni bir mücadeleyi gerekli kıldığını vurguladı.

“Bir kazanım elde edilmiştir, ancak bu kazanımın kalıcılaştırılması gerekiyor” diyen Osman, yeni Suriye’de Kürtçenin “ulusal dil” olarak tanınmasının önemli olduğunu, ancak bunun tek başına yeterli olmadığını ve Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Kürtçenin eğitim müfredatında sınırlı bir biçimde yer almasının, Rojava’da yıllar içinde oluşturulan eğitim sistemi açısından yeni bir tartışma yarattığına dikkat çeken Osman, elde edilen kazanımların korunması ve güvence altına alınması için mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

Osman, bu mücadelenin artık yalnızca eğitim alanında değil, yeni Suriye’nin siyasi ve hukuki yapısı içerisinde de yürütülmesi gerektiğine işaret ederek, Kürtlerin geçmişte elde ettiği kazanımları korurken yeni koşullara uygun siyasi ve diplomatik yöntemler geliştirmesi gerektiğini belirtti.

Kürtlerin uzun yıllar “Kürt nedir, Kürt nasıl olmalıdır?” anlayışı üzerinden şekillendirilmeye çalışıldığını dile getiren Osman, eğitim ve asimilasyon politikalarının bu mücadelenin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. Rojava’da ortaya çıkan kazanımların yalnızca geçmişte verilen mücadelenin sonucu olarak görülmemesi gerektiğini belirten Osman, yeni dönemde bu kazanımların güvence altına alınmasının da mücadelenin bir parçası olduğunu vurguladı.

PROVOKASYONLARA KARŞI UYARI 

Rojava’da yaşanan gelişmeler ile Türkiye’deki siyasi sürecin birbirini etkilediğini belirten Osman, Kürtlerin yeni dönemde provokasyonlara karşı dikkatli olması ve yeniden çatışmalı bir sürecin içine çekilmemesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de demokratik toplum ve barış yönünde yürütülen tartışmaların Rojava’daki gelişmelerle birlikte ele alınması gerektiğini dile getiren Osman, ortaya çıkan siyasi zeminin değerlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, “Yeni dönemin mücadelesi siyasi ve diplomatik olmalı” dedi.

Kürtlerin yeni dönemde mücadele yöntemlerini yeniden ele alması gerektiğini belirten Osman, silahlı mücadelenin yanında siyasi ve diplomatik kanalların daha etkin kullanılmasının önemli olduğunu söyledi. Osman, Kürtlerin geçmişte Amerika, Sovyetler Birliği, Fransa, Türkiye ve diğer bölgesel güçlerle farklı dönemlerde ilişkiler geliştirdiğini hatırlatarak, devletlerin politikalarının koşullara bağlı olarak değişebildiğini, bu nedenle Kürtlerin kendi politikalarını başka güçlerin tutumlarına göre şekillendirmemesi gerektiğini ifade etti.

“Kimin dost, kimin düşman olduğunu doğru belirlemek gerekiyor” diyen Osman, diyalog ve müzakerenin de mücadelenin bir parçası olduğunu ifade etti. Kürtlerin siyasi ve diplomatik kanalları etkin kullanarak yeni dönemin koşullarına uygun bir mücadele yürütmesi gerektiğini vurguladı.

‘KÜRTLER BİRLİKTE HAREKET ETMELİ’

Kürtlerin farklı bölgelerde yaşanan gelişmeler karşısında daha fazla iletişim ve dayanışma içinde olması gerektiğini dile getiren Osman, Rojava, Türkiye ve diğer Kürt bölgelerinde yaşanan gelişmelerin birbirinden kopuk ele alınamayacağını belirtti. Farklı siyasi yapıların kendi koşullarını koruyarak ortak başlıklarda iş birliği yapabileceğini ifade eden Osman, Kürtler arasındaki iletişim ve dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

“Biz iş birliği istiyoruz, kendi haklarımızı istiyoruz” diyen Osman, yeni dönemde Kürtlerin ortak hareket etmesinin siyasi kazanımların korunması ve yeni hakların elde edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti.

‘ŞENGAL’İN GÜVENLİĞİ VE HALKIN İRADESİ ESAS ALINMALI’

Şengal’in geleceğinin yalnızca askeri ve güvenlik başlıkları üzerinden ele alınamayacağını belirten Osman, bölgenin stratejik konumuna dikkat çekti. Şengal’in Kürtler açısından taşıdığı önemin yanı sıra İsrail, ABD ve diğer bölgesel güçler açısından da dikkate değer bir konumda bulunduğunu kaydetti.

Kürtlerin tarih boyunca farklı güçlerle ilişkiler geliştirdiğini hatırlatan Osman, bu ilişkilerin dönemsel koşullara bağlı olarak değiştiğini belirtti. “Kürtler bazen Amerika’ya, bazen Sovyetler Birliği’ne, bazen Araplara, Türklere ve İranlılara yöneldi. Çünkü her dönemde koşullar değişti” sözleriyle Kürtlerin geçmişteki siyasi yönelimlerine dikkat çekti.

Şengal söz konusu olduğunda dış güçlerin yaklaşımlarının yanı sıra bölgenin kendi gerçekliğinin de esas alınması gerektiğini dile getiren Osman, Şengal halkının iradesinin belirleyici olması gerektiğini vurguladı. Bölgenin güvenliği, halkın savunması, hakları ve siyasi iradesinin birlikte ele alınması gerektiğini kaydeden Osman, Irak’ın siyasi yapısının da bu değerlendirmeden ayrı tutulamayacağını ifade etti.