Karamus: Kürtlerin BM’de temsili için ortak ulusal strateji şart

KNK Eş Başkanı Ahmet Karamus, Kürt halkının BM nezdinde gözlemci statüsüyle temsil edilmesi hedefinin dört parçayı ve diasporayı kapsayan ortak bir ulusal strateji ve diplomasi çalışmasıyla ilerletilmesi gerektiğini vurguladı.

AHMET KARAMUS

Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) tarafından, Kürt halkının Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde temsil edilmesi ve gözlemci statüsü elde etmesi amacıyla düzenlenen uluslararası konferans, 3 Ekim 2026’da Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleştirildi. Kürdistan’ın dört parçasından ve diasporadan siyasi temsilciler, akademisyenler ve uzmanların katıldığı konferansta, Kürtlerin BM nezdinde temsili için izlenecek diplomatik yol ve sürecin sonraki aşamaları ele alındı.

KNK Eş Başkanı Ahmet Karamus, konferansın ardından yürütülecek çalışmalara ilişkin ANF’ye yaptığı değerlendirmede, Başûr’daki siyasi temasların, Kürdistan’ın dört parçasını ve diasporayı kapsaması planlanan komisyonun oluşturulmasının ve ortak bir yol haritası hazırlanmasının önemine dikkat çekti.

Karamus, BM nezdinde gözlemci statüsü hedefi doğrultusunda yürütülecek çalışmaların farklı siyasi ve toplumsal kesimlerin katılımıyla geliştirilmesi ve ortak diplomasi temelinde koordine edilmesi gerektiğini vurguladı.

Konferans fikrinin KNK’nin kongresinde gündeme getirildiğini ve ardından yaklaşık bir yıl süren hazırlık çalışması yürütüldüğünü aktaran Karamus, proje üzerinde farklı çevrelerle görüşmeler yapıldığını, önerilerin değerlendirildiğini ve konferansın kapsamının geniş tutulması için çalışıldığını söyledi. Karamus, konferansın amacını ve hazırlık sürecini şöyle anlattı:

“Bu proje bir günlük çalışmanın ürünü değil. KNK’nin ara kongre toplantısında bir öneri olarak gündeme geldi. Ardından yaklaşık bir yıl boyunca hazırlık yaptık, farklı çevrelerle görüştük, önerileri değerlendirdik. Amacımız, Kürt halkının statüsünün tanınması ve BM nezdinde temsil edilmesi için ciddi bir çalışma başlatmaktı. Bu nedenle konferansa bütün siyasi partilerin, örgütlerin, toplumsal kurumların ve uzman kişilerin katılmasını istedik. Kürdistan’ın dört parçasından ve diasporadan temsilcilerin bir araya gelmesi bizim için önemliydi.”

Konferansa katılımın geniş olduğunu ve toplantının Kürt kamuoyunda önemli bir karşılık bulduğunu belirten Karamus, girişimin farklı siyasi çevreler tarafından sahiplenilmesini önemli bulduklarını ifade etti. Konferansın yalnızca bir toplantı olarak kalmaması gerektiğini vurgulayan Karamus, alınan kararların ardından örgütlü ve koordineli bir çalışma yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Girişimin amacının BM’ye tam üyelik olmadığının altını çizen Karamus, hedefin Kürt halkının uluslararası düzeyde tanınması ve gözlemci statüsüyle temsil edilmesi olduğunu belirtti. Gözlemci statüsünün BM’ye üye devletlerin sahip olduğu tam üyelik statüsünden farklı olduğuna dikkat çeken Karamus, Kürt halkının varlığının uluslararası alanda tanınmasının önemine işaret etti.

‘BU, ARTIK KNK’NİN DEĞİL, KÜRT HALKININ PROJESİDİR’

Konferansın ardından girişimin kapsamının genişlediğini ve sorumluluğunun değiştiğini belirten Karamus, çalışmanın yalnızca KNK’ye ait bir proje olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Farklı siyasi ve toplumsal kesimlerin konferansa katılımını ve girişime destek vermesini bu açıdan önemli bulduklarını kaydeden Karamus, şöyle konuştu:

“Konferansla birlikte bu girişim, KNK’nin projesi olmaktan çıkarak Kürt halkının projesi haline geldi. Bu nedenle sorumluluk da yalnızca KNK’ye ait değildir. Kürt halkının temsil edilmesi ve statüsünün tanınması için yürütülecek çalışma bütün kesimleri ilgilendiriyor. Bütün siyasi partilerin, kurumların, toplumsal çevrelerin ve Kürt halkının bu sürece katılması gerekiyor.”

Girişimin ilerletilebilmesi için siyasi desteğin yanı sıra kurumsal bir yapıya ve ortak çalışma yöntemine de ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Karamus, konferansta ortaya çıkan iradenin somut çalışmalara dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.

GÜNEY KÜRDİSTAN’DA SİYASİ TEMASLAR

Konferansın hazırlık sürecinde Başûr Kürdistan’daki siyasi aktörlerle görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktaran Karamus, YNK, KDP, Kürdistan Bölgesi Hükümeti ve bölge başkanlığı düzeyinde temaslarda bulunduklarını belirtti. Görüşmelerin, farklı siyasi çevrelerin girişime ilişkin tutumlarını değerlendirmek ve çalışmanın kapsamını genişletmek açısından önem taşıdığını kaydetti.

Güney Kürdistan’daki temasların diğer parçalarda da sürdürülmesi gerektiğini belirten Karamus, Bakur, Rojava ve Rojhilat’taki siyasi partiler, kurumlar ve toplumsal çevrelerle görüşmeler yapılacağını söyledi. Diasporadaki Kürt kurumlarının ve temsilcilerinin de sürece katılmasının önemine dikkat çekti.

Farklı bölgelerdeki siyasi koşulların ve yaklaşımların aynı olmadığını ekleyen Karamus, ortak bir çalışma yürütülebilmesi için bütün kesimlerin görüşlerinin alınması gerektiğini vurguladı. Ulusal temsil girişiminin belirli bir siyasi çevrenin sınırları içinde kalmaması, farklı kesimlerin katılımıyla geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

DÖRT PARÇAYI VE DİASPORAYI KAPSAYAN KOMİSYON

Karamus, en önemli başlıklardan birinin konferans sonrasında çalışmaları koordine edecek bir komisyonun oluşturulması olduğunu belirterek komisyonun Kürdistan’ın dört parçasını ve diasporayı kapsamasının, BM nezdindeki temsil girişimine ilişkin çalışmaları üstlenmesinin ve farklı kesimlerle ilişkileri sürdürmesinin önemli olduğunu söyledi.

Komisyonun kuruluşuna ilişkin hazırlıkların sürdüğünü belirten Karamus, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu projenin ilerleyebilmesi için bazı mekanizmaların oluşturulması gerekiyor. Kurumların, komitelerin ve komisyonların kurulması; çalışmanın kapsamının genişletilmesi gerekiyor. Biz de bütün bu çalışmaları üstlenecek bir komisyon oluşturmak istiyoruz. Bu komisyon, Kürt halkının statüsünün tanınması ve BM nezdinde temsil edilmesi için yürütülecek çalışmaları koordine etmeli.

Bu konuda bütün siyasi partilerle, örgütlerle ve toplumsal kurumlarla görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Komisyonun yapısı da çok önemli. Kürdistan’ın dört parçası ve diasporada yaşayan Kürtler bu komisyonda temsil edilmeli. Temsil demokratik bir biçimde sağlanmalı; farklı kesimler kendi görüşlerini ortaya koyabilmeli ve çalışmalara katılabilmeli. Bu, yalnızca bir kurumun yürüteceği bir çalışma değil. Kürt halkının temsili söz konusu olduğunda, bu halkın farklı kesimlerinin de komisyonda yer alması gerekiyor.”

Komisyonun yalnızca siyasi temasları yürüten bir yapı olarak kalmaması gerektiğini belirten Karamus, çalışmaların düzenli ve koordineli biçimde yürütülmesinin önemine değindi. Komisyonun sorumluluklarının belirlenmesi, farklı kesimlerden gelen önerilerin değerlendirilmesi ve bunların ortak bir çalışma planına dönüştürülmesi gerektiğinin altını çizdi.

‘AKADEMİSYENLER, SİYASETÇİLER VE DİPLOMATLAR KATKI SUNMALI’

Ahmet Karamus, komisyonun çalışmalarında siyasi temsilcilerin yanı sıra akademisyenlerin, aydınların, tarihçilerin, diplomatların ve bürokratik deneyime sahip kişilerin de katkısına ihtiyaç duyulduğuna işaret etti. Farklı alanlarda bilgi ve deneyim sahibi kişilerle görüşmelerin sürdüğünü aktaran Karamus, bu birikimin temsil girişiminin hazırlanmasında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Akademisyenlerle, aydınlarla, tarihçilerle, diplomatlarla ve diplomasi alanında çalışan kişilerle görüşmelerimiz var. Bürokrasi alanında deneyimi bulunan kişilerle de görüşüyoruz. Bu çevrelerin bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak istiyoruz. Ancak bütün işi kendimiz yapıp daha sonra başkalarına devretmek gibi bir yaklaşımımız yok. Bu projenin ilerlemesi için farklı çevrelerin sorumluluk üstlenmesi ve katkı sunması gerekiyor.”

Karamus, toplumun da sürecin bir parçası olması gerektiğini belirterek insanların önerilerini doğrudan iletebilecekleri dijital bir platform hazırlayacaklarını söyledi. Bu platform aracılığıyla farklı bölgelerde ve ülkelerde yaşayan Kürtlerin görüşlerini komisyona ulaştırabilmesinin, önerilerinin değerlendirilmesinin ve çalışmalara katkı sunmasının süreci daha da güçlendireceğini kaydetti.

Karamus, dijital platforma ilişkin şunları söyledi: “Elektronik ortamda bir site hazırlıyoruz. Herkesin kendi görüşünü ve önerisini buradan komisyona ulaştırabilmesini istiyoruz. İnsanlar seslerini duyurabilmeli, önerilerini sunabilmeli. Bu önerilerin dikkate alınması ve yapılacak çalışmalarda değerlendirilmesi gerekiyor. Herkesin düşüncesini ortaya koyabileceği, katkı sunabileceği bir alan oluşturmak istiyoruz.”

Ulusal temsil girişiminin toplumun farklı kesimleri tarafından sahiplenilmesinin önemini vurgulayan Karamus, siyasi, akademik, diplomatik ve toplumsal alanlarda çalışan herkesin kendi bilgi ve deneyimi doğrultusunda sürece katılabileceğini belirtti.

Çalışmanın örgütlü ve disiplinli bir biçimde yürütülmesi gerektiğine de dikkat çeken Karamus, komisyonun görev ve sorumluluklarının belirlenmesinin önemine işaret etti. Herkesin katkısına açık bir süreç oluşturulurken çalışmaların koordinasyonunun ve kurumsal yapısının da güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.

'KÜRT HALKININ VARLIĞINA YÖNELİK TEHDİTLERİ DOĞRU ANALİZ ETMELİYİZ’

Ulusal temsil girişiminin bölgesel ve uluslararası gelişmelerden bağımsız ele alınamayacağını belirten Karamus, Ortadoğu’daki gelişmelerin, uluslararası güçlerin politikalarının ve Kürdistan’ın dört parçasında yaşananların Kürt halkının geleceği açısından belirleyici olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Dünyadaki duruma, Ortadoğu’daki gelişmelere ve Kürdistan’ın dört parçasındaki koşullara baktığımızda ciddi tehlikelerle ve tehditlerle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Elbette Kürt halkının kazanımları da var. Ancak son bir-iki yılda Kürt hareketi çok ciddi zararlar gördü. Rojava’da ve diğer alanlarda yaşananlar, uluslararası siyasetin bölgedeki seyri ve ortaya çıkan koşullar Kürt halkının lehine işlemiyor. Bu nedenle mevcut durumu doğru analiz etmemiz gerekiyor. Karşı karşıya olduğumuz tehlikeleri görmeli, geleceğe ilişkin değerlendirmelerimizi buna göre yapmalıyız. Kürt halkının birliğini sağlamak, ortak iradeyi güçlendirmek ve ulusal bir strateji geliştirmek zorundayız. Yaşananlardan gerekli sonuçları çıkarmalı ve geleceğimizi güvence altına alacak ortak bir yaklaşım geliştirmeliyiz.

Kürt halkının varlığının tanınması için mücadele etmemiz gerekiyor. Bu tanınma kendiliğinden olmayacak. Siyasi alanda, lobicilikte, diplomaside ve uluslararası ilişkilerde çalışma yürütülmeli. Bunun için bütün siyasi partilerin, örgütlerin, toplumsal kesimlerin ve Kürt halkının bireylerinin ciddi bir ulusal sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.”

FARKLILIKLARI KORUYARAK ULUSAL BİRLİĞİMİZİ OLUŞTURMALIYIZ’

Ulusal birlik çağrısının Kürdistan’ın dört parçasındaki farklı siyasi görüşlerin ve koşulların ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini vurgulayan Karamus, farklılıkların varlığını koruduğu koşullarda ortak noktaların belirlenmesi ve bu noktalar üzerinden birlikte hareket edilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Farklılıklarımız ve görüş ayrılıklarımız olabilir. Herkesin aynı düşünmesi gerekmiyor. Ancak ortak noktalarımızı ortaya çıkarabilmeli, farklılıklarımızı gözeterek birbirimize karşı anlayış geliştirebilmeliyiz. Kürt halkının geleceği için ortak bir ulusal stratejiye ihtiyacımız var. Bu stratejiyi geliştirirken Kürdistan’ın her parçasının koşullarını dikkate almalıyız. Artık geçmişteki koşullara göre hareket edemeyiz. Kürt halkının birliğiyle, ulusal iradesiyle ve gücüyle kendi kazanımlarını koruyabileceği bir dönemdeyiz. Bu nedenle siyasi partilerin, örgütlerin ve toplumsal çevrelerin ortak meselelerde birlikte hareket etmesi gerekiyor. Farklılıklarımızı koruyarak ortak bir strateji geliştirebilir ve bu strateji temelinde çalışmalarımızı sürdürebiliriz.”

Karamus, ulusal birliğin yalnızca siyasi açıklamalarla sınırlı kalmaması, ortak çalışmalarla güçlendirilmesi gerektiğini ekleyerek siyasi partilerin ve kurumların ortak meselelerde ilişki geliştirmesinin, farklı parçalar arasındaki bağların güçlendirilmesinin ve ortak hedefler doğrultusunda hareket edilmesinin önemini vurguladı.

ORTAK DİPLOMASİ, NEWROZ VE ULUSAL ANMALAR

Ahmet Karamus, ortak hareket etme ihtiyacının diplomatik girişimlerin yanı sıra toplumsal ve kültürel alanlarda da karşılık bulması gerektiğine işaret ederek şunları dile getirdi:

“Gelecek dönemde hem diasporada hem de kendi ülkemizde diplomasi alanında birlikte çalışmalıyız. Ortak bir diplomasi yürütmeli, ulusal sembollerimizi birlikte sahiplenmeliyiz. Newroz kutlamalarında, ulusal günlerde ve Kürt halkının yaşadığı trajedileri anarken de birlikte hareket etmeliyiz. Siyasi çalışmalarımızı demokratik yöntemlerle yürütmeli, Avrupa’da, diasporada ve Kürdistan’da ortak faaliyetler gerçekleştirebilmeliyiz. Farklı kesimlerin birlikte hareket etmesi, ortak meselelerde yan yana gelmesi gerekiyor. Bu, hepimizin sorumluluğudur.

Kürt halkının karşı karşıya bulunduğu tehditlerin ortak hareket etme ihtiyacını daha da artırdığını ifade eden Karamus, herkesin kendi imkanları ve çalışma alanı doğrultusunda sürece katkı sunabileceğini belirterek, “Her siyasi parti, her örgüt, her kurum ve Kürt toplumunun bütün kesimleri bu sürece destek vermeli. Herkes kendi farklılıklarıyla birlikte katkısını ortaya koymalı. Bu yalnızca bir çalışma değil; Kürt halkının varlığı, geleceği ve uluslararası alanda tanınmasıyla ilgili bir sorumluluktur. Hepimizin bu sorumluluğu üstlenmesi gerekiyor” dedi.