Demokratik entegrasyon anlayışını nasıl inşa edeceğiz?

O dağlarda en güzel eğitimi gördük, en güzel komünal yaşamı ve yoldaşlığı yaşadık, öğrendik. Şimdi bunları halkımızla, toplumumuzla ve ülkemizin tüm insanlarıyla paylaşacağız. Komünal bir zihin dünyasına birlikte girerek bunu başaracağız.

DEMOKRATİK ENTEGRASYON

Entegrasyon, barışın ve uzlaşının sağlanması için bir ara süreci temsil eder. Biz de bu toprakların, taşların, ağaçların, çiçeklerin her zerresinin bize ait olduğunu, buranın bizim ülkemiz olduğunu bilerek, ülkemizi nasıl daha güzelleştirebileceğimiz üzerine emek vererek çalışacağız.

Özgürlük savaşçıları olarak bu ülkenin çocuklarından analarına, doğasından üretimine, tekniğinden yaşamın tüm alanlarına kadar öncü düzeyde çalışmalar yürüteceğiz. Çünkü şimdiye kadar bu ülke için silahla onurumuzu, irademizi, varlığımızı ve kimliğimizi savunduk. Şimdi de ekonomisinden ekolojisine, suyundan havasına kadar her şeyi koruyacak ve büyüteceğiz.

Bu ülkeyi Ortadoğu’da da öncü bir düzeye getireceğiz. Doğruluk ve güzellik temelinde sade, mütevazı insanlar yetiştirecek, onları eğitecek ve bilinçlendireceğiz. Kısacası, ahlaki ve politik bir toplum hayal ettik. Bu hayalin pratik adımlarını ve demokratik toplum paradigmasının temellerini çok güçlü buluyoruz. Bu paradigma dünyaya ilham verdi. Ülkemizde de bu paradigmaya dayanarak toplumu inşa edeceksek doğruluğu, güzelliği, sadeliği, politikayı, ahlakı ve estetiği esas almamız gerekir.

Çünkü biz bu ülkeyi seviyoruz. Yanlışa, hataya, köhnemiş akıllara ve körelmiş yüreklere karşı isyan ettik; özgür dağlara çıktık, savaştık, mücadele ettik. Bazen kıran kırana mücadele ettik. Neden? Çünkü geriliklere ve çirkinliğe karşı isyan ettik; güzeli, doğruyu ve ahlakı inşa etmek için mücadele ettik. Güzel konuşmak için politikayı öğrendik, yaşamsallaştırdık.

Sevmek emek ister. Manevi dünyan büyük olmasa fedakarlık yapamaz, kendini veremezsin. Özgürlük savaşçıları kendilerinden verdiler, paylaştılar; kendilerini adayarak her anı, her saati emekle yaşadılar. Entegrasyon dönemindeki inşa çalışmalarına da bu düzeyde öncülük edeceğiz, emek vererek çalışacağız ve kendimizi toplumumuza adayacağız.

Bu sürece gelene kadar çok büyük bedeller ödedik. Ülkemizin en güzel, en sade kızlarını ve oğullarını toprağa verdik. Aç kaldık, susuz kaldık, uykusuz kaldık, yorulduk ama severek yaşadık. Çünkü bunu seçmiştik ve nedenini biliyorduk. Bu karanlık günlerin ardından aydınlık günlerin geleceğine inanıyorduk. Ancak o günler kendiliğinden gelmeyecekti; mücadeleyle, tırnaklarımızla kazıyarak bugüne geldik.

Buraya kolay gelmedik. Büyük kahramanlıklarla, fedakarlıklarla, emekle ve paylaşımcılıkla geldik. Sadece ter dökmedik; kan ve ter iç içe geçti. Özgürlük ağacının çiçeği kanla ve terle sulandı; böylece büyüdü, olgunlaştı ve meyve verdi. Bugüne büyük bir emekle ulaşıldı.

Ülkemizi sevdiğimiz için en zor mücadeleyi seçerek özgür dağlara çıktık. Şimdi de şehirde, köyde, kentte ve mahallelerde mücadele edeceğiz. O dağlarda en güzel eğitimi gördük, en güzel komünal yaşamı ve yoldaşlığı yaşadık, öğrendik. Şimdi bunları halkımızla, toplumumuzla ve ülkemizin tüm insanlarıyla paylaşacağız. Komünal bir zihin dünyasına birlikte girerek bunu başaracağız.

Biz, demokratik entegrasyon sürecinde yaşamaya ve yaşatmaya geliyoruz. Barış, hakikat ve uzlaşma komitelerinde öncü düzeyde çalışmalar yürüteceğiz. Yetki peşinde değil, sivil siyaset yaparak topluma öncülük edeceğiz.

Demokratik entegrasyona kadınlar öncülük edecektir. Kendimizi adil, eşit, barışçıl ve özgür bir yaşamı inşa etmek için yeniden yapılandıracağız. Biz dağlı kadınlar olarak saçlarımız ağardı ama yüreğimiz hala çocuksu. Saflığı, sadeliği ve güzelliği arayan, meraklı gözlerle sorular soran, arayışını sürdüren bir gerçekliğimiz var. Ancak yalnızca sorular sormuyor, cevaplarımızı da inşa ediyoruz. Mücadeleci bir kişiliğe sahibiz.

Dağlı kadınlar olarak barış müzakerelerinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin merkeze alınmasını savunacağız. Müzakere masasında yer alan kadınlar olarak toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve hak ihlallerini, binlerce köyün boşaltılması sürecinde yaşananları, göçün kadınlar ve çocuklar üzerindeki etkilerini ve annelerin yaşadığı kayıpları gündeme taşıyacağız.

Özellikle çatışma süreçlerinde kadınlara yönelik cinsel şiddet ve ayrımcılığın sona erdirilmesi için stratejiler geliştireceğiz. Özgürlük mücadelesinde kadınlar adına müzakere sürecine doğrudan katılacağız. Kürt kadınlarının mücadelesi sayesinde barış sürecinin daha kapsayıcı hale gelmesini ve bütün kadınların söz sahibi olmasını sağlayacağız.

Kadınların öncülük ettiği özgürlük hareketi olarak yalnızca çatışmaların sona erdirilmesiyle yetinmeyeceğiz. Kadın Barış Ağı, komiteler ve komisyonlar gibi yapılar aracılığıyla barışın inşası için yoğun çalışmalar yürüteceğiz. Barış müzakerelerinin yerelde destek bulmasına ve yaygınlaşmasına katkı sunacağız. Kadınların karar alma mekanizmalarına katılımını sağlamak amacıyla kampanyalar düzenleyecek, eylemler gerçekleştirecek ve yürüyüşler yapacağız.

Dağlı kadınlar olarak toplumsal siyasete öncülük eden, ekolojiyi iyi anlayan, eko-ekonomiyi komünal bir ruhla yaşatan, eğitimde iyi, doğru ve güzelin öğrencisi ve öğretmeni olma yeteneğine sahip kadınlarız.

Bunları ahlaki ve politik ölçülerle, paylaşımcı bir anlayışla, ferasetle, bilimin ve jineolojinin bakış açısıyla, esnek, demokratik ve özgürlükçü ilkeler temelinde inşa edeceğiz. Dağlı kadınlar olarak demokrasi, entegrasyon ve barış müzakeresinin öncüsü olacağız.