Hapishanelerde hak ihlalleri sürerken, İdare ve Gözlem Kurulu (İGK) kararları nedeniyle çok sayıda tutsağın tahliyesi engelleniyor. Hukuki ve insani hakları kısıtlanan tutsaklar, sağlık, iletişim ve hijyen hizmetlerine de erişemiyor.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Riha (Urfa) Cezaevi Komisyonu Üyesi Avukat Serdar Tüm, Urfa 2 No’lu T Tipi ve Siverek 2 No’lu T Tipi hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini ajansımıza değerlendirdi. İGK kararları nedeniyle koşullu salıverilme hakları engellenen beş tutsağın bulunduğunu belirten Tüm, özellikle hasta tutsakların sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sorunlarla karşılaştığını ve hapishane koşullarının çok sayıda hak ihlaline yol açtığını ifade etti.
'BEŞ TUTSAK GÖZLEM KURULU GEREKÇESİYLE TAHLİYE EDİLMİYOR'
Tutsakların tahliyelerinin birbirine benzer, kopyala-yapıştır gerekçelerle engellendiğini belirten Tüm, tutsaklara yönelik pişmanlık dayatmasının sürdüğünü söyledi. İdare ve Gözlem Kurullarının kararlarında benzer ifadelerin kullanıldığına dikkat çeken Tüm, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Gerekçeler benzer ve neredeyse kopyala-yapıştır şeklinde verilmektedir. Genel gerekçeler; PKK’yi terör örgütü olarak nitelendirmemek, suçtan ötürü pişmanlığının ve suç farkındalığının oluşmadığı, toplumla bütünleşmeye hazır olmadığı ve tekrar suç işleme şüphesi olduğu gibi gerekçelerle koşullu salıverilmeler engelleniyor. İGK’nin gerekçe dediği, bizce bireysel kanaatten öteye gitmeyen gerekçelerin hukuki ve vicdani bir yanı yoktur. Verilen kararlara karşı yargı mercilerine başvuru ve itirazlarımızı yapıyoruz ancak olumsuz dönüş alıyoruz.”
'KALP KRİZİ GEÇİREN TUTSAKLAR YENİDEN CEZAEVİNE GÖNDERİLİYOR'
Kentteki hapishanelerde kalan tutsakların sağlık hakkına erişimde de ciddi sorunlar yaşadığını ve ağır hastalıkları bulunan tutsakların tahliye edilmediğini aktaran Tüm, tutsakların sağlık durumlarına ilişkin şu bilgileri verdi:
“A.K.’nin aort damar genişlemesi, kalp kapakçığı değişimi ve yüksek tansiyon rahatsızlıkları bulunmakta.
ATK raporunda aort damar genişliğinin 4,9 cm olduğu, damar genişlemesinin arttığı ve buna bağlı risklerin yüksek olduğu belirtilmişse de ATK tarafından yine de ‘hapishanede kalabilir’ raporu vermiştir. Ciddi ve ağır hastalığı olan birinin cezaevinde tedavisi mümkün değildir. Bir an önce tahliye edilmesi gerekir.
S.P.’nin KOAH, alerjik astım ve hipertansiyon hastası olduğu, bu rahatsızlıkları nedeniyle düzenli takip ve tedaviye ihtiyaç duyduğu belirtilmiştir. Ancak cezaevi koşullarından kaynaklı düzenli takip ve tedaviye ulaşması mümkün olmadığından sağlık hakkı engellenmektedir.
Ö.G. daha önce bypass ameliyatı olmuş, yüksek tansiyonu ve başkaca kalp rahatsızlıkları bulunan bir hasta tutsaktır. Rahatsızlıklarından dolayı düzenli sağlık kontrolünde olması gerekirken düzenli takibi ve tedavisi yapılamamaktadır.
C.Y. daha önce cezaevinde kalp krizi geçirmiş, hastanede tedavi edildikten sonra yapılan tüm başvurulara rağmen tekrar cezaevine götürülmüştür. Edinmiş olduğumuz bilgilere göre yine kalp krizi geçirmiş ve hastaneye sevki yapılmış olmasına rağmen hayatı riski devam etmektedir.”
'TUTSAKLARIN DIŞARIYLA BAĞI KOPARILIYOR'
Hapishanelerde yaşanan ihlallerin sistematik hale geldiğini aktaran Tüm, “Koğuşlarda sıcak su bulunmadığını, yaz mevsiminde vantilatörlerin yetersiz olduğunu ve klima bulunmadığını söyleyebiliriz. Havalandırma süreleri sınırlı tutuluyor, havalandırma geç açılıp erken kapatılıyor. Yemek porsiyonları küçük, yemeklerin tat ve lezzetleri kötü ve vejetaryen menüsüne erişim zor.
Diş kliniğine sevkte sorunlar yaşandığı, Yeni Yaşam, Evrensel ve BirGün gazetelerinin verilmediği, Demokratik Modernite dergisine erişilemediği yönünde tespitler ve tutsakların aktarımları bulunuyor” dedi.
'YASALAR YERİNE GETİRİLMELİ'
Serdar Tüm, yaşanan ihlaller karşısında tutsakların insanlık onuruna aykırı uygulamaların sona ermesini talep ettiğini belirtti. Tutsakların insani ve hukuki taleplerinin karşılanması çağrısında bulunduğunu aktaran Tüm, hapishanelerde Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ruhuna uygun politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Başvurularının çoğunlukla yanıtsız kaldığını, yanıt verilen başvuruların ise genellikle reddedildiğini ifade eden Tüm, taleplerini şu sözlerle dile getirdi:
“Maalesef belirtmek isterim ki başvurularımız çoğunlukla yanıtsız kalıyor, yanıt bulduğumuz başvurular da genellikle reddediliyor. Demokratik Toplum ve Barış Süreci’ni sahiplendiğimizi, bu süreç kapsamında üzerimize düşen tüm görev ve yükümlülükleri yerine getirmeye hazır olduğumuzu belirtmek isterim.
Süreç kapsamında atılması gereken adımların devlet tarafından atılmadığını gözlemliyoruz. MGK tarafından bir an önce teyit ve tespitin yapılmasını, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Dair Kanun’un yürürlüğe girmesini, yine bu kanun kapsamında Sayın Öcalan’ın statüsünün kanunla güvence altına alınarak toplumun farklı kesimleriyle görüşmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyorum. Özgürlükçü hukuk talebi olan bir avukat olarak özgürlük yasalarının bir an önce çıkarılmasını, cezaevlerinin boşaltılmasını ve sürgündekilerin ülkeye dönmesini istiyorum.”