Alevi mahallelerinde tarikat örgütlenmeleri artıyor

Alevi mahallelerinde tarikatların çalışmalar yürütmesine dikkat çeken Celal Fırat, “İşin özeti şu, "eğer yok edemediysen o zaman içine sızayım onların içinde örgütleneyim ve içeriden bir asimilasyon gerçekleştireyim" yaklaşımını benimsemiş oldu.” dedi.

ALEVİ MAHALLELERİNDE TARİKATLAR

Türkiye’de Alevi mahalleleri her dönem bir baskı altında bulunuyor. Bugün Aleviler hem çetelerin, hem de İslami cemaatlerin kıskacında kendi inançlarını, kültürlerini yaşatma mücadelesi veriyorlar. Özellikle Aleviliği bir İslam mezhebi olarak göstermek, Alevi inancını Sünni İslam anlayışı içerisinde asimile etmek için cemaatler yoğun bir çalışma yürütüyor.

Bugün Alevi mahallelerinde yüzlerce cemaat evi, cemaatlerin açtığı kurslar veya yardım kuruluşları adında dernekler bulunuyor. Bu cemaatler arasında İsmailağa ve Süleymancılar öne çıkarken, Selefi denilen yapılarında Alevi mahallelerinde çalışmaları dikkat çekecek düzeye ulaşmış durumda.

Özellikle İstanbul, İzmir gibi hem Kürt hem de Türk Alevilerin yaşadığı bölgelere yönelik bu uygulama, iktidarın eliyle yoğunlaşmış durumda. Bugün İstanbul’da Gazi Mahallesi, 1 Mayıs Mahallesi, Okmeydanı, Güzeltepe Mahallesi, İzmir’de Çiğli gibi bölgelerde tarikatlara ait yurtlar, dernekler açılmaya devam ediyor. Bunun yanında Alevi örgütleri içerisinde de Aleviliği Sünni İslam geleneğine bağlamaya çalışan yapıların bulunması da dikkat çekici.

En son Güzeltepe Mahallesi’nde yapılan Süleymancılara ait tarikat yurduyla bir daha gündeme gelen tarikat yapılanması, uzun süredir aslında Aleviler üzerinde devam ediyor. Aleviler, kendi kültürlerinden, kendi inançlarından uzaklaştırılarak asimile edilmeye çalışılıyor.

YOKSULLUK ÜZERİNDEN ÖRGÜTLENME ÇABALARI

Alevi mahallelerinde en çok İsmailağa ve Süleymancılar olarak bilinen tarikatların faaliyetleri dikkat çekiyor. Özellikle Gazi Mahallesi, Okmeydanı gibi yerlerde İsmailağa ile ilişkili kişilerin evleri gezdiği, İslami bildiriler dağıttığı ve Aleviliğin bir İslam inancı olduğuna dair söylemlerde bulunduğu kamuoyu tarafından biliniyor.

Gazi Mahallesi sadece İsmailağa Cemaatinin değil, aynı zamanda Halfeti, Süleymancılar ve Menzil tarikatının da hedefinde olan bir yer. Alevi ve Sünni kesimin bir arada yaşadığı mahallede özellikle bazı camilerde örgütlenme çalışmalarını yürüten tarikatlar, buradan kendilerine eleman sağlamanın yanında, bir de mahallenin demografik yapısının değiştirilmesine çabalıyorlar.

Alevi mahalellerinde yoğunluklu olarak yardım çalışması adı altında çalışmalar yürüten tarikatlar, yardımlarını alanlar olursa onlarla daha farklı bir ilişkilenme içerisine de girmeye çalışıyor.

Okmeydanı’nda ise yoğunluklu olarak Süleymancıların ve Selefi bazı örgütlerin faaliyetleri dikkat çekiyor. Süleymancıların birden çok yurdunun ve yardım kuruluşu adı altında derneklerinin olduğu Okmeydanı’nda tarikatların hedefinde diğer mahalleler de olduğu gibi yoksul kesim bulunuyor ve oralarda özellikle maddi ve gıda yardımı üzerinden girmeye çalışıyorlar.

SELEFİ ÇALIŞMALARI

Bir diğer Alevi mahallesi olan 1 Mayıs Mahallesi’nde ise selefi örgütlerin çalışmaları daha çok dikkat çekiyor. Özellikle kamuoyunda Ebu Hanzala olarak bilinen ve Tevdih ve Sünnet Cemaati lideri Halis Bayancuk’a ait olan Tevhid Dergisi çevresi mahallede evleri gezerek yoksullara yardım yapmak istediklerini belirterek insanlarla iletişim kurmaya çalışıyor. Ebu Hanzala’nın DAİŞ bağlantısı ise kamuoyu tarafından biliniyor.

Merkezi Bağcılar’da bulunan Tevhid dergisinin çalışmaları ise sadece 1 Mayıs Mahallesi ile sınırlı değil. Neredeyse bütün Alevi mahallelerinde örgütlenme çalışmalarında bulunan dergi çevresi, örgütledikleri bazı kişileri DAİŞ saflarına gönderdiği de biliniyor. Defalarca polis tarafından DAİŞ bağlantısından gözaltına alınan Ebu Hanzala ise sonrasında serbest bırakıldığından çalışmalarında herhangi bir engel bulunmuyor.

Ebu Hanzala dışında ise DAİŞ’in direk kendisine ait İlim ve Hikmet Dergisi’de özellikle Alevi bazı mahalellerde örgütlenme çalışmalarına hız vermiş durumda. 2019 yılında Okmeydanı’nda, son olarak ise Haziran 2026’da Ümraniye, Sultangazi gibi Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerde yapılan polis operasyonlarında DAİŞ bağlantılı ve İlim ve İrfan Dergisi çevresinden çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı.

‘ALEVİLERE KARŞI YENİ YÖNTEMLER HAREKETE GEÇİRİLDİ’

Baskı ve asimilasyon politikalarına yönelik Alevilerin direnişlerinin yeni yöntemlerle bastırılmak istendiğini belirten DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Alevilere yönelik cemaat ve tarikatların kıskacına yönelik şunları söyledi, “Aleviler tarihleri boyunca dışlanmış ötekileştirilmiş ve çoğu zamanda büyük baskılara ve katliamlara maruz kalmıştır. Sünni İslam anlayışı geçmişte Alevileri ısrarla reddetme ve yok etme yaklaşımı içinde oldu. Ancak tüm bunlara rağmen Aleviler ayakta kalmış ve kendilerini bugün daha güçlü bir konuma getirmiştir. Yok etme üzerine bir yaklaşımı ortaya koyan bu anlayış her şeye rağmen Alevilerin ayakta kaldığını görünce elbette ki yepyeni ve daha önceden toplumun içine nüfuz ederek yeni yöntemler harekete geçirdi.

İşin özeti şu, "eğer yok edemediysen o zaman içine sızayım onların içinde örgütleneyim ve içeriden bir asimilasyon gerçekleştireyim" yaklaşımını benimsemiş oldu. Geçmişte Fetö'nün ve benzerlerinin bu konudaki çok önemli çalışmalarının olduğunu biliyoruz. Epey bir zamandır tarikat ve cemaatler, Alevilerin yoğun yaşamış olduğu kentlerin mahallelerinde, ilçelerinde hatta köylerine yönelik çalışmalar yürütüyorlar. Alevi toplumu, ekonomik ve siyasal olarak bu ülkenin en dezavatajlı konumunda olandır. Bu mağduriyetler bir fırsata dönüştürülmekte, bazı ihtiyaçların karşılanması ve yeni iş imkanlarının yaratılması ile örgütlenmeye çalışılmaktadır.

Bu konudaki amaçları çok açık ve nettir; baskılarla katliamlarla iftiralarla yıkamadığı Alevi toplumunu içeriden çökertmek inançlarını ritüellerini kendine benzeştirmek ve aslında uzun vadede Sünnileştirmek, asimilasyon gerçekleştirmektir. Kabuğu Alevi ancak içeriği asimile olmuş iğdiş edilmiş ve Sünnileştirilmiş bir topluluk yaratmak istiyorlar. Çünkü şunu görüyorlar Alevi toplumu kurumlarıyla birlikte geçmişten farklı olarak çok daha örgütlü ve dirençli bir hale geliyorlar, bir güç olarak bir hakikat merkezi olarak kendilerini ifade ediyor, bu toplumun ve Türkiye'nin geleceğine yönelik ciddi sonuçları olacak önemli çalışmalar ve yaklaşımlar ortaya koyuyorlar.”

‘BAZI ALEVİ KURUMLARI GÜÇ MERKEZLERİNE YAKIN DURMAYA ÇALIŞIYOR’

Bazi Alevi kurumlarının da Sünni İslam’a yakın durduğunu vurgulayan Fırat, “Elbette ki birçok inançta ve toplulukta olduğu gibi Aleviler de kendi içinde farklı yaklaşımlara sahiptirler. Farklılıklar ve çoğul olmak aslında demokratik değerlerin gelişmesi açısından olumlu sayılabilir. Ancak bu farklılıklar farklı bakış açıları eğer Alevi toplumunun gelişmesi özünden uzaklaşmaması ve kendi sorunlarının çözümünde bir rol oynuyorsa önemlidir. Fakat görüyoruz ki yer yer bu farklı bakış açıları Alevi toplumunun daha da gerileten parçalayan ayrıştıran ve zor duruma düşüren noktalara düşüyor. Bundan sakınmamız gerekir.

Nihayetinde Alevilik adına örgütlenmiş bazı kurumlar, dernekler, vakıflar hatta cemevleri Sünni İslam'ın mahalle baskısıyla güç merkezlerine daha yakın durmaya çalışıyor ve bazı gündelik küçük çıkarlar için de, hem onlarla birlikte hareket ediyor hem de Alevilerin kadimden kalan inançlarını içini boşaltarak yer yer Sünni İslam'ı taklit ediyor, ona benzeştirme çalışması yürütüyorlar. Tabii ki bu tür yaklaşımlar geçmişte de vardı bugün de var olacaktır, bunlar Alevi toplumuna elbette zarar veriyorlar fakat çok başarılı olabileceklerini çok düşünmüyorum.

Ayrıca şunu da özellikle belirtmem gerekir ki Aleviler kendi kurumlarını bin bir emekle kurdular ama bahsi geçen bu kurumların bazıları zaten iktidarın, hakim anlayışın bizzat Alevi toplumunu ayrıştırmak, asimile etmek için kurulan kurumlardır. Ama bazı kurumlarımız da gündelik bazı ihtiyaçlarını karşılamak için zaman zaman bu tür çabalar Çin'e girselerdi nihayetinde Alevi toplumunun yarattığı dinamik onları doğru bir rotaya sokuyor. O yüzden bu ikisini birbirinden ayırmak gerekir. Yani birincisi Alevi toplumunun bağrından çıkmış kurumlarımız var diğer tarafta ise karşı mahallenin Aleileri asimilasyon sürecine sokmak yozlaştırmak ve içini boşaltmaya yönelik kurdurulan kurumlardır.

Yol cümleden de uludur kurumlardan da uludur. Bütün bozma girişimlerine rağmen Alevi toplumu yoluna devam edecektir.” dedi.

‘SALDIRILARA KARŞI BİRLİK İÇERİSİNDE OLMALIYIZ’

Alevilerin bu tip saldırılara karşı birlik içerisinde olması gerektiğini, uyanık olunması gerektiğini belirten Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü, “Bu tür saldırılara karşı durmanın yegane yolu elbette ki birlik içinde hareket etmektir. Kurumlarımızın cemevlerimizin ocaklarımızın, dergahlarımızın ve pirlerimizizin hep birlikte el ele vererek bu oyunu bozmasıdır. Aleviler geçmiş 10 yıllar içerisinde çok önemli ve büyük hizmetler sunan kurumlar ortaya çıkardılar. Ancak görüyoruz ki zaman zaman bu kurumlarımıza yönelik çok büyük itibarsızlaştırma ve saldırılar gerçekleşmektedir. Önemli görevlerimizden bir tanesi bu tür saldırılara karşı uyanık olmak ve sorunlarımızı olabildiğince kendi içimizde tartışmalarla çözüme kavuşturmaktır.

Özellikle asimilasyona hizmet eden Aleviliğin içini boşaltan, itibarsızlaştıran, yozlaştıran kurumlara yönelik de hem dikkatli olmalı hem de Alevi toplumun içinde çalışma yürüten örgütlenen tarikat cemaat ve iktidar destekli yapılara karşı da halkın içinde yoğun faaliyetler yürütmek gerekir.

En önemlisi de kendi hakikatimizi ve Alevilerin özünü yeniden daha güçlü bir şekilde kentlerde yaşanması için gerekli mekanizmaları kurmaktır. Birbirimizin elinde tutup birbirimizin hızırı olacağız”