GÖRÜNTÜLÜ

Cenevre’de Alevi kadınlardan laçeklerle barış çağrısı

FEDA öncülüğünde Cenevre’de Birleşmiş Milletler Meydanı’nda düzenlenen özgürlük nöbeti ve çadır eylemi, basın açıklamasıyla sona erdi. Eylemin finalinde Alevi kadınlar laçeklerini meydana bırakarak barış mesajı verdi.

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) öncülüğünde İsviçre’nin Cenevre kentindeki Birleşmiş Milletler Meydanı’nda düzenlenen iki günlük özgürlük nöbeti ve çadır eylemi sona erdi.

FEDA’nın “Barışın Öznesi, Demokratik Toplumun Güvencesiyiz” şiarıyla Avrupa’nın çeşitli kentlerinde yürüttüğü eylemler kapsamında kurulan nöbet çadırındaki program, basın açıklaması ve kültürel etkinliklerle tamamlandı.

Eylül ayı boyunca Zürih, Strasbourg, St. Gallen, Leverkusen, Dortmund ve Paris’te sürdürülen eylemlerin ardından Cenevre’de dün başlayan nöbet, bugün gerçekleştirilen programla sonlandırıldı.

‘BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUMDA ISRARCIYIZ’

Programda Gülbang okundu ve semah dönüldü. Eylemin açılış konuşmasını Cenevre FEDA Temsilcisi Filiz Güven yaptı.

Alevilerin Önder Apo’nun Demokratik Toplum sürecini başlangıcından itibaren desteklediğini belirten Filiz Güven, Avrupa’da sürdürülen nöbet eylemleriyle barış ve demokratik toplum talebini görünür kılmayı amaçladıklarını söyledi.

FEDA’nın Eylül ayı boyunca farklı kentlerde gerçekleştirdiği eylemlere dikkat çeken Filiz Güven, “Bir kez daha haykırıyoruz: Barış ve demokratik toplumda ısrarcıyız” dedi.

Programda eylemin mesajları Fransızca olarak da aktarıldı. Fransızca açıklamayı Bengül Yağıbasan yaptı.

‘BARIŞ BÜTÜN HALKLARIN ORTAK TALEBİ OLMALI’

FEDA İsviçre Eş Sözcüsü Songül Aslan ise “Barışın Öznesi, Demokratik Toplumun Güvencesiyiz” şiarıyla bir araya geldiklerini belirtti.

1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla FEDA’nın Avrupa genelinde “Eylül ayını Barış Ayı yapalım” çağrısıyla yürüttüğü çalışmaları anlatan Songül Aslan, Zürih’te başlatılan barış nöbeti ve çadır eyleminin farklı kentlerde sürdürüldüğünü söyledi.

Savaşın ve fiziki-kültürel soykırım politikalarının hüküm sürdüğü koşullarda barışın Aleviler açısından yaşamsal bir ihtiyaç olduğunu belirten Songül Aslan, halkları ve inançları birbirinden uzaklaştıran, ötekileştiren ve itaat dayatan anlayışa karşı ortak yaşam koşullarının yaratılması gerektiğini ifade etti.

“Biz Aleviler için barış, bir gerekliliğin ötesinde ibadettir” diyen Songül Aslan, Alevi inancındaki “72 millete bir nazarla bakmak” ve “Yol bir, sürek binbir” anlayışlarına dikkat çekti.

‘DEMOKRATİK TOPLUM FARKLILIKLARIN EŞİT YAŞAMIDIR’

Alevilerin tarih boyunca baskı, inkâr, asimilasyon ve soykırım politikalarına karşı kendi hakikatiyle direndiğini belirten Songül Aslan, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, adalet, demokrasi ve kalıcı barıştan yana olduklarını söyledi.

Demokratik toplumun yalnızca siyasal bir model olarak ele alınamayacağını ifade eden Songül Aslan, farklı halkların, inançların ve kimliklerin eşit ve özgür biçimde bir arada yaşayabildiği bir toplumsal düzenin esas alınması gerektiğini belirtti.

Barış sürecinin yalnızca Türkler ile Kürtler arasındaki bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Songül Aslan, “Barış, bütün halkların, bütün inançların ve bütün toplumsal kesimlerin ortak talebi ve sorumluluğu olmalıdır” dedi.

Önder Apo’nun çağrısının ardından başlayan sürece ilişkin FEDA’nın yaklaşımını da aktaran Songül Aslan, süreci bir devlet ittifakından ziyade demokratik toplum sözleşmesi ve “Rıza Toplumu” perspektifi üzerinden değerlendirdiklerini söyledi.

Songül Aslan, “Biz bu perspektifi kendi tarihsel değerlerimiz ve toplumsal gerçekliğimiz açısından önemsiyor, demokratik geleceğin inşasına katkı sunmayı sorumluluğumuz olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Barışın yalnızca savaşın sona ermesi anlamına gelmediğini belirten Songül Aslan, “Barış; adalet, eşitlik, özgürlük ve rızalıktır. Rızalık varsa barış vardır. Barış varsa birlikte yaşam vardır” dedi.

ALEVİ KADINLARDAN LAÇEKLERLE BARIŞ MESAJI

Basın açıklamasının ardından semah dönüldü. Daha sonra yeniden söz alan Songül Aslan, Alevi inancında kadınların ve kadın özgürlüğünün önemine dikkat çekti.

“Hüseyin’i duruşumuzla zulme dur dedik. Bizim yolumuz kadından yürür. Kadın olmadan yaşam, özgürlük ve demokrasi olmaz” diyen Songül Aslan, Alevi kadınların barış mücadelesindeki sorumluluğuna vurgu yaptı.

Alevi kadınların çocuklarına barış sözü verdiğini belirten Songül Aslan, “Bedenimizi meydana seriyoruz” dedi.

Konuşmanın ardından Alevi kadınlar ellerindeki laçekleri Birleşmiş Milletler Meydanı’na bıraktı. Eylemde laçeklerin bırakılmasıyla savaşta akan kanın durması ve kalıcı barışın sağlanması çağrısı yapıldı.

FEDA’NIN SIRADAKİ DURAĞI FRIBOURG

Cenevre’deki nöbet Gülbang, semah ve kadınların barış mesajıyla sona erdi. FEDA’nın “Barışın Öznesi, Demokratik Toplumun Güvencesiyiz” şiarıyla yürüttüğü eylemler ise devam edecek.

FEDA’nın bir sonraki durağının İsviçre’nin Fribourg kenti olduğu belirtildi. Barış nöbeti ve çadır eyleminin 24-25 Eylül tarihlerinde Fribourg’da sürdürüleceği kaydedildi.