Son günlerde Altan Tan’ın açıklamalarıyla başlayan Alevilik tartışmaları, Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı bir kampanyaya dönüştürülmeye çalışılıyor. Altan Tan’ın açıklamalarının ardından gazeteci Kemal Öztürk’ün Nusayrilere yönelik katliam çağrısı yapmasıyla devam eden süreç, bir grubun Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin açıklamasıyla farklı bir boyuta ulaştı.
Kendilerini “Alevi aydını” olarak tanımlayan bir grup, Önder Apo’nun bağlamından koparılan açıklamaları üzerinden Kürt Özgürlük Hareketi ile Alevi toplumu arasında ayrım ve gerginlik varmış gibi göstermeye çalıştı.
Önder Apo ve Özgürlük Hareketi tarafından yalanlanan görüşme notları ile öncesinde Önder Apo’nun yaptığı açıklamaların bağlamından koparılması üzerinden yürütülen tartışmalarda, Özgürlük Hareketi’nin Alevileri dışladığı iması sıklıkla gündeme getirildi.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, yaşanan tartışmaları ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin bakışını ajansımıza değerlendirdi.
ÖZGÜRLÜK HAREKETİNİN ALEVİLİK İÇERİSİNDE DOĞDUĞUNU SÖYLEMEK ABARTI OLMAZ
Önder Apo’nun söylemlerinin beyanlarında ve kitaplarında mevcut olduğunu belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kürt Özgürlük Hareketi’nin Alevilik içerisinde doğduğunu söyledi.
Çiğdem Kılıçgün Uçar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir süreç devam ediyor ve sıradan da değil. Bir coğrafyanın, bu coğrafyada yaşayan halkların geleceğini şekillendirecek bir süreç. Bunun için her şeyin açık, şeffaf ve tüm boyutuyla açık tartışılması gerekiyor. Tüm taraflar ve coğrafya bu konudaki duruş ve tutumları aleni bilinmeli ki bir sonuca ulaşsın, neyin ne olduğu anlaşılsın. Yoksa her kişi, yapı ve taraf olayı kendine göre değerlendirecek ve manipüle edecektir. Dolayısıyla şeffaflık hassas bir konu. Her tarafın temsilcisi direkt topluma ulaşabilmeli.
Bu nedenle Sayın Öcalan’ın daha önce ne dediği beyanlarında ve kitaplarında mevcut. Şimdi ne dediği ise özgür çalışma koşulları oluştuğunda; basın, toplumun değişik aktörleri ve temsilcileri ile görüştüğünde ortaya çıkacaktır. Kürt Özgürlük Hareketi kuruluşu, perspektifi, ideolojik kodları ve bileşenleri ile birlikte değerlendirildiğinde Alevilik içinde doğduğunu, Aleviliğin saf hali ile işin ortasında olduğunu söylemek abartı olmaz sanırım. Aslında bu durum diğer inançlar ve halklar bazında değerlendirildiğinde durum aynıdır. Onun için Kürt Özgürlük Hareketi değerlendirildiğinde sık sık ‘bir insanlık hareketidir’ denir.”
“ÖZGÜRLÜK HAREKETİ AYNI ZAMANDA BİR ALEVİ HAREKETİDİR”
Özgürlük Hareketi’nin bir insanlık hareketi olduğuna vurgu yapan Çiğdem Kılıçgün Uçar, aynı zamanda bir Alevi hareketi olduğunu belirtti.
Çiğdem Kılıçgün Uçar, şöyle konuştu:
“Kürt Özgürlük Hareketinin kurucu ve yönetici kadrolarının bir kısmı Kürt, Türk, Türkmen Alevisidir. Kuşkusuz diğer inanç ve halklardan da vardır. Bu geldikleri toplumsal kesimler hem Hareketi şekillendirmiş hem de geldikleri toplumu temsil etmişlerdir. Dolayısıyla Özgürlük Hareketi ile Aleviler arasındaki ilişkiyi hem geçmiş hem de şimdi ayrı ele almak mümkün değildir. Özgürlük Hareketi aynı zamanda bir Alevi hareketidir. Koçgirî’den, Dersim’e, Maraş’a katliamlara karşı verilen direnişin hafızasını mücadelesine taşıyan ve bu hafızayla örgütlenen bir harekettir. Coğrafyanın ezilen tüm halklarının ve inançlarının varlık ve özgürlüğünü kendi mücadelesinin gerekçesi olarak tanımlamış ve yürütmüştür.
Özgürlük Hareketi ve Kürt siyasal hareketi, Alevi toplumunu insanlığın en temel kodlarını taşıyan temel halk ve inançlardan biri olarak görür. Hem temel insanlık değerlerini taşıması hem kapitalizme daha az bulaşması hem de bu topluma dönük inkâr, imha ve asimilasyon politikalarına karşı en direngen kesimlerden biri olarak tanımlar. Alevi inancının taşıdığı hakikati, yarattığı değerleri hem korunması hem de demokratik toplumun inşasında temel alınacak değerler olarak görür. Bu nedenle kendisini ayrı bir yere konumlandırmadan iç içe hem örgütler hem de birlikte mücadele eder.”
“SAYIN ÖCALAN, ALEVİ KATLİAMLARINA SON VERMEK İÇİN ÇABALIYOR”
Önder Apo’nun çabasının Yavuz’dan bugüne Alevilere yönelik katliam ve saldırılara son vermek olduğunu belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, şöyle konuştu:
“Elbette ki geçmişte yaşanmış olay ve katliamları unutmamak ve benzer zeminleri ortadan kaldırmak için kesintisiz mücadele, hem de mümkün olduğu kadar en geniş ortaklıkla mücadele gerekiyor.
Ortadoğu gerçeği biliniyor. Ortadoğu denilince savaş, rant ilk akla gelenlerdendir. Ve tüm dünya buraya elini uzatmaktadır. En belirgin açık da halklar, din ve mezhep çelişkilerini kullanma geliyor. Daha yakın bir zamanda çoğunluğu Kürt, Türk, Arap, Ermeni, Asuri ve dünyanın çeşitli halklarının evlatları, ki bunların içinde Alevisi, Sünnisi, Hristiyanı vardı, IŞİD barbarlığına karşı amansız bir savaş verdi. Dünyayı, en azından başta Ortadoğu olmak üzere bu coğrafyayı büyük bir beladan kurtardı. Bunun öncülüğünü de Kürt Özgürlük Hareketi yaptı. Büyük bedellerle başta kendi toplumu olmak üzere bölge ve dünyayı bu belanın katliamlarına karşı korudu. Cihadist grup kendini ‘Sünni’ olarak tanımlıyordu ve ilk hedefine Alevileri koyuyordu.
Sayın Öcalan’ın bir Demokratik Toplum Manifestosu var. Bunu anlaşılır kılmaya ve ete kemiğe büründürmek istiyor. Bunun için yoğun bir çaba içinde. Bu konuda beyan ve kitapları var. Hareketini bu yeni duruma göre pozisyon almaya çağırıyor. Ve Sayın Öcalan aynı zamanda bir siyasetçi. Barış ve Demokratik Toplum perspektifinin hayat bulması için yanında, sağında, solunda ve karşısında duranlarla bir iletişim kurmak, perspektifini anlatmak, demokrasi eksenli ortak bir zemin yakalamak istiyor. Elbette ki yapmak istediği şey bu kapsayıcı ve çoğulculuğu esas alan perspektifine ters olamaz. Tüm çaba Yavuz-İdris-i Bitlisi döneminden bugüne Alevilere dönük katliamcı zihniyetin kendisini ve doğurduğu sonuçların zeminini ortadan kaldırmaktır.
Alevilerin yaşadığı katliamlar ve günümüze kadar yaşanan travmalar elbette ki bu hareketin temel gündemidir. Ayrıca tarihte yaşanmış olayları da doğru inceleyip doğru sonuçlar çıkarmak gerekir. Zeminini o tarihlerde taşıyan ve yakın tarihte yaşanan Alevi katliamları biliniyor. Önemli olan bunun zeminini ortadan kaldıracak bir ortak mücadelenin inşasıdır. İlk günden bugüne bu ortak mücadele bir söz olarak kalmamış, güçlü bir emeğe de dönüşmüştür. Alevilerin öncüsü, yürütücüsü ve emekçisi olduğu güçlü ve tarihsel bir mücadeledir.
Sayın Öcalan sık sık Türk-Kürt ittifakının doğurduğu sonuçlar üzerinden Demokratik Bir Toplumun inşasını ve Demokratik Bir Ortadoğu tasavvurundan bahseder. Çabası da budur. Aksini iddia etmek eşyanın tabiatına aykırıdır. En basit haliyle süreci doğru okumamadır.
Alevilere yaşam hakkını Sünni dayatmalarla, Kürde yaşamı Türklük dayatmalarıyla ablukaya alan zihniyete karşı en güçlü mücadeleyi veren, inançları birbirinin karşısında konumlandıran ve kırdırtan bir zihniyete karşı ortak yaşamın zeminini inşa etmekten vazgeçmeyen bir mücadele tarihini görmezden gelmek; hakikat karşısında büyük bir yabancılaşmanın da göstergesidir.
Yine tüm bu çaba ve mücadelenin adını Sünni ittifak olarak tanımlamak yapılacak en büyük haksızlıktır. Bugüne kadar yaratılan değerlerin ve ortak mücadelenin tek bir zemine sıkıştırılmasıdır. Oysa tüm tarihsel ve güncel dinamikleri ile Kürt siyasi hareketinin kurduğu ittifaklar barış ittifakı, halklar ve inançların demokratik ittifakı olmuş ve olacaktır.”
“BİR TOPLUMU VE ONUN ÖNCÜSÜNÜ OLANDAN FARKLI GÖSTERMEK SORUNDUR”
“Alevi aydınlar bildirisi”ne de değinen Çiğdem Kılıçgün Uçar, aydın olmanın olayları bütünüyle kavramayı gerektirdiğini belirtti.
Çiğdem Kılıçgün Uçar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Evet, ‘Alevi aydınlar bildirisi’ adıyla böylesi bir bildiri yayınlandı. Olayı birkaç noktada sorgulamak mümkün. Aydın olmak olayı tam kavramayı gerektirir. Bunca külliyat varken, ciddi bir hareket ve toplumu ve onun öncüsünü olandan farklı göstermek sorundur. Bunca iletişim kanalı varken bunu işletmeden, olayı olanının karşısında konumlandırmak en basit haliyle bir soruna işaret eder. Ortak mücadele gerekirken önemli bir kısmı Alevi bileşenden oluşan yapıyı karşıya konumlandırmak da ayrı bir sorun.
Böylesi hassas bir süreçte sürecin hak ettiği desteği öncelemeden, barış ve Alevi hassasiyetlerini birbirinden uzaklaştıran ve ayrıştıran dil ve tutumun hiç kimseye kazandırmayacağı da bir o kadar nettir. Alevi inancının ‘72 millete aynı nazarla bakma’ öğretisi ile Kürt siyasal hareketinin Demokratik Toplum hedefi birbirini gören ve gözeten bir gelecek mücadelesidir. Bunun teyide ihtiyaç duymayan bir gerçek olduğu aşikâr.
Önümüzdeki yıllarımızın nasıl bir sistemde yaşayacağımızı belirleyen bir sürecin içerisindeyiz. Elbette herkes aynı düşünmek zorunda değil. Herkesin gelecek tasavvuru aynı değil. Mücadele biçimi aynı değil. Ama bir gerçeği tahrif etmek başlı başına bir sorundur. Aleviliğin hakikat ile özdeşleşen kimliği bu gerçeğin ve tüm gerçeklerin güvencesi niteliğindedir. Korunması ve büyütülmesi gereken, ihtiyaç duyulan tutum tam da budur.
Sürece karşı odaklar var. Birçok şey açık açık ifade edilmesine rağmen çarpıtma, manipülasyon, süreci kendi ajandasına göre dizayn etme, mümkün değilse bozma girişimleri var. İnsanların kaygı ve çabalarını anlamakla birlikte sürece müdahale, iç iktidar hamleleri vs. olarak yorumlamak mümkün. Elbette ki tek tek imzacıları öyle bir şeyle itham etmiyoruz. Ama hakikati bulmak, ortaya çıkarmak mümkün. Ortak mücadele mümkün.”
“İKTİDAR LEHİNE GÜÇ DEVŞİRENE SOL DEMEMEK LAZIM”
Alevi toplumunu “arka bahçesi” olarak gören ve gerçeği manipüle ederek iktidar lehine çalışanlara “sol” denilmemesi gerektiğini belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gerçeği tahrif edene, manipülasyonlarıyla iktidar lehine güç devşirene sol dememek lazım. Alevi toplumunu arka bahçesi olarak gören ve bunun devamını isteyenler bunun elden gideceğini anlayınca ‘tüm tuşlara aynı anda basıyorlar’ demek yanlış olmasa gerek.
Yoksa Özgürlük Hareketi değil, Alevileri hiçbir toplumsal kesimi kendisine düşman etmez. Bunu düşünmek, bunu varmış gibi göstermek hareketin kendini inkâr etmesine götürecek kadar uzaktır. Kaldı ki Özgürlük Hareketi’nin önemli bir kesimi Alevi toplumunun evlatlarından oluşmaktadır. Yani nereden baksanız mantıksız.”