NATO Zirvesi öncesi Ankara’da muhaliflere yönelik başlatılan cadı avında hedef seçilenlerden biri de Umut-Sen Sözcüsü Mimar Burcu Arıkan oldu. Bakımını üstlendiği 9 yaşındaki oğlunun gözleri önünde gözaltına alınan Arıkan, savcı yüzü dahi görmeden apar topar tutuklandı. ANF’ye konuşan Burcu Arıkan’ın avukatı Sabri Karagündüz, Ankara İl Jandarma Komutanlığı’nda müvekkiline yöneltilen suçlamanın "TKP/ML üyeliği" iddiası olduğunu, ancak bu iddiayı destekleyen herhangi bir somut olgu, delil gösterilmediğini belirterek, “Tek amaç, NATO Zirvesi öncesi muhalefeti sindirmek ve gözdağı vermek” vurgusunda bulundu.
‘9 YAŞINDAKİ OĞLUNUN GÖZLERİ ÖNÜNDE GÖZALTINA ALINDI!’
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde çalışan ve aynı zamanda Umut-Sen Sözcüsü olan mimar Burcu Arıkan, yıllardır iktidarın ve sermayenin halkı mülksüzleştirme, doğayı talan etme, işçi ve emekçileri sömürme, kadınların kazanılmış haklarına çökme politikalarına karşı verdiği mücadeleyle biliniyor. Trafik kazasında yaşamını yitiren maden işçilerinin önderi, Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Tahir Çetin’in kabrini de tasarlayan mimar olan Arıkan, NATO Zirvesi öncesi muhalif kesime yönelik başlatılan cadı avında hedef olan isimlerden biri oldu. Gözaltı sürecini takip eden avukatı Sabri Karagündüz, Burcu Arıkan’ın tek başına bakımını üstlendiği 9 yaşındaki oğlunun gözleri önünde gözaltına alındığını belirtti. Arıkan’ın 23 Haziran sabahı, saat 05.00 sıralarında jandarma tarafından evine düzenlenen operasyonla gözaltına alındığını anlatan Karagündüz, “Jandarma eve zili çalarak giriyor. Ellerinde arama kararı var ama dosyada gizlilik kararı olduğu için bilgi veremeyeceklerini söylüyorlar. Evde arama yaptıktan sonra Burcu’yu alıp götürüyorlar. Bu durum yaşanırken evde Burcu’nun 9 yaşındaki oğlu da var. Her ne kadar ev baskını kapı kırılarak yapılmasa da annesi gözleri önünde alınan çocuk korkuyor ve psikolojisi bozuluyor” dedi.
‘JANDARMADAN ‘BİLMİYORUM, DOSYAYI GÖRMEDİM’ CEVABI’
Ankara İl Jandarma Komutanlığı’na götürülen müvekkiliyle 24 saat avukat kısıtlaması nedeniyle ilk gün görüşemediğini belirten Karagündüz, “Ancak ertesi gün ifade işlemleri başladığında kendisiyle görüşebildim. Gizlilik kararı olduğu için dosya hakkında hiçbir bilgi edinemedik. Müvekkilim Arıkan’a yöneltilen suçlamanın "TKP/ML üyeliği" iddiası olduğunu orada öğrendim. Ancak bu iddiayı destekleyen herhangi bir somut olgu gösterilmedi. İfade sırasında Burcu ile ilgili herhangi bir soru da sormadılar. Sadece ‘örgütle bağınız nedir’, ‘hangi eylemlere katıldınız’, ‘hangi eğitimi aldınız’, ‘kimden talimat aldınız’, ‘kod adınız var mı’ gibi genel soyut sorular yöneltildi. Jandarmaya, nasıl bir ilişkilendirme yaptınız sorusunu sorduğumda aldığım tek cevap, ‘bilmiyorum, dosyayı görmedim’ cevabı oldu. Aynı dosya kapsamında gözaltına alınan gençlerin de savcılık ifadelerine girdim. Gençlerden bazılarına mesela, Mahir Çayan’ın anması soruldu, bazılarına Kızılay'da yapılan basın açıklamalarına niye katıldın gibi sorular soruldu. Ama Burcu Arıkan’a kendisiyle ilgili hiçbir soru yöneltilmedi. Savcılıkta zaten ifadesi alınmadı, doğrudan tutuklama talep etti, sulh ceza hakimliğine yönlendirdi ve öylece sorgusuz sualsiz bir şekilde tutuklandı” diye konuştu.
‘HEPSİNİN ORTAK NOKTASI DİRENENLERLE DAYANIŞMAK!’
Müvekkili Burcu Arıkan’ın gözaltına alınıp tutuklanan TEMA gönüllüleriyle ortak noktasının direnenlerle dayanışmak olduğunu belirten Karagündüz, şunları kaydetti: “Burcu ile ortak noktaları tahminimce direnen Doruk madencilerini ziyaret etmek veya doğa katliamına karşı nöbet tutan Akbelen köylülerine dayanışma ziyareti gerçekleştirmek. Hepsi sonuçta demokrat, nöbetleri ve direnişleri ziyaret edebilecek insanlar. Benim aklıma bunlar geliyor çünkü dediğim gibi bu insanların ortak noktası dayanışmak. Ama bu dayanışmadan TKP/ML üyeliği çıkarmayı inanın ki benim de aklım almıyor. Sadece müvekkilim ve TEMA Vakfı gönülleri de değil, Ankara’da aynı dosya kapsamında alınan 225 kişinin hepsinin ortak noktası aslında Ankara'da demokratik eylem ve direnişlere katılan isimler olmasıdır. Örgüt kılıfı adı altında, NATO Zirvesi öncesinde olası protestolara katılabilecek kişileri kendilerince tespit ederek özgürlüklerini ellerinden aldılar. Hedef seçilen kişilerin bir kısmını emniyet, bir kısmını jandarma gözaltına aldı. Neden bu şekilde olduğunu da anlamadık. Ortada beş, altı farklı dosya var; iki üç tanesini jandarma, diğer dosyaları emniyet yürütüyor. Kimi dosyalar THKP/C, kimisi ise TKP/ML olarak ayrılmış. Burcu ve TEMA Vakfı gönüllüleri TKP/ML örgütüne üyelik iddiasıyla alındı. Bu kadar boş bir dosyayla ilk kez karşılaşıyorum. Eskiden en azından bir ilişkilendirme kurmaya çalışırlardı. Burada buna bile ihtiyaç duymamışlar, uğraşmamışlar. Emniyette alınan ifadelerde bir şekilde ilişkilendirmeye çalışmışlar ama Burcu ve TEMA gönüllülerini alan jandarma böyle bir çabaya girmemiş, böyle bir dosya da hazırlamamış. Bu da yapılan hukuksuzluğun en somut örneği. Tek amaç, NATO Zirvesi öncesi muhalefeti sindirmek ve gözdağı vermek."
‘BU HUKUKSUZ GÖZALTI VE TUTUKLAMA AYNI ZAMANDA UMUT-SEN’E BİR GÖZDAĞI!’
Müvekkili Burcu Arıkan’ı, tutulduğu Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde ziyaret eden Karagündüz, Arıkan’ın 13 kişilik bir koğuşta olduğunu, moralinin ve genel sağlık durumunun iyi olduğunu aktardı. Oğlunun da kendisini hapishanede ziyaret ettiğini anlatan Karagündüz, “Çocuk bugüne kadar hep annesiyle kaldığı için tabii ki onu çok özlüyor. Şu an babasında kalıyor ve oradaki yeni düzenine alışmaya çalışıyor. Her ne kadar annesinin içeriye alınması onu sarstıysa da yaşına göre olgun bir çocuk olduğu için durumun siyasi boyutunu da anlayabiliyor” dedi. Burcu Arıkan’ın esas olarak Umut-Sen sözcüsü olduğu için hedef seçildiğini vurgulayan Karagündüz, bu hukuksuz gözaltı ve tutuklamanın aynı zamanda 2026 yılında peşpeşe direnişler kazanan Umut-Sen’e de bir gözdağı olduğuna işaret etti. NATO Zirvesi sonrası müvekkilinin tutukluluğuna itiraz edeceğini aktaran Karagündüz, “NATO Zirvesi sonrasında dosyanın yeniden değerlendirilmesi ihtimalini bekliyoruz" diye konuştu.