'Davanın siyasi bakımdan da anlamı kalmamıştır'
'Davanın siyasi bakımdan da anlamı kalmamıştır'
'Davanın siyasi bakımdan da anlamı kalmamıştır'
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlarının yargılandığı davada savunma yapan tutsak Avukat Ömer Güneş, "Yeni bir sürece girildi. Hükümet ve Sayın Öcalan arasında Kürt sorununun demokratik çözümü için müzakereler yürütülüyor. Devlet resmi bir şekilde Sayın Öcalan'ı muhatap kabul etmiştir. Bu davanın da artık siyasi bakımdan bir anlamı kalmamıştır. Tutuklu bulunmamız sürecin ruhuna aykırıdır. Umarım yargı da süreci iyi okur ve adaletsizlikleri ortadan kaldıracak bir karar verir" dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlarına yönelik gerçekleştirilen ve biri gazeteci, 22'si avukat toplam 23'ü tutuklu 50 kişi hakkında açılan davanın 5'inci duruşması Silivri Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesi karşısında bulunan İstanbul 16'ncı Ağır Ceza Mahkemesi salonunda devam ediyor. Daha önce Öcalan'ın avukatları Muzaffer Akat, Doğan Erbaş ve Bekir Kaya hakkında açılan soruşturmanın bu dava ile birleştirilmesi üzerine Van Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kaya da ilk kez duruşmaya katıldı. Duruşmanın öğleden önceki oturumunda savunmasına devam eden tutuklu Avukat Mehmet Ayata, "Tutuklanmamızın nedeni o dönemin politik atmosferiydi. Hem gözaltına alınmamızın hem de tutuklanmamızın talimatını Başbakan verdi. Şimdi yeni bir süreçteyiz. Barış sürecindeyiz. Bu süreçte ben de herkes gibi mutluyum. Süreç başladığı günden bu yana tek bir insanımızı kaybetmedik. Umut ederim ki, bu süreç 90 yıllık acıyı bitirecektir. Umut ederim ki; bu süreç akamete uğramaz" dedi ve tahliyesini talep etti.
Duruşmanın öğleden sonra yapılan oturumunda ise ilk olarak müdafi avukatlardan Hüseyin Boğatekin, söz alarak mahkemenin İrfan Dündar hakkında aldığı zorla getirme kararına değindi. İrfan Dündar'ın başından bu yana ifadelerine itibar etmediklerini dile getiren Boğatekin, mahkemenin duruşmadan iki gün önce İrfan Dündar'ı mahkeme huzurunda dinlemek için çıkarttığı kararın "suç üretme" mantığı ile alındığını söyledi. Mayıs ayında İrfan Dündar'ın talimatla ifadesinin alındığını, bu ifadesinde de daha önce ortaya attığı iddiaları yalanladığını hatırlatan Boğatekin, bu aşamada Dündar'ın mahkeme huzurunda dinlenmesinin anlamsız olacağını söyledi. Avukat Mehmet Emin Aktar da söz alarak, "Biz Dündar'ın burada dinlenmesinden rahatsız olmayız. Ama başından bu yana onun iddialarını ciddiyetsiz olduğunu söyledik. Artık mahkemeye getirilip dinlenilmesi anlamsız" dedi. Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci ise, avukatların bu talebi sonrası tüm sanıklar ve sanık müdafi avukatlara, İrfan Dündar'ın mahkeme huzurunda dinlenip dinlenilmemesi yönündeki görüşlerini sordu. Tüm sanıkların Dündar'ın dinlenmesinin anlamsız olduğunu söylemesi üzerine hakim Ekinci, taleple ilgili ara kararlarını duruşma sonunda açıklayacaklarını söyledi.
Ardından tutuklu Avukat Şakir Demir savunma yaptı. Savunmasında 19 aydır tutuklu bulunduklarını kaydeden Demir, suçlandıkları "Önderlik Komitesi"nin ise hayal ürünü olduğunu söyledi. Demir'in ardından ise tutuklu Avukat Ömer Güneş savunmasına başladı. Gözaltına alındıkları süreden bu güne karşı karşıya kaldıkları tüm hukuksuzlukları kınayarak söze başlayan Güneş, yargılandıkları dosyanın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile alakalı olduğunu, kendisi ile görüşmelerinden dolayı talimat aldıkları iddiasıyla yargılandıklarını söyledi. Bu sebeple Öcalan'ın tanık olarak dinlenilmesi gerektiğini ifade eden Güneş, "Sayın Öcalan bizim mesleki olarak başvurularımızın, görüşmelerimizin şahididir. Dosyada bizim Sayın Öcalan'dan talimat aldığımız iddia ediliyor. Bunların tümünü reddediyorum. Sayın Öcalan doğrudan bu konuda şahitlik yapabilir. Her ne kadar Sayın Öcalan müvekkilimiz olsa da şahitlik konusunda kesinlikle objektif olacaktır" dedi.
Türkiye yargısının söz konusu Kürtler olunca hiçbir zaman adil davranmadığını ve adalet arayışı içerisinde olmadığını vurgulayan Güneş, Kürtlerin 1920'den bu yana kimliklerini dillendirdikleri, sosyal ve kültürel haklarını talep ettikleri için sürgün ve katliam politikalarına maruz kaldıklarını söyledi. Güneş, "Hepimiz biliyoruz ki; Türkiye yargısı devlet siyasetine göre hareket ediyor. 4 senede 10 bin insan KCK operasyonlarından tutuklandı. Örgüt üyesi ve yöneticisi olmakla suçlanıyorlar. Hepsi safsatadır. Kürtler İstiklal Mahkemeleri'nden Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri'ne hep istisna mahkemelerde yargılandılar. Bu mahkemelerin var olma sebebi Kürtlerin yaşamını alt üst etmektir. Roboski'de 34 insan bombalanarak katledildi. Bu mahkemeler hesap sorabiliyor mu?" dedi.
2009 yılından bu yana devletin hem güvenlik konseptini bir yandan da Öcalan ile diyalog yöntemini devrede tuttuğunu kaydeden Güneş, bu diyalog yolunun zaman zaman kesintiye uğratıldığını söyledi. Tutuklanmaları ve Öcalan'a uygulanan tecridin hükümetin siyasi kararı olduğunun altını çizen Güneş, savunmasında yeni sürece de yer verdi. Güneş, "Yeni bir sürece girildi. Hükümet ve Sayın Öcalan arasında Kürt sorununun demokratik çözümü için müzakereler yürütülüyor. Devlet resmi bir şekilde Sayın Öcalan'ı muhatap kabul etmiştir. Bu davanın da artık siyasi bakımdan da bir anlamı kalmamıştır. Tutuklu bulunmamız sürecin ruhuna aykırıdır. Umarım yargı da süreci iyi okur ve adaletsizlikleri ortadan kaldıracak bir karar verir" diye konuştu.
Duruşma savunmalarla devam ediyor