‘Ekonomik kriz ve sosyal çürüme toplumsal sorunları derinleştiriyor’

Kürdistan kentlerinde ekonomik kriz ile işsizliğin özellikle gençler ve kadınlar üzerindeki etkilerine dikkat çeken Sosyal Hizmet Uzmanı Berfin Ayyıldız, bağımlılık ve sosyal çürümenin toplumsal koşullardan bağımsız ele alınamayacağını belirtti.

BERFİN AYYILDIZ

Kürdistan kentlerinde derinleşen ekonomik kriz, istihdam olanaklarının yetersizliği ve kamusal hizmetlerde yaşanan sorunlar, toplumsal yaşam üzerindeki etkisini giderek daha fazla hissettiriyor. Yatırım eksikliğine bağlı olarak artan göç, eğitimdeki nitelik sorunu ve işsizlik; başta kadınlar ve gençler olmak üzere toplumun geniş kesimlerini etkileyen sosyal sorunları derinleştiriyor.

Bölgeye yeterli yatırım yapılmaması ve istihdam olanaklarının sınırlı olması, özellikle genç nüfusun farklı kentlere göç etmesine neden olurken, işsizlik ve ekonomik yoksunluk toplumsal yaşamı da etkiliyor.

Konuya ilişkin Sosyal Hizmet Uzamanı Berfin Ayyıldız, ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.

‘EKONOMİK KRİZ TOPLUMSAL DÖNGÜYÜ DERİNLEŞTİRİYOR’

Toplumsal yapıyı etkileyen birçok neden bulunduğunu belirten Berfin Ayyıldız, bunların başında ekonomik sorunların geldiğini söyledi.

Ekonomik sorunların yalnızca bireyi ya da aileyi etkilemediğini, bütün toplumsal yapıya yansıyan sonuçlar doğurduğunu ifade eden Berfin Ayyıldız, şöyle konuştu:

“Ekonomik sebepler yalnızca kişiyi ya da aileyi etkileyen bir durum değil. Bütün bir toplumu etkiliyor. Ekonomik sorun yaşayan bir aile göç etmek zorunda kalıyor. Ekonomik sorun yaşayan bir aile dışarıda, sokakta, mahallede güvensiz işler yapmak zorunda kalıyor veya bir kişi parayı bulabilmek için illegal yollara bulaşabiliyor ve beraberinde de tetikleyen durumlar ortaya çıkıyor. Mesela şiddet, bağımlılık öyküsü gibi veya suça sürüklenme gibi öyküler ortaya çıkıyor.”

‘GENÇLER EĞİTİM İLE GELECEK ARASINDA SIKIŞIYOR’

Görüştükleri gençlerden, ‘Okula gitmek benim için bir çözüm değil, okula gitmek bana bir şey kazandırmıyor. Çünkü iş bulamayacağım’ yönünde ifadeler duyduklarını aktaran Berfin Ayyıldız, şöyle devam etti:

“Bölgemizdeki genç nüfusun büyük bir bölümü bu ekonomik krizle boğuşuyor. Sadece okula gitmek, eğitim almak kişiler için yeterli bir ölçüt değil aslında. Birçok danışanımızdan, ‘Okula gitmek benim için bir çözüm değil, okula gitmek bana bir şey kazandırmıyor. Çünkü iş bulamayacağım’ şeklinde ifadeler duyuyoruz. Yani okul okuyor ama ‘İş bulamayacağım’ kaygısı taşıyor. Veya ‘Bu kentte kendime bir alan yaratabilecek miyim, bir istihdam alanı bulabilecek miyim?’ kaygısı da biraz okul terklerini artıran bir sebep.

Okul terkinin artması demek, olumsuz çevreyle karşılaşması, olumsuz çevrenin içerisinde barınması demek aslında. O yüzden, başta da söylediğim gibi, beraberinde gelen bir döngüdür. Ekonomik sorunlar gerçekten kişiyi olumsuz etkileyen ve o döngünün içerisinden çıkamamasına sebep olan bazı durumları da beraberinde getiriyor.”

‘KADINLAR EKONOMİK BAĞIMLILIKLA KARŞI KARŞIYA’

Kadınların istihdam alanından dışlanmasının da ekonomik ve sosyal sorunları derinleştirdiğine dikkat çeken Berfin Ayyıldız, şöyle konuştu:

“Geçen yılki TÜİK verilerini göz önüne aldığımızda görebiliyoruz ki gerçekten yüzde 20-25 bandında, özellikle kadınların istihdamında zorlaştırılan, bilerek ve isteyerek kadınların istihdam alanında yer almamasına sebep olan bazı sistemsel sorunlar var. Bu sorunların içerisinde Kürdistan da nasibini tabii ki en büyük ölçüde alan bölgelerden biri.

Kadınlar, özellikle bağımlılık süreci yaşayan kadınlar, sürekli yeni bir travmayla karşılaşıyorlar. Kendi bedenlerindeki o bağımlılık öyküsünü yaşayabilmek, oradan çıkabilmek, tedavi olabilmek üzerine bir çaba sarf ediyorlar. Aynı zamanda istihdamı olmayan kadınlar da bir ekonomik bağımlılığın içerisinde. Bu ekonomik bağımlılık da onları ister istemez farklı yerlere sürükleyebiliyor. Bu nedenle de işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor.”

‘BAĞIMLILIK TEK BİR NEDENLE AÇIKLANAMAZ’

Artan bağımlılığın yalnızca ekonomik sorunlarla açıklanamayacağını vurgulayan Berfin Ayyıldız, şunlara işaret etti:

“Bu, işsiz olan herkesin bağımlı, bağımlı olan herkesin işsiz olduğu anlamına gelmiyor. Sosyoekonomik durumu çok yüksek olan kişilerin de madde kullandığını, bağımlılık öykülerinin olduğunu, en iyisinin kumar veya alkol bağımlısı olduğunu söyleyebiliyoruz. O yüzden kadın, erkek, genç, yetişkin, yaşlı, çocuk diye ayırt etmek mümkün değil bağımlılık süreçlerinde. Ama elbette ki daha fazla etkileyen, daha fazla etkilenen kesimlerin içerisinde dezavantajlı gruplar yer alıyor.”

‘ŞİDDET VE BAĞIMLILIK BİRLİKTE ELE ALINMALI’

Şiddet öyküsü ile bağımlılık süreçlerinin bazı durumlarda birbiriyle örtüşebildiğini söyleyen Berfin Ayyıldız, ancak şiddetin yalnızca bağımlılıkla açıklanmasının doğru olmadığına dikkat çekerek şöyle devam etti:

“Şiddet öyküsü de çoğu zaman bağımlılıkla örtüşebiliyor, öyle gözlemleyebiliyoruz ama bilimsel bir dayanağımız yok aslında. Hatta bazen ister istemez bağımlı kişilerin madde kullanmasından ötürü şiddet uygulamasını sadece bağımlılık öykülerine bağlayabiliyorlar veya sadece bu yüzden yaptırımlarında bir indirim, bir ceza indirimi söz konusu olabiliyor. Bu da çok doğru bir tutum değil. Şiddet faili kişinin sadece bağımlı olması gerekmiyor; yani onun zihniyetiyle de alakalı bir süreç. Ama şiddet de bağımlılıktan çok uzak bir yerde değil aslında.

Kişinin hayatındaki olumsuz durumlar sadece bağımlılık öyküsüyle, ekonomik krizle birbirlerinden bağımsız da değil ama topyekün düşünülmesi gereken bir şey. Yani kişinin çevresi, eğitim hayatı, arkadaş ortamı, aile durumu; hepsi topyekün göz önüne alınması gereken şeyler.”

‘SOSYAL ÇÜRÜME TEK BİR NEDENLE BAŞLAMIYOR’

Toplumsal çözülmenin tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirten Berfin Ayyıldız, şöyle konuştu:

“Sosyal çürümenin tek bir nedeni yok. Ama özellikle dayatılan, özellikle yaptırılan bazı durumlar var. Sosyal çürüme dediğimiz şey, gençlerin artık inancının zayıflaması, dayanışmanın zayıflaması, kadınların toplumda kendilerine bir yer bulamaması, çocukların artık gelecek için umut vadetmemesi. Aslında bunların her biri bir sosyal çürümenin sebebi.

Bunu biz kendimiz de danışanlarımızdan gözlemleyebiliyoruz. Sosyal çürüme tek bir nedenle başlamıyor asla ve maalesef de bu şekilde devam ediyor. Bunlar gözleme dayalı şeyler. Evet, bilimsel bazı araştırmalar var. Şu anda da zaten anket çalışmalarıyla, sokak çalışmalarıyla biraz bunu desteklemeye çalışıyoruz.”

‘EĞİTİM VE İSTİHDAM POLİTİKALARI GÜÇLENDİRİLMELİ’

Okul çevrelerinde gençlerin silahlarla görüntülenmesine ilişkin haberlerin de toplumsal sorunların çok boyutlu ele alınması gerektiğini gösterdiğini ifade eden Berfin Ayyıldız, şöyle konuştu:

“Bu gençler bir alan yaratamadılar kendilerine. Biraz ‘Ben de buradayım’ demeye çalışan, ‘suça sürüklenen’ diye tabir edilen gençler maalesef. O yüzden eğitim politikalarının düzenlenmesi, istihdam süreçlerinin artırılması, gerçekten güvenli hissedebileceğimiz, insanların güvenli yürüyebileceği süreçler olmalı.

Bağımlılık öyküsü, gencin önünde hep bir engel olabiliyor. Toparlanmak, tedavi olmak ve tekrar bu yaşamın içerisine dahil olmak isteyen kişilerin geçmişi hep bir şekilde önüne çıkarılıyor. O yüzden istihdam süreçlerine katılmaları oldukça zor.”