Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde abisi Vedat Aydin’in şehadete ulaştığını öğrenen 26 yaşındaki Seyithan Aydin, devlet güçlerinin uygulamalarından dolayı sürece mesafeli yaklaşan Kürt gençlerinden sadece biri. İktidarın daha önceki yıllarda siyasi hesaplar uğruna çözüm masasını devirmesi, son senelerdeki hiç bitmeyen devlet baskısı, belediyelerdeki kayyumlarla irade gaspları, gözaltı ve tutuklamaların gölgesinde büyüyen Seyithan Aydin, ANF’ye yaptığı açıklamada, özellikle Mêrdîn’deki taziyelerde kendisi ve ailesine yaşatılan zulmün barışa olan inancını zedelediğini ifade etti.
‘ABİM VEDAT AYDİN ÇOK GENÇ YAŞTA POLİTİKLEŞTİ’
Abisi Vedat Aydin ile amcasının oğlu Fatih Aydin’in şehadetini iki hafta önce öğrendiğini anlatan Aydin, “Abim Vedat Aydin çok genç yaşta politikleşti. 2014 yılında lisedeyken, beş arkadaşıyla harekete katıldı. Rojava’da üç ay boyunca DAİŞ'e karşı savaştı. Ardından Kandil’e geçerek orada eğitimini sürdürdü. 2018 yılında Şengal'e giderek DAİŞ’in Êzidî soykırımına karşı savaştı. Şengal'in özgürleştirilmesinden sonra Zap bölgesine geçti, orada Türk ordusuyla savaşmaya devam ederken 2019'da şehit düştü” dedi.
‘BARIŞA OLAN İNANCIM EN ÇOK DA TAZİYELER SIRASINDA ZEDELENDİ!’
Kendisinden bir yaş büyük olan abisi Vedat Aydin ile Mêrdîn Stêwrê (Savur) Barman köyünde beraber büyüdüklerini ifade eden Aydin, Ağustos ayının 22’sinde amca oğlu Fatih Aydin’in taziyesi bittiğinde abisinin şehadet haberinin geldiğini belirtti.
Barışa olan inancının en çok da Mêrdîn’de taziyeler sırasında zedelendiğini vurgulayan Aydin, yaşananları şöyle anlattı: “Mardin’de halkın kendi inşa ettiği bir mekan var. Taziyelerimizi orada kabul edecektik. Ama geldiğimizde taziyemizi yapacağımız bu mekan ve alanın askerler tarafından ablukaya alındığını gördük. Bize mekanın anahtarlarını vermediler. Gerekçe olarak da izin almadığımızı öne sürdüler. Mardin Savur Pınardere Jandarma Karakolu’na gittik. Orada kimse bizimle ilgilenmedi. Taziyeyi kurmak için izin almamız gerektiğini öne sürmelerine rağmen orada bir muhatap bulamadık. Kimse bizimle herhangi bir diyalog kurmadı. Sanki bizi görmek istiyorlarmış gibi bir odadan bir odaya yönlendirdiler ama hiçbir şekilde bizimle muhatap olmadılar. Bizi oyalamaya çalışıyorlardı.
‘HEM GERİ DÖNÜŞLER OLACAĞI SÖYLENİYOR HEM YENİ CEZAEVLERİ İNŞA EDİLİYOR!’
Bakışlarından ve tavırlarından bize karşı kinleri olduğu anlaşılıyordu. Bize tahammülleri yoktu. Biz de muhatap bulamayınca oradan çıkıp gittik. Daha sonra tekrar arayıp kaymakamdan izin almamız gerektiğini söylediler. Kaymakamlığa gittiğimizde de muhatap bulamadık. Kaymakamın misafirleri var denildi. Taziyemizi kurmak için dilekçe verdim. Kaymakamlıkta bize haber vereceklerini söylediler ama aradan iki hafta geçmesine rağmen oradan hiçbir haber gelmedi. Kaymakamlığa dilekçe verdikten sonra DEM Parti milletvekillerine durumu aktardık. Onlar da Mardin Valiliğiyle görüştü. Pınardere Karakolu valilikten gelen kararla geri adım attı ama gene de taziyeler yapılırken orada devriye geziyorlardı. Çözümde samimi olsalardı bu acı günümüzde bize bu zulmü yaşatmazlardı. Bu zulmü unutmayacağız. Şimdi Çerçeve Yasa kapsamında geri dönüşler olacağı söyleniyor ama bir yandan da yeni cezaevleri inşa ediliyor. Bu uygulamalar umut vermiyor.”