Çerçeve yasayla birlikte cezaevlerinde bulunan binlerce siyasi tutsağın tahliyesi beklenirken, iktidarın somut adımlar atmaması ve sürecin uzaması, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin tartışmaları da artırdı.
İdare ve Gözlem Kurulları'nın hukuksuz kararları nedeniyle başta hasta tutsaklar olmak üzere siyasi tutsakların tahliyeleri engellenirken, cezaevi idarelerinin tutsakların kazanılmış haklarını da ellerinden almaya yönelik uygulamaları sürüyor.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Üyesi Rezan Gezer, cezaevlerinde yaşanan son durumu ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin cezaevlerine yansımalarını ANF’ye değerlendirdi.
‘HASTA TUTSAKLARIN SEVK VE TAHLİYELERİ ATK KARARLARIYLA ERTELENİYOR’
Cezaevlerinde hukuka aykırı uygulamaların devam ettiğini belirten Rezan Gezer, ellerindeki güncel bilgilere göre yaklaşık 100 hasta tutsağın bulunduğunu söyledi.
Gezer, şöyle konuştu:
“Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri halen devam ediyor. Hem sağlık koşullarına ilişkin sorunlar hem de hukuka aykırılıklar sürüyor. Gündemden de takip edildiği üzere, halen İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla tahliyeler ertelenirken, hasta tutsakların sevkleri ve tahliyeye yönelik talepleri ATK kararlarıyla erteleniyor.
Son güncel bilgilerimize göre 100 civarında hasta tutsaktan bahsedebiliriz. Kurumlarda kalan hasta tutsakların durumu, son hak ihlalleri raporlarımızda da belirttiğimiz üzere, giderek kötüye gidiyor. Sağlık hakkından yararlandırılmıyorlar. Sevkler aylarca geciktiriliyor. Gerekçe olarak ‘Dışarıda da hastane randevuları zor alınıyor, personel yetersiz’ gibi sebepler gösteriliyor.
Bu sevkler geciktikçe tutsakların durumu kötüleşiyor. Hem kurumlara yapılan başvurulardan hem de ATK’ye yapılan başvurulardan olumsuz dönüşler alınıyor. Takip ettiğiniz üzere çoğu tutsak hastalıklarının son aşamasında bırakılırken, bazı müvekkillerimizi de cezaevlerinde kaybediyoruz.”
‘İKTİDAR TAHLİYELERİ SİYASİ TAVİZ OLARAK GÖRÜYOR’
İktidarın tahliyeleri siyasi bir taviz olarak değerlendirdiğini belirten Rezan Gezer, hasta tutsakların yaşam ve sağlık haklarının siyasi kimliklerinden bağımsız ele alınması gerektiğini vurguladı.
Rezan Gezer, şunları söyledi:
“Bir insanın yaşam hakkı ve sağlık hakkı, siyasi kimliğine veya hangi suçtan hüküm giydiğine göre farklı ağırlıkta değerlendirilmemeli. Ancak mevcut koşullarda bunun olmadığını net bir şekilde görüyoruz. Çünkü iktidar tahliyeleri siyasi bir taviz olarak görüyor ve verilen infaz erteleme kararlarının temelinde de bunun yattığını düşünüyorum.
Oysaki insani bir tahliye, siyasi bir taviz olmak zorunda değildir. Hukukun ve insan onurunun gereğinin yerine getirilmesi olarak görülmelidir. Ayrıca hukuki mekanizmaların düzgün işletilmesi engelleniyor.
Türkiye’de infaz mevzuatı, belirli koşullarda ağır hastalığı bulunan hükümlülerin cezalarının infazının ertelenmesine veya başka infaz tedbirlerinin uygulanmasına imkân tanıyor. Fakat sağlık kurullarının değerlendirmeleri, Adli Tıp Kurumu raporları ve infaz makamlarının kararları sürecin sonucunu belirleyebiliyor. Buna etki edenin siyasi mekanizma olduğu, belli bir suçtan yargılanan kişilerin bundan yararlanmamasıyla da ortaya çıkıyor.”
‘SÜRECİN SOMUT KARŞILIĞI CEZAEVLERİNE YAKLAŞIMDIR’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin en somut karşılığının cezaevlerine yönelik yaklaşımda görülmesi gerektiğini belirten Rezan Gezer, devam eden hak ihlallerinin sürece duyulan güveni zayıflattığını söyledi.
Rezan Gezer, şöyle konuştu:
“Bir sürecin demokratikleşme, toplumsal barış ve çözüm iddiasıyla yürütüldüğü söyleniyorsa, bunun ilk ve en somut karşılığının cezaevlerinde görülmesi beklenir. Özellikle ağır hasta mahpusların, infazını tamamlamış olanların veya hukuken tahliye koşullarını taşıdığı halde özgürlüğüne kavuşamayanların durumu, süreci tartışmalı hale getiriyor.
Her ne kadar eksiklikleri olsa da mevcut süreç içerisinde atılmış en önemli adım olan bu yasanın uygulanmasının gecikmesi ve devam eden hukuka aykırılıklar, iktidara duyulan güveni azaltıyor. Sürecin sürüncemede kalmaması için adımların bir an önce atılması gerekir.”
‘TAHLİYE EDİLENLER DENETİM SÜRECİNE TABİ TUTULACAK’
Tahliyelerle birlikte dosyaların tamamen kapanmayacağını, tahliye edilen kişilerin denetim sürecine tabi tutulacağını belirten Rezan Gezer, çerçeve yasanın kapsamına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Rezan Gezer, şunları söyledi:
“Aslında burada birçok husus var. 2005 öncesi ve öldürmeye teşebbüs dosyalarının yararlanamayacağı açık. Geri kalan, yasadan yararlanan dosyalarda ise dosyaların kapatılması değil, 10 ve 5 yıllık bir denetim süresine tabi tutulacağı belirtiliyor.
Bu süreçlerde aynı kapsamda başka bir suça karışılması durumunda mevcut dosya aynı şekilde yeniden devam edecek. Dolayısıyla tahliye olan kişinin denetim süresinde olacağı bir süreç başlayacak.”
‘İKTİDAR GÖZALTI VE TUTUKLAMALARI HALA GÖZDAĞI OLARAK KULLANIYOR’
Son dönemde devam eden gözaltı ve tutuklamalara da değinen Rezan Gezer, özellikle örgüt üyeliği ve propaganda iddialarıyla açılan soruşturmaların sürdüğünü belirtti.
Rezan Gezer, gözaltıların sayısında azalma yaşanmasına rağmen bu uygulamaların tamamen sona ermediğini ifade ederek şöyle konuştu:
“Süreç içerisinde her ne kadar gözaltılar gözle görülür şekilde azalsa da halen devam ediyor. Dediğiniz gibi üyelik ve propaganda dosyaları açılıyor ve bu sebeple birçok ifadeye giriyoruz.
Bu dosyalar ya çok önceden açılan ancak ifade aşamasına gelinmeyen dosyalar ya da sosyal medya paylaşımlarından kaynaklanan, ifade özgürlüğü içerikli paylaşım dosyaları.
Bu durum, iktidarın gözaltıları ve az da olsa tutuklamaları hala bize gözdağı vermek için kullandığını gösteriyor. Bir yandan süreç devam ederken diğer yandan bunların yaşanması da bize bunu gösteriyor.”