MADENLERDE İŞ CİNAYETLERİ
Türkiye’de madencilik tarihi; işverenlerin maliyet kısıntıları, kâr marjlarını artırma hırsı ve cezasızlık politikaları yüzünden göz göre göre gelen katliamların tarihi olarak şekillenmeye devam ediyor. Resmi iş kazası dökümlerinin ve istatistiki takibin başlatıldığı 1941 yılından bu yana grizu patlaması, göçük ve yangınlar nedeniyle 3 binden fazla madenci yeraltında can verdi, 100 binden fazlası ise yaralandı ya da sakat kaldı. Zonguldak’tan Soma’ya, Amasra’dan İliç’e kadar uzanan bu hatta hazırlanan bağımsız uzman ve bilirkişi raporları ise alınmayan teknik önlemleri, havalandırma eksikliklerini ve rant uğruna göz yumulan ihmalleri defalarca belgeledi.
Yapılan tüm uyarılara ve tutulan raporlara rağmen üretim aksamasın diye işçilerin yaşam hakkı hiçe sayıldı. Yıllardır dünden bugüne ne ihmaller zinciri değişti ne de maden kapılarındaki manzara. Maden göçüğü altında günlerce ulaşılamayan bedenler, ocak ağızlarında gözyaşıyla tabut bekleyen aileler ve katledilen iş arkadaşlarının cenazelerini baretleriyle omuzlayan madencilerin mesajı hala aynı: “Kader değil, cinayet!”
YARGIDA CEZASIZLIK POLİTİKASI: KATLEDİLEN 301 MADENCİ ARDINDAN TEK BİR TUTUKLU SANIK KALMADI
Sermayenin ve işletmecilerin fütursuzca iş güvenliği önlemlerini çiğnemesinin en büyük dayanağı, yargı süreçlerinde sistematik olarak uygulanan cezasızlık politikasıdır. İş cinayetlerinin ardından başlatılan yargı süreçleri, gerçek sorumluların korunmasıyla ve tazminatlarla kapatıldı.
13 Mayıs 2014’te 301 madencinin katledildiği Eynez Maden Ocağı’nda gerçekleşen Soma Katliamı’na ilişkin adli süreç, yargının cezasızlık pratiğinin en somut örneği olarak tarihe geçti. Eynez Maden Ocağı, mülkiyeti devlete ait olan Türkiye Kömür İşletmeleri’nin (TKİ) sahasıydı ancak işletmesi Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. adlı özel şirkete devredilmişti.
Devlet ile özel sektör arasındaki bu ortaklık, "rödövans" ve alım garantili "hizmet alımı" sözleşmelerine dayanıyordu. Şirket, çıkardığı kömürün tamamını devlete satarken devlet de maliyetleri düşürmeyi amaçlayan şirketin üretim süreçlerini yeterince denetlememişti. Devletin denetim sorumluluğunu bir kenara bırakması ve özel şirketin daha çok kâr etmek uğruna iş güvenliğini hiçe sayması, 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamın önünü açtı.
Katliamın baş sanığı Can Gürkan ise Nisan 2019’da, cezaevinde yattığı süre göz önünde bulundurularak tahliye edildi. İlerleyen süreçte diğer tutuklu sanıklar da infaz düzenlemeleri ve yattıkları süreler gerekçe gösterilerek serbest bırakıldı. Böylece 301 işçinin katledildiği ana davada tek bir tutuklu sanık dahi kalmadı.
Şirket yöneticileri örtülü aflarla cesaretlendirilirken katliamda sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkındaki adli süreçler ise zamanaşımı kararlarıyla düşürüldü. Böylece sorumlular cezasızlıkla ödüllendirildi.
İMBAT MADENCİLİKTE SIFIR VERGİ, ÇOKÇA KÂR VE KATLİAM
Manisa’nın Soma ilçesinde, 301 madencinin katledilmesinden 13 yıl sonra, 1 Ekim’de İmbat Madencilik’e ait ocakta meydana gelen göçükte Ramazan İnce, Halit Ersay, Kerim Ören, Ömer Karakaya ve İsa Olcay isimli 5 madenci yaşamını yitirirken 2 madenci ise yaralı olarak kurtarıldı.
Soma Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı soruşturmada, aralarında genel müdür, genel müdür yardımcısı, üretim ve iş sağlığı müdürleri ile mühendislerin bulunduğu 9 kişi gözaltına alınarak tutuklandı. Soruşturma ve bilirkişi incelemeleri sürse de daha önceki katliamlarda tanık olunan cezasızlık pratikleri, adalet mücadelesinin önündeki en büyük tehdit olarak duruyor.
301 işçinin katledildiği 2014 Soma Katliamı'nın yaşandığı sahaya komşu bölgede üretim yapan İmbat Madencilik, kabarık iş cinayetleri siciliyle sermaye-devlet ilişkisinin ve kuralsız çalıştırmanın sembolü haline gelmiş durumda. Şirketin ocağında geçmiş yıllarda yaşanan iş cinayetleri, yaşanan can kayıplarının tesadüf olmadığını ortaya koyar nitelikte:
Eylül 2014’te Metin Keskin, vagon ile direk arasına sıkışarak yaşamını yitirirken Ocak 2017'de İsmail Kahraman, gece vardiyasında kepçe altında ezilerek hayatını kaybetti. Ağustos 2019’da Selahattin Göktepe, bant temizlerken tambura sıkışarak hayatını kaybetti. Nisan 2020'de bakım çalışmaları esnasında 3 işçi can verirken Ekim 2022’de Durmuş Şahan, kömür dökümü yapan kepçenin altında kalarak yaşamını yitirdi.
Türkiye'nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu (İSO 500) 2025 verilerine göre 498’inci sırada yer alan ve 6,1 milyar TL’lik net satışa ulaşan İmbat Madencilik’in mali tablosu da sömürünün boyutunu gözler önüne seriyor. Şirket, 2024 yılında 6 milyar TL satış yapıp 649 milyon TL kâr elde etmesine rağmen devlete tek kuruş kurumlar vergisi ödemedi.
Bölgesel enerji krizlerini ve santral alacaklarını bahane ederek işçilere "sıfır zam" dayatan ve en temel iş sağlığı ve güvenliği yatırımlarından kaçınan şirket, madencilerin yaşam hakkını kâr hırsına kurban etmeyi sürdürüyor.
SORUMLULAR AKLANDIĞI SÜRECE MADENCİLER ÖLMEYE DEVAM EDECEK
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük felaketi olan 301 işçinin yaşamını yitirdiği 2014 Soma Katliamı’nın yanı sıra 1983’te Ereğli Armutçuk’ta 103, 1990’da Amasya Yeni Çeltek’te 68, 1992’de Zonguldak Kozlu’da 263, 1995’te Yozgat Sorgun’da 38, 2010’da Zonguldak Karadon’da 30, 2014’te Karaman Ermenek’te 18, 2016’da Siirt Şirvan’da 16, 2022’de Bartın Amasra’da 42 ve 2024’te Erzincan İliç’te 9 madencinin katledildiği facialar, bu coğrafyada sermaye hırsı ve denetimsizliğin acı bilançosunu gözler önüne seriyor.
Soma’daki son göçük de bir kez daha göstermiştir ki gerekli tedbirler alınmadığı, işçilerin denetim süreçlerine katılımı sağlanmadığı ve sorumlular gerçek anlamda cezalandırılmadığı sürece madenler işçilere mezar olmaya devam edecek.