Hesekê’de yaşananlar ve öz savunmanın önemi
Hesekê’deki provokasyona katılmaları için Şam’ın kontrolündeki bölgelerden onlarca kişi getirildi. Halkların provokasyonlara karşı öz savunma temelinde bir direniş hattı örmesi hayati önem taşıyor.
Hesekê’deki provokasyona katılmaları için Şam’ın kontrolündeki bölgelerden onlarca kişi getirildi. Halkların provokasyonlara karşı öz savunma temelinde bir direniş hattı örmesi hayati önem taşıyor.

Hesekê, Kürtlerin, Arapların, Süryani/Asurilerin, Ermenilerin ve farklı halkların bir arada yaşadığı, Suriye’nin çok renkli kentlerinden biri. Kürtler, ağırlıklı olarak Mufti ve Salihiyê mahallelerinde, Araplar Xiwêran, Neşva ve Tel Hacer mahallelerinde bulunuyor. Aziziyê ve kent merkezindeki bazı alanlarda ise farklı topluluklar bir arada yaşıyor.
Kentin yönetimi aslında bu çok halklı yapının nasıl temsil edileceğiyle doğrudan bağlantılı. Rojava’da temeli atılan ve dünyaya örnek olan Özerk Yönetim modeli, farklı toplumsal kesimlerin söz hakkı olduğu ortak bir yönetimi esas alırken, bugünkü Şam Geçici Hükümeti, BAAS rejimi zihniyetinin yeniden uygulanmasını savunuyor. 29 Ocak Anlaşması’yla Şam ve Özerk Yönetim arasında entegrasyon süreci başlatılmış olsa da mevcut hükümet, Kürtlerin siyasi iradesini, kimliğini ve kültürel haklarını tanımayı reddediyor. Özellikle son dönemde Hesekê’de yaşanan cinayetler, sembollere yönelik saldırılar, Kürt mahallelerini işgal girişimleri ve silahlı olaylar, bu zihniyetin kentteki yansımaları oldu.
SALDIRILAR DURMADI
Entegrasyon sürecinin ilk somut adımlarından biri Nureddin İsa Ahmed’in Hesekê Valisi olarak atanması oldu. Şam yönetimi, anlaşmanın uygulanmasını takip etmek üzere Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş’i Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi olarak görevlendirdi.
Demokratik Suriye Güçleri (QSD) savaşçılardan oluşturulan üç tugayın Suriye ordusunun 60. Tümeni bünyesine katılması kararlaştırıldı. Mayıs ayında 60. ve 72. tümenler altında entegre tugay yapıları oluşturuldu; Hesekê, Qamişlo, Dêrik ve Kobanê’de yeni düzenlemeler yapıldı. İç Güvenlik Güçleri’nin (Asayiş) Suriye İçişleri Bakanlığı bünyesine alınmasına yönelik işlemler de başlatıldı.
Ancak askeri ve idari düzenlemeler, kentteki siyasi gerilimi ortadan kaldırmadı. Kürt karşıtı söylemler ve sembollere yönelik saldırılar sürerken, Şam’ın doğrudan olayları yönetmesi tepkilere neden oldu.
CİNAYETLER VE SİLAHLI SALDIRILAR
Kürtlere yönelik saldırıların ağır örneklerinden biri 10 Eylül’de yaşandı. Hesekê Tugayı savaşçısı Sîpan Hiznî kaçırılarak katledildi. Cinayet, orduya entegre olan savaşçıların ve kentte yaşayan Kürtlerin güvenliğine ilişkin kaygıları artırdı.
20 Eylül’de Qamişlo-Hesekê yolu üzerindeki Qurtuba Üniversitesi yakınlarında petrol tankerlerine eşlik eden Asayiş devriyesine silahlı saldırı düzenlendi. Motosikletli iki kişinin açtığı ateş sonucu Abdulaziz Faysal Hasan yaşamını yitirirken petrol şirketinde çalışan iki kişi yaralandı. Ekim ayının ilk iki haftasında yaşananlar Şam’ın provokasyonları doğrudan örgütlediğinin en açık örneği oldu.
BAYRAK ÜZERİNDEN PROVOKASYON
TV kanalları ve sanal medya üzerinden Hesekê’deki tüm Araplara, 2 Ekim Cuma namazından sonra Kürtlere karşı yürüyüş çağrısı yapıldı. Ardından, Xiwêran ve Neşva mahallelerinde namaz sonrasında bir yürüyüş düzenlendi. Kent merkezinde Kürtlere ait bayrak yakıldı. Kürt sembolleri, tabelalar ve güvenlik kameraları hedef alındı. Böylece saldırılar, Kürtlerin kimliklerini ve kamusal alandaki varlığını da hedef alan bir boyuta ulaştı. Sonraki günlerde ise Reqa ve Serêkaniyê’de Şam’ın Hesekê’nin “kontrolünün tamamını alması” çağrılarının yapıldığı yürüyüşler organize edildi.
Bayraklar üzerinden yapılan provokasyonlar Hesekê’den önce Kobanê ve Efrin’de de planlandı. Kobanê’de Newroz kutlamaları sırasında Suriye bayrağının indirilmesi görüntüleri yayıldı. Asayiş, olaya karışan bir kişinin gözaltına alındığını ve adli makamlara sevk edildiğini açıkladı. Görüntülerin başka bölgelerde gerilimi artırmak amacıyla kullanıldığına dikkat çekildi. Aynı günlerde Efrîn’de Newroz kutlamalarından dönen Kürtlere de saldırıya uğradı.
DAİŞ’İN GİZLİ BAHÇESİ: XIWÊRAN
Xiwêran Mahallesi, son 15 yıllık süreçte DAİŞ’e aktif destek vermiş bir mahalle olarak öne çıktı. Xiwêran, ağırlıklı olarak Arapların yaşadığı bir mahalle. DAİŞ hücrelerinin bulunduğu, çok sayıda çetenin yakalandığı ve geçmişte 3 bine yakın çetenin cezaevinde tutulduğu bölge olması nedeniyle Hesekê’nin güvenlik gündeminde de önemli bir yere sahip. Dolayısıyla provokasyonların bu mahallede planlanması ayrıca dikkat çekiyor.
8 Ekim’de kent merkezindeki Barış Meydanı’na bir daha çıkan cihatçı grupları, Kürt sembollerine, meydanın tanıtım tabelasına ve güvenlik kameralarına zarar verdi. Xiwêran’da başlayan provokasyon sırasında kamu ve özel mülklere zarar verildi. Asayiş, saldırıların Hesekê’nin kuzeyine ve Kürtlerin yaşadığı mahallelere yayılmasını önlemek amacıyla müdahalede bulundu.
9 EKİM YÜRÜYÜŞÜNÜN ARKA PLANI
9 Ekim’de ise kent adeta DAIŞ zihniyetiyle karşı karşıya kaldı. Cihatçı yürüyüşün hazırlıkları, olayların yalnızca o gün ortaya çıkan bir çağrıdan ibaret olmadığını gösteriyor. Bir hafta önce (2 Ekim) düzenlenen yürüyüşte beklenen katılımın sağlanamamasının ardından yeni bir gösteri için hazırlıklara başlandı. Hesekê’nin yanı sıra Şeddadê, Serêkaniyê, Dêrazor, Çiyayê Kizwan, Reqa, Til Temir ve Til Birak köylerinden Arapların yönü Hesekê’ye çevrildi. Özellikle yürüyüşe katılım için baskı ve tehditlere de başvuruldu.
Şam ise böyle bir provokasyonun doğrudan planlayıcısıydı. Serêkaniyê, Humus, Hama ve Reqa’dan bin ila bin 200 askeri “kentin savunulması” adı altında Hesekê’ye kaydırdı. Saldırılar başladığında ise geri çekilerek Kürt-Arap savaşının başlamasını kolladı.
Yürüyüş, “Suriye Bayrağı Cuması” adı altında gerçekleştirildi. Ancak atılan sloganlar, Kürt sembollerinin hedef alınması ve mahallelere yönelme girişimleri, meselenin yalnızca bayrak talebiyle sınırlı olmadığını ortaya koydu. Farklı halkların Hesekê’de bir arada yaşaması reddedildi, yüzü kapalı, uzun sakallı ve sarıklı çeteler kılıç ve bıçaklarla tehditler savurdu. Çarşıdaki Kürtlere ait ev ve işyerlerine saldırdı. Yürüyüşe bir milyon kişinin katılması planlandı ama yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı belirtiliyor. Öte yandan, gösteride DAIŞ bayraklarının kaldırılması ve Cuma gününün özellikle seçilmesi tam anlamıyla DAIŞ ruhunu çağrıştırıyordu. Nihayetinde amaç Kürtlerin yaşadığı mahallelere girerek işgal etmekti.
ŞAM’IN TEKÇİ ZİHNİYETİ
Uzun süredir Türk devleti ve Şam hükümeti, Hesekê’nin Kürtlerin öncülüğünde gelişen kurumlar tarafından yönetilmesine karşı çıkıyor ve Rojava’nın tamamında merkezi yönetimin kontrolünün sağlanmasını planlıyor. Bu tekçi ve demokratik olmayan anlayış, Kürtlerin elde ettiği kazanımları ortak bir siyasi yapı içinde tanımak yerine yok etmeyi hedeflediğini ortaya koyuyor.
GÜVENLİK KAYGILARI
Öte yandan, saldırılar gösterilerle sınırlı kalmadı. Sanayi Kavşağı yakınlarında, üzerinde Kürt bayrağı bulunan bir araçtaki üç Kürt kardeş, silahlı saldırıya uğradı. Ağır yaralanan 16 yaşındaki Diyar Muhammed Sirac ile 20 yaşındaki ağabeyi Nezir Muhammed Sirac’ın hayati tehlikesi sürüyor.
10 Ekim’de ise Salihiyê Mahallesi’nde Rojava FM ekibine silahlı saldırı düzenlendi. Bir radyo çalışanı yaralandı; saldırganlar ekibin aracını alarak olay yerinden uzaklaştı. Asayiş, saldırının nedenini aydınlatmak ve failleri yakalamak amacıyla soruşturma başlattı.
Özellikle Kürt mahallelerine yönelik tehditler, sembollerin hedef alınması ve silahlı olaylar, kentteki güvenlik kaygılarını derinleştirdi. Buna rağmen halkın bu provokasyonlara karşı hassas ve duyarlı olduğu belirtiliyor.
ANADİL VE KİMLİK ÜZERİNDEKİ TARİHSEL BASKI
Hesekê’deki saldırılar, Kürtlerin geçmişte karşı karşıya kaldığı inkâr politikalarının devamı. Suriye’de Kürtler uzun yıllar vatandaşlık haklarının kısıtlanması, kimliklerinin inkârı ve Kürtçenin kamusal alanda kullanılmasına yönelik sınırlamalarla karşılaştı. Kürtçenin eğitimde ve kamusal yaşamda kullanılmasına yönelik yasaklayıcı uygulamalar, bu politikanın önemli parçalarıydı.
Bugün Kürt sembollerinin hedef alınması ve mahallelerine yönelik işgal tehditleri, bu tarihsel hafızayı yeniden gündeme getiriyor.
2004’ÜN HAFIZASI
Hesekê’deki olayların tarihsel arka planında, 2004 yılında Kürtlerin hedef alındığı saldırılar da bulunuyor. 12 Mart 2004’te Qamişlo’da bir futbol karşılaşması sırasında başlayan olaylar, kısa sürede Kürtlerin siyasi ve kültürel haklarına ilişkin taleplerin öne çıktığı geniş çaplı protestolara dönüştü. Eylemler Hesekê dahil başka kentlere de yayıldı.
O dönemde Hesekê’de Kürtlere ait evler ve işyerleri hedef alındı. Xiwêran ve Neşva mahallelerinde evler ve işyerleri talan edildi, çok sayıda Kürt başka mahallelere göç etmek zorunda bırakıldı.
ÖZ SAVUNMA ŞART
Hesekê’de yaşanan cinayetler, silahlı saldırılar, sembollere yönelik müdahaleler ve mahallelere dönük tehditler, öz savunmanın önemini yeniden gündeme taşıdı. Kürtlerin yaşamlarını, kimliklerini ve siyasi kazanımlarını koruma hakkı, kentteki mevcut güvenlik koşullarında temel bir tartışma başlığı haline geldi.
Öz savunma, halkın kendi yaşam alanlarını korumasının yanı sıra toplumsal dayanışmayı ve ortak yaşamı savunmayı da kapsıyor. Halkların iradesini tanımayan ve meşru taleplerini reddeden Şam Geçici Hükümeti’nin zihniyetine karşı demokratik ve meşru direnişin geliştirilmesi, Rojava’daki siyasi mücadelenin önemli başlıklarından biri. Kısacası Hesekê’nin geleceği, halkların iradesinin nasıl tanınacağı ve Rojava’da oluşan siyasi kazanımların nasıl ele alınacağı sorularına verilecek yanıtlarla şekillenecek. Öz savunma ve dayanışma tartışmaları da bu siyasi mücadelenin bir parçası olarak önemini koruyor.