Özgür Basın’a yönelik baskılar sürüyor: ‘Hakikatin yerini kirli bilgiler almasın’

Özgür Basın’a yönelik baskıların yöntem değiştirerek sürdüğünü belirten Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Kesira Önel, “Hakikatle olan derdimizi asla bırakmamamız gerekiyor” diyerek gazeteciler arasında geniş bir dayanışma çağrısı yaptı.

İktidarların basını denetim altına alma politikaları kesintisiz sürerken gazeteciler; tutuklamalardan sansüre, erişim engellerinden yayın yasaklarına kadar çok sayıda baskı ve saldırıyla karşı karşıya kalıyor. Tüm baskılara rağmen hakikati görünür kılma ısrarından vazgeçmeyen Özgür Basın çalışanları, dayanışma ve direniş temelinde oluşturdukları yayıncılık geleneğini sürdürüyor.

Özgür Basın’a yönelik uygulanan sansür ve baskı politikalarına ilişkin Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Kesira Önel, ANF’ye konuştu.

'30 YILLIK DİRENİŞ VE ÖDENEN BEDELLER'

Özgür Basın geleneğinin 30 yılı geride bıraktığını hatırlatan Kesira Önel, bu süre içerisinde Özgür Basın’a yönelik katliamlardan kapatmalara kadar her türlü yöntemin denendiğini ancak başarılı olunamadığını belirtti.

Özgür Basın çalışanlarının bu süreçte ağır bedeller ödediğine dikkat çeken Kesira Önel, şunları söyledi:

“Geldiğimiz aşamada bu cümleyi bu kadar rahat kullanabilmemizin sebebi, bu yolda çok fazla bedel ödemiş olmamızla alakalı. Çünkü Özgür Basın'ın gündeminde her zaman 'hakikat' meselesi vardı. Bundan kaynaklı da iktidarlar değişse bile yöntemler belirli periyotlarla hiç değişmedi; baskılamalar, kapatmalar, bombalamalar ve katletmelerin hepsi birer politikaydı.

Çok kritik süreçlerde Özgür Basın’a yönelik ciddi politikalar uygulanıyor. Ya bir süreçten bahsediliyorsa, ya çatışmalı bir döneme girildiyse ya da çatışmalı süreçten çıkıldıysa dahi o gerçekliğin doğrudan halka ulaşması engellenmeye çalışılıyor.

Bunun yerine; daha manipülatif, provokasyon içeren ve zehirli bir dilin kullanılması adına başka mecraların önü açılırken, bizim kullandığımız dijital mecralar sansürleniyor. Bunlar özellikle Sansür Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, hukuki altyapısı oluşturularak yürütülen bir politika halini aldı.”

'BASKI VE ANTİ-DEMOKRATİK UYGULAMALAR VAR'

Her gün ajans, dergi ve gazetelerin dijital mecralarının kapatıldığına dikkat çeken Kesira Önel, Anayasa ve yerel mahkeme kararları gerekçe gösterilerek anti-demokratik uygulamaların sürdürüldüğünü söyledi.

Yaklaşık iki yıldır devam eden Demokratik Toplum Süreci’ne de dikkat çeken Kesira Önel, bir yandan barıştan söz edilirken diğer yandan toplum üzerinde ayrıştırıcı politikaların yürütüldüğünü belirtti.

Kesira Önel, şöyle konuştu:

“Anayasa ve yerel mahkeme kararlarına dayandırılarak yürütülen anti-demokratik uygulamalar var. Yaklaşık iki yıldır devam eden bir Demokratik Toplum Süreci var. Bir yandan barıştan bahsedilirken diğer yanda ant-demokratik uygulamalar var. Toplumu ayrıştıran bir yaklaşım var.

Topluma o ayrıştırıcı, ikircikli dilin empoze edilmesinin önüne geçmek için 'Biz gazeteciliği nasıl yapacağız? İnsanlara gerçekten ulaşabilmenin, doğru bilgiyi aktarabilmenin yolunu nasıl kazanacağız?' sorularını kendimize soruyoruz.

İktidara da 'Biz her gün kapatılmayla yeni bir sayfa açma uğraşında devam mı edeceğiz, yoksa her şeyi daha demokratik koşullarda yürütebileceğimiz bir zemin mi sağlayacaksınız?' sorusunu yöneltiyoruz ancak olumlu bir dönüş alabilmiş değiliz.”

'GENİŞ BİR DAYANIŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR'

Ekranlarda körüklenen zehirli dilin cezasız kaldığını, buna karşılık gerçek haberlerin engellenmeye çalışılmasının samimiyetsizlik göstergesi olduğunu belirten Kesira Önel, hakikat mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

Kesira Önel, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yıllardan bu yana tek prensibimiz ve mottomuz, hakikatin arayıcısı olma iddiamızdır. Özgür Basın geleneğinden gelen gazeteciler olarak hakikatle olan derdimizi asla bırakmamamız gerekiyor.

Anlık haber akışlarımızın birçoğu kapatmalardan ve sansürlerden dolayı okunmadan, görülemeden algoritma içerisinde eriyor. Bunun yerine sanal mecralarda dolaşan kirli bilgiler halka empoze edilmeye çalışılıyor.

Bunun önüne geçebilmek için köklü bir dayanışmaya ihtiyacımız var. Bu meseleyi kendine dert etmiş gazetecilerle ortaklaşmaya ve barış gazeteciliği ilkesiyle bu sürece hitap edecek dili kurmaya ihtiyacımız var.

Kirli bilginin yerini hakikatin kendisinin alabilmesi için geniş bir gazeteci ağına ve dayanışmasına ihtiyaç duyuyoruz.”