Peru’da seçmenler bu pazar günü yeni devlet başkanını belirlemek için seçimlerin ikinci turunda oy kullanıyor. Ülkenin son yıllarda yaşadığı siyasi istikrarsızlık ve artan suç oranlarının gölgesinde gerçekleşen seçimlerde, muhafazakâr aday Keiko Fujimori ile sol görüşlü Roberto Sanchez karşı karşıya geliyor.
Kamuoyu yoklamaları, iki adayın da birbirine çok yakın destek oranlarına sahip olduğunu gösteriyor. İlk turda her iki adayın toplam oy oranının yüzde 30’un altında kalması, seçmenlerin önemli bir bölümünün adaylardan memnun olmadığını ortaya koydu.
ESKİ DİKTATÖRÜN KIZI, KEİKO FUJİMORİ
51 yaşındaki Keiko Fujimori, 1990’lı yıllarda ülkeyi yöneten diktatör eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori’nin kızı. Dördüncü kez devlet başkanlığına aday olan Fujimori, destekçileri tarafından ekonomiyi istikrara kavuşturmak ve silahlı grupları yenilgiye uğratmakla övülen, ancak yolsuzluk ve insanlığa karşı suçlardan hüküm giymiş olan babasının siyasi mirasını sahipleniyor.
57 yaşındaki eski bakan Roberto Sanchez ise ilk kez devlet başkanlığı için yarışıyor. Özellikle merkezi yönetim tarafından ihmal edildiğini düşünen And Dağları bölgesindeki seçmenlerden güçlü destek alan Sanchez, değişim ve sosyal adalet söylemleriyle öne çıkıyor.
Seçime günler kala bir yargıcın, Sanchez hakkında 2018-2020 yılları arasındaki yerel seçim kampanyalarının finansmanına ilişkin usulsüzlük iddiaları nedeniyle dava açılmasına karar vermesi dikkat çekti. Sanchez ise suçlamaları reddediyor.
10 YILDA DOKUZUNCU DEVLET BAŞKANI SEÇİLECEK
Seçimi kazanan aday, son derece kırılgan bir siyasi tabloyla karşı karşıya kalacak. Peru’da 2016’dan bu yana sekiz farklı devlet başkanı görev yaptı. Bu istikrarsızlığın temel nedenlerinden biri olarak, parlamentoya devlet başkanını “kalıcı ahlaki yetersizlik” gerekçesiyle görevden alma yetkisi veren anayasal düzenleme gösteriliyor.
Uzmanlar, hangi aday kazanırsa kazansın parlamentoda çoğunluğu elde edemeyeceğini ve görev süresini tamamlayabilmek için farklı siyasi güçlerle ittifak kurmak zorunda kalacağını belirtiyor. Peru’daki seçimler, ülkenin uzun süredir devam eden siyasi krizden çıkıp çıkamayacağının da önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.