Suriye’de Kürtçenin statüsü, ülkenin kuruluşundan bu yana Kürt meselesinin en önemli başlıklarından biri oldu. 1946’da bağımsızlığını kazanan Suriye’de, Arapça merkezli devlet politikaları nedeniyle Kürtçe uzun yıllar eğitim ve kamusal alanın dışında bırakılırken, 1950’li yıllarla birlikte Arap milliyetçiliği tüm kimlik, dil ve kültürlere dayatıldı. Kürt kimliği ve Kürtçenin kamusal alandaki görünürlüğü sınırlandırılarak, devletin eğitim ve idare sistemi Arapça üzerinden yürütüldü.
Asıl yok sayma ise 1960’larda yaşandı. Bu tarih, Kürt meselesinde en kritik dönüm noktalarından biri oldu. Suriye hükümeti, 1962’de Hesekê vilayetinde özel bir nüfus sayımı yaparak resmi kaynaklara göre 120 bin Kürdü Suriye vatandaşlığından çıkarıp “yabancı (maktum)” statüsüne aldı. Ancak yabancı sayılan Kürtlerin sayısının daha fazla olduğu birçok kaynak tarafından dile getiriliyor.
1963 yılında iktidara gelen ve Arap milliyetçiliğine dayalı devlet politikasını daha sistematik hale getiren Baas Partisi, “Arap Kemeri” adı verilen ve 12 maddeden oluşan projeyi 1965’te onayladı. 1973’te başa gelen Hafız Esad iktidarı ise projeyi 1975’te uygulamaya başladı.
Proje kapsamında 330 Kürt köyü boşaltıldı, 200 bine yakın Kürt zorla göç ettirilerek Şam, Halep ve Hama gibi kentlere sürüldü. Göç ettirilenlerin yerlerine ise Maxmuri denilen Araplar yerleştirildi. Dêrik ile Serêkaniyê arasında yeni Arap köyleri oluşturularak toprak ve para desteği verildi.
Yerleşim yerlerinin Kürtçe isimleri Arapça ile değiştirildi. Kürtçe yayıncılık ve kültürel faaliyetler son derece kısıtlanırken, Kürtçe yasaklandı denmese bile devletin eğitim, idare ve kamusal alanından dışlandı. Kürt çocuklarına kendi dillerinde eğitim imkanı verilmemesinin yanı sıra Arapça eğitim görenler de istedikleri mesleği seçemiyordu.
1970’ten 2000 yılına kadar devam eden sıkı inkar politikaları, Kürtlerin on yıllardır verdikleri mücadelenin kazanımları ve bölgedeki gelişmeler sonucunda yıkılırken, Kürtçe için de yeni bir dönem başladı.
2011 İLE DEĞİŞEN TABLO
19 Temmuz 2012’de başlayan Rojava Devrimi’yle birlikte eğitim ve öğretim sistemi yeniden inşa edildi. Devrim öncesinde Halep, Kobanê ve Efrîn gibi kentlerde gizlice verilen Kürtçe dil eğitimleri, artık açık bir şekilde yürütülmeye başlandı. Kobanê’de 9 Eylül 2011’de Şehit Osman Silêman, 6 Ekim 2011’de Efrîn’in Şera ilçesine bağlı Duraqliya köyünde Şehit Fewzî, 12 Ekim 2011’de Dêrîk’in Bestasusê köyünde Şehit Dîcle, 15 Ekim 2011’de Qamişlo’nun Enteriye Mahallesi’nde Şehit Reşo ve Şehit Mustafa Gulo, 9 Kasım 2011’de ise Amûdê’de Reşîdê Kurd okulları açıldı.
Dönemin Efrîn, Cizîrê ve Kobanê kantonlarında peş peşe Kürtçe eğitim veren okulların açılmasıyla eğitim çalışmaları yaygınlaştı. Kürtçe eğitime resmi olarak başlayan bölgelerde, 2024-2025 eğitim ve öğretim yılında 890 bin 680 öğrenci ana dilinde eğitim görme seviyesine ulaştı.
Aynı eğitim ve öğretim yılında Rojava Üniversitesi’ne 827, Kobanê Üniversitesi’ne 435, El-Şerq Üniversitesi’ne ise 326 öğrenci yerleştirildi.
Uzun yıllar devletin eğitim ve kamusal alanından dışlanan Kürtçe, 2011 sonrasında ilk kez Kürtlerin kontrolündeki bölgelerde kurumsal bir eğitim sisteminin temel unsurlarından biri haline geldi. Böylece dil, yalnızca evlerde ve gündelik yaşamda korunan bir kimlik unsuru olmaktan çıkarak okullarda öğretilen, müfredatı oluşturulan ve akademik alana taşınan bir niteliğe kavuştu.
ESAD REJİMİNİN ARDINDAN KÜRTÇENİN STATÜSÜNDE YENİ DÖNEM
Esad rejiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesiyle birlikte Suriye’de Kürt meselesi ve Kürtçenin statüsü açısından yeni bir dönem başladı. Yeni yönetim, önceki rejimden farklı olarak Kürtlerin kültürel ve dilsel haklarına yönelik adımlar atmaya başladı. Bu sürecin en önemli adımlarından biri, 16 Ocak 2026’da çıkarılan 13 sayılı kararnameyle Kürtçenin “ulusal dil” olarak tanınması oldu.
Bu adımın ardından 26 Ağustos’ta yayımlanan kararla Kürtçenin, Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde devlet ve özel okullarda okutulmasının önü açıldı. Düzenlemeye göre öğrenciler haftada üç saat Kürtçe dersi görecek, etkinlik dersleri de Kürtçe yapılacak. Kürtçe dersinden alınan notlar, yıl sonundaki genel başarı puanına eklenecek.
Öğrencilere ayrıca uygulamanın başlayacağı ilk eğitim yılında Sosyoloji, Tarih, Coğrafya ve Felsefe derslerini Arapça ya da Kürtçe alma seçeneği sunulacak. Ancak bu tercih hakkı yalnızca ilk eğitim yılıyla sınırlı olacak.
Kararnameye göre Kürtçe derslerine yönelik müfredatlar, Ulusal Eğitim Müfredatlarını Geliştirme Merkezi tarafından hazırlanarak ulusal müfredat kapsamına alınacak. Eğitim Müdürlükleri tarafından Kürtçe öğretmenliği için kadrolar oluşturulacak ve bu kadrolara üniversite mezunları, öğretmen yetiştirme enstitüsü mezunları ile Kürtçe bilen lise mezunları arasından öğretmen adayları alınacak.
Öğretmen adaylarının Kürtçe yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yazılı ve sözlü sınavlar yapılacak. Adayların dil bilgisi, sözlü ifade ve iletişim becerileri bu sınavlar aracılığıyla değerlendirilecek.
Kürtçenin eğitim alanında yeniden güvence altına alınması, rejimin yıllarca süren inkar ve asimilasyon politikalarına karşı önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor. Ancak kalıcı çözüm, Kürtçenin anayasal güvenceyle Suriye’nin resmi ve kamusal yaşamında tanınmasıyla mümkün olacak. Yeni anayasa sürecinin, Kürtçenin tarihsel varlığını güvence altına alan kalıcı bir statünün önünü açması hedefleniyor.