Kürt Özgürlük Hareketi ve Türk devleti arasında süren görüşmeler ikinci yılına girdi. Bu süreçte Önder Apo’nun girişimleriyle Türk devleti yeni adımlar atarak süreci başka bir aşamaya getirdi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başından itibaren, dünyanın birçok bölgesinde yaşanan çatışma ve çözüm süreçleri örnek gösterildi, dünya örnekleri üzerinden Türk devleti ve Kürt Özgürlük Hareketi arasındaki süreç anlamlandırılmaya çalışıldı.
Oysa Kürt Özgürlük Hareketi ve Önder Apo, başlatılan süreci başından itibaren farklı bir şekilde işleterek, dünyadaki örneklerin çok ötesinde, uzun soluklu ve Kürt halkının dünya halkları arasında hak ettiği yeri almasına yönelik adımlarla ve sabırla yürüttü.
Dünyada var olan örneklerden en çok konuşulanlar, İspanya’da ETA, İngiltere’de İRA, Kolombiya’da FARC ve Meksika’da EZLN örnekleri oldu. Bu örneklerde aslında dikkat çekici bir ortak yan var. Bu da çatışma döneminin ardından gelişen görüşmeler ve sonrasındaki süreçte yapılanların tam bir başarı ya da tam bir kazanım olmamasıdır. Her dört örnekte sonuçlar, aslında var olan görüşmelerin olduğu dönemin çok ötesinde değil, çok gerisinde kalmıştır.
İSPANYA VE ETA ÖRNEKLERİ
İspanya’nın sömürgesi olarak var olan Bask bölgesinin kurtuluşu için kurulan ETA, özellikle 1970’li yıllardaki ulusal kurtuluş mücadeleleri ve sosyalist hareketlerin etkisiyle, reel sosyalizm temelli bir ulus-devlet sosyalizmi hedefiyle ortaya çıktı. Bu süreçte ETA, İspanya ve Fransa hükümetlerine karşı birçok silahlı ve bombalı eylem düzenledi.
ETA ile İspanya arasındaki ilk görüşmeler, 1989 yılında yine Fransa’nın sömürgesi olan Cezayir’de yapıldı, ancak görüşmelerden bir sonuç çıkmadı. Bu süreçte İspanya hükümetinin Fransa’dan ve paramiliter güçlerden aldığı desteğe rağmen ETA’yı geriletememesi ve halk desteğini yok edememesi, görüşmelerin gizli sürdürülmesine olanak sağladı.
Bu görüşmelerin ardından ETA, 1998’de ateşkes ilan etti. Ateşkes süreci uzun süre parçalı olarak devam etse de ETA, 20 Ekim 2011’de silahlı mücadeleyi sonlandırdığını açıkladı.
ETA’nın herhangi bir kazanım elde etmeden silahlı mücadeleyi sonlandırması ve bir süre sonra, 11 Nisan 2018’de kendini feshettiğini açıklaması, aslında yanlış politikalarının bir sonucu olarak Bask halkının desteğini yitirmesiyle gerçekleşti.
31 Temmuz 1959’da kurulduktan sonra uzun soluklu bir ulusal kurtuluş savaşı stratejisini hedefleyen örgüt, İspanya’nın 1978’de çıkardığı ve bölgelere belli özerklikler veren İspanya Anayasası’nı kabul etmemesiyle en büyük yanlışını da yapmış oldu. Bask bölgesine verilen özerklikte anadilde eğitim ve özerk bir yönetim maddeleri olmasına rağmen ETA, bu adımı tanımadığını açıkladı. Ancak Bask halkı, İspanya Anayasası’na ETA’nın açıklamasına rağmen destek sundu.
ETA’nın İspanya’nın tanıdığı özerkliği kabul etmeyip bir ulus-devlet kurma temelinde mücadelesine devam etmesi, bir süre sonra Bask halkının gösterdiği desteğin de erimesine neden oldu. Özellikle silahlı mücadeleyi bırakma kararı öncesinde yaptıkları silahlı eylemlerin ardından Bask halkı arasında başlayan ‘Basta ya (Yeter artık)” akımı ve tepki yürüyüşleri, ETA’nın var olan desteği de yitirmesiyle sonuçlandı.
Bu dönemde İspanya hükümetinin özel savaş politikalarıyla ETA ile halk arasında zayıflayan bağı koparmaya yönelmesi ve ETA’nın bunu görüp politikalarını değiştirmek yerine kendi içerisinde bir iç kavgaya girmesi, bugün ETA’nın sona ermesiyle sonuçlanan süreci de başlatmış oldu.
ETA’nın kendisini feshetmesinin ardından ortaya çıkan tabloda ise ETA’nın hedeflerinden ve stratejisinden vazgeçmesi nedeniyle herhangi bir doğru gelişim süreci yaşanmadı. ETA, gelişen süreci doğru okuyamamasının bedelini kendisini feshederek ödemiş oldu.
İRA VE İNGİLTERE GÖRÜŞMELERİ
İngiltere’nin İrlanda’yı sömürgesi olarak yönetmesinin tarihi kadar eskidir İrlanda’daki bağımsızlık mücadeleleri. İrlanda’da ilk örgütlü isyan, 1848 ‘de İrlanda Cumhuriyetçi Kardeşliği (IRB) örgütünün kurulmasıyla başladı. O günden sonra da İrlanda’da İngiltere’ye ve sömürgeciliği destekleyenlere karşı eylemler hep oldu. IRB, 1870-1916 yılları arasında çok sayıda eyleme imza attı. Eylemler İrlanda halkı tarafından sahiplenildi ve 1905’te kurulan Sinn Féin, 1918 seçimlerinde yüzde 46,9 oy alarak İrlanda halkının yasal temsilcisi düzeyine geldi.
IRA’nın uzun soluklu mücadelesinde, Kuzey İrlanda Polis Teşkilatı kayıtlarına göre 1969-2000 yılları arasında 35 bin 798 eylem, 21 bin 49 silahlı soygun ve 15 bin 51 bombalı saldırı düzenlendi. IRA ile İngiltere arasında yaşanan çatışmalarda binlerce insan yaşamını yitirdi.
IRA ile İngiltere arasında bilinen ilk görüşmeler 1972’de gerçekleşti. Bu görüşmeler belli aralıklarla sürdü. IRA, yaptığı eylemler ve örgütlenme çalışmalarıyla İrlanda’da halkın büyük çoğunluğunun desteğini aldı. Bu süreçte, 1994’te ABD Başkanı Bill Clinton’ın Sinn Féin lideri Gerry Adams ile görüşmesinden bir süre sonra IRA, 31 Ağustos 1994’te ateşkes ilan etti.
İngiltere’de Tony Blair döneminde ise 1997 yılında görüşmeler sıklaşmaya başladı ve 1998 yılında “Hayırlı Cuma” olarak bilinen anlaşma imzalandı. IRA, bu anlaşmanın ardından silahlarını bıraktığını açıkladı. İngiltere ise İrlandalı mahkumları serbest bıraktı. Kuzey İrlanda’da yerinden yönetim ve kararlara halkın çoğunluğunun onayı şartı getirildi.
Bugün İrlanda’da bazı silahlı gruplar halen varlıklarını sürdürüyor. Bunlardan en bilineni, kendilerine “Gerçek IRA” adını veren grup. IRA ile İngiltere arasında yapılan görüşmelerde her ne kadar belli kazanımlar elde edilse de IRA, İngiltere ile savaşında strateji olarak benimsediği ulus-devlet sosyalizminin yerine yeni bir paradigma getiremedi. Sonrasında yasal zeminde mücadele yürütse de İrlanda halkının desteğini giderek kaybetmeye başladı.
IRA, en büyük sorunu silahsızlanma sürecinde yaşadı. Örgüt içerisinde tam bir fikir birliği olmaması nedeniyle barış görüşmeleri sırasında IRA’dan ayrılarak yeni örgütler kuranlar oldu. Bunun yanında, bir grup silah bırakmayı reddetti. IRA ise yeni döneme dair yeni bir düşünce sistemi kuramadığından dolayı hem savaşçıları arasında hem kadroları arasında hem de halk arasında sorulan sorulara bir cevap veremedi.
Gelinen süreçte Kuzey İrlanda, yerinden yönetim esasına dayalı bir sistemle yönetiliyor. Ancak doğru bir politik hat çizemeyen Sinn Féin, İrlanda’da halkın yüzde 27’sinin desteğini almaya devam ediyor. ETA’nın aksine IRA, barış görüşmeleri ve silahsızlanma sonrasında bir yenilgi ya da kaybetme tercihi yerine güçlü bir siyasi hareket haline geldi.
Yarın: FARC- EZLN örnekleri ve PKK’nin yürüttüğü süreç