İHD ve ÖHD: Adana’daki cezaevlerinde hak ihlalleri yaşanıyor

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Suluca ve Kürkçüler cezaevlerinde hastane sevklerinin “ağız içi arama” dayatması nedeniyle engellendiğini, 38 hasta tutsağın bulunduğunu açıkladı.

İHD Adana Şubesi ile ÖHD Adana Temsilciliği, Temmuz-Eylül 2026 dönemini kapsayan cezaevleri hak ihlalleri raporunu açıkladı. Raporda, Adana Suluca Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi ile Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşanan tecrit, sağlık hizmetlerine erişim ve diğer hak ihlallerine dikkat çekildi.

ÖHD üyesi Serhat Ökmen, Suluca Cezaevi’ndeki “kuyu tipi” mimari ve infaz rejiminin ağır psikolojik baskıya neden olduğunu belirtti.

Mahpusların günün 23 saatini tek kişilik hücrelerde geçirdiğini, yalnızca bir saat havalandırmaya çıkabildiğini aktaran Ökmen, cezaevindeki tecrit koşullarına dikkat çekerek yakın zamanda Nurettin isimli bir mahpusun yaşamına son verdiğini söyledi.

Raporda öne çıkan başlıklardan biri de hastane sevklerinde uygulandığı belirtilen “ağız içi arama” oldu.

Ökmen, bu uygulamayı kabul etmeyen mahpusların hastaneye sevk edilmediğini ve tedavi haklarının engellendiğini ifade etti.

İki cezaevinde, durumları ağır olanlar da dahil olmak üzere 38 hasta mahpus bulunduğunu belirten Ökmen, kronik hastalıkları olan ve ameliyat olması gereken bazı mahpusların yıllardır tedavi göremediğini kaydetti.

Hastaneye sevk edilenlerin ise ring araçlarında saatlerce kelepçeli ve sağlığa elverişsiz koşullarda bekletildiğini söyledi.

Ökmen ayrıca, Suluca Cezaevi’nde tutulan Savaş Geçirgen’in hastane sevki sırasında hakaret, tehdit ve fiziksel şiddete maruz kaldığına ilişkin mektubunu da aktardı.

Raporda yemeklerin yetersiz ve düşük besin değerine sahip olduğu, Suluca Cezaevi’nde içme suyuna kota uygulandığı ve hijyen sorunları yaşandığı belirtildi. Siyasi mahpuslara kitap kotası uygulandığı, bazı gazete ve yayınların verilmediği, spor, sohbet ve atölye faaliyetlerinin kısıtlandığı da ifade edildi.

İHD ve ÖHD, ayrıca gözlem ve sınıflandırma kurullarının verdiği keyfi olduğunu belirttikleri disiplin cezalarının mahpusların tahliyelerini engellediğini bildirdi.