'Ekmek, Barış ve Adalet için Bütçe' kampanyasının startı verildi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve beraberindekiler, “Ekmek, Barış ve Adalet için Bütçe” kampanyasının startını Misirc'de verdi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve beraberindekiler, “Ekmek, Barış ve Adalet için Bütçe” kampanyasının startını Misirc'de verdi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve beraberindeki heyet “Ekmek, Barış ve Adalet için Bütçe” kampanyasının startını, Misirc (Kurtalan) ilçesinde bulunan Ahmedê Xanê parkında verdi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan şunları belirtti: “Arkadaşlarımızın burada yaptığı konuşmalar Türkiye'nin aynasıdır. Her yerde ciddi bir yoksulluk var. Sorunlarımızın birçoğu da bu yoksulluktan ekonomik sebeplerden kaynaklanıyor. Çocuğuna harçlık veremeyen evine gıda götüremeyen aldığı ücret kirasına dahi yetemeyen milyonlarca insanımız var. Türkiye'de 50 milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bir arkadaşımız ‘Devletin dini adalettir’ dedi. Şimdi Allah aşkına yani adalet var mı bu ülkede? KHK'li arkadaşlarımız bomboş yere ekmeklerinden, aşından oldular. Çiftçiler tarlasını ekemiyor. Mazot alamıyor gübre alamıyor. Hayvancılıkla uğraşan arkadaşımız çok güzel bir şey söyledi. ‘Ben mazot, aldığım yem, saman işte yaptığım harcamanın karşılığını alamıyorum’ dedi. Peki bu devlet hepimizin devleti ise çiftçinin, emekçinin, yoksulun, emeklinin, devleti ise bir zahmet bugüne kadar sanayiciyi, zengini, ak torpilileri zengin ettiği kadar, onlara bütçe yaptığı kadar biraz da burada Kurtalan'da Siirt'li kardeşlerimizin dile getirmiş olduğu taleplere de kulağını kabartsın. Şimdi inşallah milletvekili seçtiğiniz Cumhurbaşkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan da bunu duyuyordur.”
Ne yapacaklarmış Siirt'te Kurtalan arasında demiryolu. Kurban olayım buradan yaya yürürsen bir yarım saat sonra Siirt'tesin. Hayırdır. Onu yapacağına esnafın vergilerini azaltsan, dükkanını kapatan esnafın kredi borçlarını silsen ya da faizini silsen? Öğrenci çocuklarını sabah doyurmayan, öğrencilere bir öğün yemek versen, asgari ücreti yükseltsen, emeklinin maaşını yükseltsen daha iyi değil mi? Sen bunu bir proje olarak sunuyorsun ama bak Siirtliler yemiyor. Niye demiryolu yapacaklarmış: Şirvan'daki, Siirt'teki doğamızı talan eden madencilerin daha fazla kazanması için. Vagonlar gidip onların oradaki madenini alıp işte fabrikalarına ulaştıracak. Vallahi bunu yemiyoruz ve bunu kabul etmiyoruz. Bütçe emekçiler için yapılmalı, halk için yapılmalı, yoksullar için yapılmalı. Sizin iktidarınız döneminde bütçe hiçbir zaman emekçiler için yapılmadı. Hiçbir zaman asgari ücretler için yapılmadı. Ama bu sefer izin vermeyeceğiz. Açık söylüyorum, Meclis'te bu konuda en güçlü muhalefeti biz yapacağız.
Şimdi size basit bir örnek vereceğim. Siz karar verin nasıl kimin için bütçe yaptıklarını. Siz esnaftan, asgari ücretliden, çalışandan 5 trilyon lira vergi alacaklar. Bu ülkenin neredeyse sermayesinin, artı değerinin yüzde 80'ini, yüzde 90'ını sömüren zenginlerden 2 trilyon lira vergi alacak. Bu bütçe kimin vergisi, kimin bütçesi olacak? Zenginin bütçesi olacak. Onun için değerli halkımız, eziliyoruz. Gittikçe yoksullaşıyoruz. Geçinemiyoruz. Her gün dağlarımız, nehirlerimiz, ovalarımız bir zengin için madene açılıyor. Siirt’in her tarafı baraj, her tarafı maden olmuş ama Kurtalanlı gençler Marmaris’e gidip asgari ücretle dahi iş bulamıyor. Uyuşturucuya bulaşıyor. Gençlerimizi kaybediyoruz. Bu düzen, bu adalet, bu bütçe böyle sağlanamaz. Bu bütçeye halkın, emekçinin bütçesi diyemeyiz. Bu onun için sizlere layık olmak için işte bugün bu kampanyayı başlattık. Dolaşacağız. Sizden de ricam bu konularda bu sorunlarınızı dile getirin, ortaklaşın. Sesinizi güçlü bir şekilde duyurun. Türkiye'de 16 milyon, 17 milyon emekli yaşıyor. Bu ülkenin en çok ezilen, en çok yoksul, en çok geçinemeyen kesim emeklilerdir. Ama emekli kardeşlerimiz örgütlü değil. Senin örgütlü olmadığın yerde Şirvan'daki sanayici buradan oraya kendi madenini taşımak için işte senin bütçenle, senin paranla demiryolu yapıyor.
Dolayısıyla bugün yaptığımız bu etkinlikle birlikte inşallah siz emeklilerin, emekçilerin, yoksulların, ezilenlerin, siz kepenk kapatan esnafın, siz okula gitmek için gerekli olan işte geliri olmayan ve okulunu donduran öğrencilerin, onların geleceği için daha güçlü bir mücadele etmek için bu kampanyamızı başlattık. Şimdi size soruyorum, Siirt'in her tarafında baraj var. Ama Kurtalan 100 yıldır susuz öyle mi başkan? Öyle. Gülistan başkan burada, Pervin başkan burada, Sebahat vekilimiz burada. Emin olun 7/24 saat Siirt'in ve Kurtalan'ın suyu için bir diploması yürütüyoruz. Allah aşkına Şirvan'daki madene demiryolu yapacağına, Kurtalan'ın suyunu versene her tarafı baraj, her tarafı su. Ya şimdi biraz vicdanlı olmak lazım. Asgari ücretliden bir esnafımız söyledi, doğru söylüyor. Dünya kadar vergi ödüyor, tırnak içerisinde ‘haraç’ ödüyor. 50 tane başlık var. Vallahi neye haraç ödediğinin insanlar farkında değil. Ya biraz bu haraçları kıssan, biraz varlıklı olanlardan da vergi alsan ne olacak?
Dolayısıyla bu iktidar zenginin iktidarıdır. Bu iktidar zengine, aktorpillilere hizmet üretmeye, onları zenginleştirmeye çalışan bir iktidardır. En sonda bunu nerede gördük? Fondaki, Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgununda gördük. Düşünebiliyor musun? Din diyor, iman diyor. 5 vakit namazımı kılıyorum diyor. 1 lira yatırıyor, 1 lirası bin 250 lira oluyor. Demiyor ki ya 1 liram nasıl bin 250 oldu. Ama 500 bin insan da mağdur ediliyor, yoksul mağdur ediliyor. Ve bu iktidar ne yapıyor? Bunun üzerini örtmeye çalışıyor. Yolsuzluk yapan, hırsızlık yapan, Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgununu yapanların yaptığı bu vurgunun üstünü örtmeye çalışıyor. Ama Gaziantep'te bir çocuk aç olduğu için 1 kilo baklava çaldı, 9 yıl ceza aldı. Karnını doyurmak için bir ekmek çalana ceza veriyor. 100 milyar dolara yakın zarara sebebiyet veren bu fonda tek bir kişi tutuklamıyor. Tek bir AK torpilli gözaltına almıyor. Tek bir zenginleşen AK torpilliye bu nasıl vicdan, bu nasıl insanlık, bu kadar büyük vurgunu ve soygunu nasıl yaptın demiyor. Esnaf Sanatkarlar Odası Başkanımız doğru söyledi. Çatışmanın, savaşın, ölümün, şiddetin olduğu bir yerde ekonomi konuşmak ayıptır dedi, gözleri sulandı. Ekonomiyi de, adaleti de, barışı da konuşacağız. Onun için bu bütçe adaletin sağlanması için de yapılmalı, ekonomi için de yapılmalı, bu bütçe barış için yapılmalı.
2 yıldır çatışma var mı? Yok. 2 yıldır Türkiye Cumhuriyeti Devleti tek bir mermi attı mı? Yok. Peki bu bütçede silah harcamalarına ne yapılmış biliyor musunuz? Silah harcamalarındaki bütçe oranı düşeceği yerine yüzde 60 daha artmış. Kardeşim çatışma durdu. PKK kendini feshetti. Yeni bir süreç başlattı. Peki sen yoksula vereceğin parayı niye silaha yatırıyorsun? İşte bu soruların cevabını almak için daha fazla konuşmalıyız. Daha fazla sesimizi çıkarmalıyız. Siirt'in suyunu fıstık üreticilerinin işte bahsetmiş olduğu o eleştiri ve önerilerin gelişmesi için daha çok bir arada olacağız. Sesimizi çıkarmadığımız müddetçe emin olun zengine, AK torpillilere bütçeler yapılacak. Biz gittikçe yoksullaşacağız. Çocuklarımızı okula dahi gönderemeyecek bir hale getire getireceğiz. Belki aile birliğimiz dağılacak, huzursuz ve mutsuz bir şekilde yaşamaya devam edeceğiz. Bu ülkenin insanı onurlu bir bütçeyi hak ediyor. Bu ülkenin Kürdü, Türkü, Alevisi, Sünnisi, genci, kadını insanca yaşayacakları, alın terlerinin hakkını alacakları bir bütçeyi hak ediyor.
Bu ülke hepimizindir. Bu ülkenin bütçesi bir avuç madencinin, zenginin, sanayicinin bütçesi değildir. Bu ülkenin bütçesi biraz önce konuşan emeklilerimizin, gençlerimizin, halkımızın, hayvancılıkla, tarımla uğraşan halkımızın bütçesidir. Bu halkın bir kuruşunu bu saatten sonra rantçıya, foncuya, soyguncu asla yedirmeyeceğiz. Yedirmemek için başta meclisi olmak üzere Türkiye'nin her bir yerinde sahada mücadele etmeye devam edeceğiz. Devlet hastanesi var, doktor yok. Peki sana soruyorum? Üniversiteyi bitiren yüz binlerce insan var. Siirt'e, Pervari'ye, devlet hastanelerine doktor göndermek bu kadar mı zordur? Hastalarımız neredeyse büyükşehirlerin yollarında yaşamlarını yitiriyorlar. Kadınların çektiği yoksulluğu anlattı. Gerçekten çok etkilendim çalışmalarınızdan. Öyle duru, öyle arı bir şekilde dile getirdiniz ki. Eşinin getirdiği para yetmiyor, kendisine iş yok. İş varsa da çok düşük bir ücretle sömürülmeye çalışılıyor. İnsanlar umutsuz.
Umut DEM Partidir, umut biziz. Umudumuzu söndürenlere karşı daha çok mücadele ederek bu halkın umutlarını tekrar yeşertmek için daha güçlü bir mücadele vereceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı milletvekili seçildiğiniz, Cumhurbaşkanı olduğunuz kentin kadınları diyor ki ‘bu ülkenin çocukları aç, aç, aç’. Umarım buradan duyulur. Umarım aç olan bu çocukların aç kalmaması için gereği yapılır. Değerli halkımız, 100 bin ağaç var dediler. Şimdi fıstıkçı ne yapsın? Belki de tek geçim kaynaklarından birisi fıstık olan yüzbinlerce ailemiz var. Bu sorun kimin sorunudur? Bu sorunla kim ilgilenecek? Fıstık üreticisinin alın terinin hakkını almasını sağlayacak olan kimdir? Bu devlettir, değil mi? İlgili bürokrasidir ve yönetimdir. Sanayi sitesi yok. Türkiye'nin en büyük ilçelerinden birisinin sanayi sitesi olmaz mı? Bir ilçede sanayi sitesi yoksa vallahi geçmiş olsun sana. Hiç kimse bütçeden, ekonomiden, zenginlikten başka bir şeyden bahsetmesin. Bir tane KHK'li arkadaşımız konuştu. Ya bu ülkede insanlar bir partiye sempati duyuyor diye o partinin etkinliklerine katıldı diye işinden, aşından olabilir mi? Öyle bir adalet olabilir mi? Ak torpilli olunca ses yok ama muhalefet partilerinin kapısından geçenleri işinden, aşından eden bu zihniyetin, adalet diye bir derdi yok. Ama emin olun adalet bir gün herkese lazım olacak. Bir gün herkese o adalet kapısını görecek ve o kapıyı çalacak. İşte o gün geldiğinde o adalet kapısının olması gerektiğinin gerçeği yüzümüze ters bir rüzgar gibi çarpmamalıdır.
Bu kampanya önemli bir kampanyadır. Emekçiler, yoksulun kadınlar, çiftçiler, esnaflar işinden, aşından edilen KHK'liler, gençler kadınlar yalnız olduklarını düşünmesinler. Biz bunun mücadelesini birlikte yürüteceğiz, vereceğiz. Bu yoksulluk düzenini yaratanların yanıtını örgütlenerek, güçlü eylem ve etkinlikler yaparak, sesimizi yükselterek vereceğiz. Biz bir arada olabilirsek, biz bu bütçe emekçinin değil, Ak torpili'lerin bütçesidir dedikçe, sesimizi yükselttikçe bu bütçe halkın, emekçinin, refahın bütçesi olabilir. Onun için birlikte olmaya, dayanışmaya, hakkınız olan bu bütçeden hakkınızı almaya hepinizin hakkı var ve bu hakkın yerine gelmesi için de hepimizin birlikte mücadele etme hakkı var diyorum. Bakın, partimiz öyle bir partidir ki bugüne kadar karşıtımız olanlar bile diyor ki ya DEM Parti mi? Diyor onlar foncu olmaz, onlar vurguncu olmaz, onlar halkına açık konuşur, açık söyler. Onlar ne derse onun gereğini yapar der. İşte sizin yarattığınız mücadele bu kadar kutsal, bu kadar onurlu ve bu kadar değerlidir. Sizin çocuklarınız öyle bir mücadele veriyor ki sizi yok sayanlar bile bu onurlu mücadele karşısında şapka çıkarıyor. İşte o mücadele bugün barışla birlikte ekonomik adaleti de sağlayacak. Ekonominin Türkiye'nin dört bir yanında adil bir şekilde dağıtılmasını da sağlayacak. Bu bütçenin 86 milyona adil ve eşit bir şekilde dağıtılması için de mücadele edecek."