Apocu tutsaklar adına Deniz Kaya imzasıyla yapılan açıklamada, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerlemesi için devletin sorumluluk üstlenmesi, hukuki ve siyasi engellerin kaldırılması ve demokratikleşme yönünde somut adımlar atılması istendi.
Apocu Hareket’in elli yıllık mücadele birikimi, zindan direniş geleneği ve özgürlük iradesi temelinde halka ve kamuoyuna seslenilen açıklamada, sürecin güvenlik politikalarının sınırlarına çekilmesine, hukuki düzenlemelerin ertelenmesine ve tahliyelerin siyasi koşullara bağlanmasına tepki gösterildi.
İdare ve Gözlem Kurulları aracılığıyla dayatılan pişmanlık politikalarının reddedildiği açıklamada, özgürlüğün bir kurulun onayına veya siyasi iktidarın beklentilerine göre belirlenemeyeceği vurgulandı.
SÜRECİ ZAMANA YAYMAK ÇÖZÜM İRADESİNİ DARALTIYOR
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin halkların özgür, eşit ve demokratik yaşam umudunu büyüttüğü belirtilen açıklamada, demokratik çözümün güvenlik politikalarıyla sınırlandırılmasının mevcut tıkanıklığı derinleştirme tehlikesi taşıdığı kaydedildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci, halklarımızın özgür, eşit ve demokratik bir yaşam umudunu büyüttüğü tarihsel bir dönemin kapısını aralamıştır. Bu sürecin ilerlemesi, çatışmalı ortamın sona ermesi ve demokratik siyasi çözümün gelişmesi için Önder Apo tarafından ortaya konulan irade ve atılan adımlar ortadadır.
Demokratik çözümün temel meselelerini güvenlik politikalarının sınırları içerisine çekmek, hukuki düzenlemeleri ertelemek ve süreci belirli koşulların gerçekleşmesine bağlayarak zamana yaymak, çözüm iradesini güçlendirmek yerine onu daraltmaktadır. Bu dil, çözümün önünü açmaktan çok mevcut tıkanıklığı derinleştirme tehlikesi taşımaktadır.
Barışın yalnızca söylemlerle değil, somut adımlarla, karşılıklı sorumlulukla ve demokratik dönüşümü esas alan bir yaklaşımla inşa edilebileceği açıktır. Eğer yeni dönem gerçekten demokratik bir dönüşümün başlangıcı olacaksa, bunun ölçütü güvenlik politikalarının yeniden tanımlanması değil, devletin demokratikleşme yönünde kendisini değiştirme iradesini somut pratik adım atarak ortaya koymasıdır.”
TAHLİYELERİN ENGELLENMESİ VE HASTA TUTSAKLARIN DURUMUNA DİKKAT ÇEKİLDİ
Devlet ve iktidarın somut adımları erteleyen yaklaşımının zindanlardaki uygulamalarda da görüldüğü belirtilen açıklamada, infaz sürelerini tamamlayan tutsakların tahliye edilmemesine ve hasta tutsakların durumunun çözümsüz bırakılmasına tepki gösterildi:
“Bugün devlet ve iktidar cephesinde yaşanan ağırdan alma, süreci zamana yayma ve somut adımları çeşitli gerekçelerle erteleme yaklaşımı, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle bağdaşmamaktadır. Özellikle zindanlarda yaşanan hak ihlalleri, tahliyelerin sürekli ertelenmesi, hasta tutsakların durumunun çözümsüz bırakılması ve İdare ve Gözlem Kurullarının kararları üzerinden tutsaklara pişmanlık dayatılması, bu yaklaşımın en somut örnekleri arasında yer almaktadır.
Yasal infaz sürelerini doldurdukları hâlde tahliyeleri engellenen, onlarca yıldır zindanda tutulan arkadaşlarımızın durumunun keyfî değerlendirmelere, siyasi koşullandırmalara bağlanması kabul edilemez. Hukuki güvencelerin yerini öznel değerlendirmelerin alması, tutsakların haklarının idari mekanizmalar üzerinden sınırlandırılması ve tahliyelerinin belirsiz bir geleceğe ertelenmesi, adalet ve hukuk ilkeleri bakımından ciddi sorunlar doğurmaktadır.
Başta hasta tutsaklar olmak üzere, tahliyesi engellenen bütün yoldaşlarımızın durumunun insan hakları ve hukuki güvenceler temelinde ele alınması gerekmektedir.”
‘PİŞMANLIK POLİTİKALARINI REDDEDİYORUZ’
Tutsakların düşüncelerinden vazgeçmesini ve iradelerinin teslim alınmasını amaçlayan uygulamaların kabul edilmeyeceği vurgulanan açıklamada, özgürlüğün insan onurunun ve temel hakların ayrılmaz bir parçası olduğu belirtildi:
“Bizler, zindanlarda bulunan Apocu Hareket’in mensupları olarak, irademizi teslim almayı amaçlayan bu yaklaşımı kabul etmediğimizi açıkça ifade ediyoruz. İdare ve Gözlem Kurulları aracılığıyla dayatılan pişmanlık politikalarını, düşüncelerimizden vazgeçmemizi hedefleyen uygulamaları reddediyoruz.
Bizim için özgürlük, bir kurulun onayına, bir pişmanlık beyanına ya da siyasi iktidarın beklentilerine göre belirlenebilecek bir hak değildir. Özgürlük, insan onurunun, demokratik yaşamın ve temel insan haklarının ayrılmaz bir parçasıdır.”
AMED ZİNDANI’NDAN BUGÜNE DİRENİŞ GELENEĞİNE VURGU
Açıklamada, elli yıllık mücadele birikiminin ve zindanlarda sürdürülen direnişin bugünkü kararlılığın temel dayanaklarından olduğu ifade edildi. Özellikle 12 Eylül döneminde Amed Zindanı’nda geliştirilen direnişe dikkat çekilerek şunlar kaydedildi:
“Bizim mücadele tarihimiz, teslimiyet karşısında direnişin; inkâr ve imha politikaları karşısında özgürlük iradesinin tarihidir. Elli yıllık mücadele birikimimiz, büyük bedellerle yaratılmış bir direniş geleneğini ve halkımızın özgürlük arayışını temsil etmektedir. Bu tarih, zindanlarda en ağır koşullar altında sürdürülen ideolojik, politik ve örgütsel direnişin de tarihidir.
12 Eylül faşizminin karanlık koşullarında, özellikle Amed Zindanı’nda geliştirilen direniş, Kürt halkının inkârına, kimliğinin bastırılmasına ve iradesinin kırılmasına karşı tarihsel bir duruş olarak hafızalara kazınmıştır. Zindanlarda yaratılan bu direniş geleneği, baskının ve zorun insan iradesini teslim alamayacağını göstermiştir.
Ağır işkencelere, tecrit uygulamalarına, hak gasplarına ve her türlü baskı mekanizmasına rağmen özgürlük düşüncesinin yaşatılması, bugün de mücadelemizin temel dayanaklarından biridir. Bizler bu tarihsel mirasın taşıyıcıları olarak, hiçbir baskı mekanizmasının düşüncelerimizi ve özgürlük iddiamızı ortadan kaldıramayacağını biliyoruz.
Geçmişte olduğu gibi bugün de irademizi teslim almayı hedefleyen her türlü yaklaşım karşısında kararlı duruşumuzu koruyoruz. Hiçbir dönemde baskıyı ve teslimiyeti esas alan politikalara boyun eğmeyen zindan direniş geleneğimiz, bundan sonra da özgürlük ve onurlu yaşam mücadelesini sürdürme kararlılığındadır. Bu kararlılık, yalnızca bireysel bir tutum değil; halkımızın hafızasına, mücadele tarihine ve demokratik bir geleceğe duyduğumuz sorumluluğun ifadesidir.”
ÖNDER APO’NUN FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜ ERTELENEMEZ
Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün ve siyasi, hukuki statüsünün Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin temel başlıklarından olduğu belirtilen açıklamada, sürece etkin biçimde katılmasının önündeki engellerin kaldırılması istendi:
“Önderliğimizin özgürlüğü, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin temel ve ertelenemez başlıklarından biridir. Kürt sorununun demokratik çözümü ve kalıcı barışın inşası, Başkan Apo’nun özgür çalışır ve yaşar koşullarının oluşturulmasını, düşüncelerini özgürce ifade edebilmesinin ve süreçte etkin biçimde rol alabilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını gerekli kılmaktadır.
Önderliğimizin fiziki özgürlüğünün ve özgür yaşam koşullarının oluşturulmaması, siyasi ve hukuki statüsünün tanınmaması demokratik çözüm yönündeki beklentilerle çelişmektedir.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerlemesi için özgürlük, demokrasi ve hukuki temelde somut adımlar atılmalıdır. Önderliğimizin özgürlük koşullarının oluşturulması, zindanlardaki ihlallerin sona erdirilmesi, hasta tutsakların bir an evvel tahliyesi ve özgürlüklerin keyfî uygulamalarla engellenmemesi yönünde adımlar atılması gerekir.”
‘DEMOKRATİK ÇÖZÜM, KARŞILIKLI SORUMLULUK VE SOMUT İRADE GEREKTİRİR’
Barışın tek taraflı çabalarla kalıcı hâle gelemeyeceği vurgulanan açıklamada, devletin hukuki ve siyasi engelleri ortadan kaldırma sorumluluğuna dikkat çekildi. Tutsakların barış, demokratik çözüm ve özgür yaşam için seslerini yükseltmeyi sürdüreceği belirtilerek şöyle denildi:
“Bizler, barışın ve çözümün tek taraflı çabalarla ilerletilemeyeceğini; devletin de sorumluluk üstlenmesi, hukuki ve siyasi engelleri ortadan kaldırması gerektiğini vurguluyoruz. Barış ve çözüm, bir tarafın sürekli adım attığı, diğer tarafın ise süreci ertelediği bir zeminde kalıcı hâle gelemez. Demokratik çözüm, karşılıklı sorumluluk ve somut irade gerektirir.
Zindan direnişçileri olarak bulunduğumuz her yerde düşüncelerimizi, kimliğimizi ve özgürlük irademizi savunmaya devam edeceğiz. Mücadele tarihimizden aldığımız güçle, halkımızın özgürlük ve demokrasi özlemini sahiplenmeyi sürdüreceğiz. Baskı, tecrit, tehdit ve irade kırma politikalarının karşısında duruşumuzu koruyacak; barışın, demokratik çözümün ve özgür yaşamın gelişmesi için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.”
HALKA VE KAMUOYUNA ÇAĞRI
Apocu tutsaklar adına Deniz Kaya imzasıyla yapılan açıklama, hukuksuzlukların sona erdirilmesi ve barışın somut adımlarla ilerletilmesi çağrısıyla son buldu:
“Halkımıza ve kamuoyuna çağrımızdır: Barışın sözde kalmaması, demokratik çözümün gerçek bir toplumsal dönüşüme evrilmesi ve hukuksuzlukların sona ermesi için somut adımlar atılmalıdır. Zindanlardaki hak ihlalleri giderilmeli, hasta tutsakların özgürlüğü sağlanmalı, tahliyeler keyfî uygulamalarla engellenmemeli ve önderliğimizin özgür çalışır ve yaşar koşulları oluşturularak fiziki özgürlüğü sağlanmalıdır.
Bizler, yarım asırlık mücadele tarihinin ve zindan direniş geleneğinin taşıyıcıları olarak, özgürlük ve demokrasi talebimizde ısrarcıyız. İrademizin teslim alınamayacağını, düşüncelerimizin baskıyla ortadan kaldırılamayacağını ve direniş geleneğimizin unutturulamayacağını bir kez daha ifade ediyoruz.
Ne pişmanlık dayatmalarını ne irade kırma politikalarını ne de özgürlüğün ertelenmesini kabul ediyoruz. Önderliğin fiziki özgürlüğü ve halklarımızın demokratik geleceği için mücadelemizi sürdüreceğiz. Zindan direniş geleneğimizden aldığımız güçle; özgürlük, demokrasi ve onurlu barış talebimizi demokratik toplumun inşasıyla yükseltmeye devam edeceğiz.”