Zürih’te deportlara karşı eylem
İsviçre’nin Zürih kentinde artan sınır dışı uygulamalarına karşı eylem düzenlendi. Eylemciler, sığınma hakkının pazarlık konusu yapılamayacağını belirterek geri gönderme uygulamalarına son verilmesini istedi.
İsviçre’nin Zürih kentinde artan sınır dışı uygulamalarına karşı eylem düzenlendi. Eylemciler, sığınma hakkının pazarlık konusu yapılamayacağını belirterek geri gönderme uygulamalarına son verilmesini istedi.
İsviçre’nin Zürih kentinde son dönemde artan sınır dışı uygulamalarına karşı eylem düzenlendi. Bürkliplatz’da gerçekleştirilen eyleme Demokratik Kürt Toplum Merkezi, Türkiyeli devrimci hareketler, kadın grupları ve sınır dışılara karşı mücadele eden çeşitli örgüt ve gruplar katıldı.
Dem-Kurd, İsviçre Göçmen İşçiler Federasyonu (İGİF), İsviçre Demokratik Haklar Federasyonu (İDHF), İsviçre Türkiyeli İşçiler Federasyonu (İTİF), Pangea Kollektifi, Kültür Fabrik ile İsviçreli feminist ve anarşist grupların destek verdiği eylem, Zürih Gölü kıyısındaki Bürkliplatz’da başladı.
GEMİYE ‘SINIR DIŞI ETMEK ÖLDÜRÜR’ PANKARTI
Eylem öncesinde bir grup, Bürkliplatz Limanı’nda bekleyen tur gemisine “Sınır dışı etmek öldürür” ve “Deportlara hayır” yazılı pankart astı. Gemide bir süre slogan atan grup, daha sonra meydanda toplanan kitleye katıldı.
Bürkliplatz’da bir araya gelen kitle, sloganlarla yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca Kürtçe, Türkçe ve Almanca sloganlar atıldı. Eylemciler, “Deporta hayır” ve “Yaşasın halkların dayanışması” sloganlarıyla zorla sınır dışı uygulamalarına tepki gösterdi.
ROJAVA İLE DAYANIŞMA MESAJI
Yürüyüş sırasında Rojava’ya dair bir şarkının çalınmasıyla Rojava’ya yönelik dayanışma mesajları da verildi. Eylemciler, “Bijî Berxwedana Rojava” ve “Jin, Jiyan, Azadî” sloganları attı.
Bürkliplatz’dan başlayan yürüyüş, Helvetiaplatz’da düzenlenen basın açıklamasıyla sona erdi.
‘SIĞINMA HAKKI PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR’
Kurumlar adına okunan açıklamada, İsviçre’de sığınma başvurusunda bulunan kişilerin tutulduğu merkezlerde ve geri gönderme süreçlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekildi.
Açıklamada, barınma ve sağlık hizmetlerine erişim sorunlarının yanı sıra psikolojik baskı, çocuklar ve kadınların karşı karşıya kaldığı riskler ile geri gönderme sırasında kullanılan orantısız güç yöntemlerinin münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceği belirtildi.
İsviçre’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler gereği işkence ve kötü muamele yasağına uymak ve geri göndermeme (non-refoulement) ilkesini gözetmek zorunda olduğu ifade edilen açıklamada, sığınma başvurularının hızlı sonuçlandırılmasının bu yükümlülüklerin önüne geçirilemeyeceği vurgulandı.
Başvurular değerlendirilirken kişilerin yaşadığı travmalar, tercüme sorunları, yeni deliller, ülkelerdeki güncel siyasi koşullar ve özel kırılganlıkların dikkate alınması gerektiği kaydedildi.
‘İNSAN ONURU SINIR DIŞI EDİLEMEZ’
Türkiye’ye geri gönderilen kişilerin tutuklandığına dikkat çekilen açıklamada, İsviçre’nin demokrasi ve hukuk devleti iddiasının, yalnızca kimlerin ülkede kalacağına karar vermesiyle değil, sınır dışı ettiği kişilere nasıl davrandığıyla da ölçülmesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, “Hiçbir göç politikası insan onurunun, çocukların yüksek yararının, adil hukuki güvencelerin ve geri göndermeme ilkesinin üzerinde değildir” denildi.
Eylem, “Sığınma hakkı pazarlık konusu değildir. İnsan onuru sınır dışı edilemez. Geri gönderme politikalarına son verilsin!” mesajıyla sona erdi.