Derinleşen ekonomik kriz, artan yaşam maliyetleri ve yoksulluk, çocuk işçiliğini her geçen gün daha da görünür hale getiriyor. Geçim sıkıntısıyla mücadele eden çok sayıda aile, çocuklarını eğitim yerine çalışma hayatına yönlendirmek zorunda kalırken, uzmanlar çocuk işçiliğinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda temel hak ihlali ve toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekiyor.
Artan çocuk işçileri sorunu ve görmezden gelinen çocuk haklarına ilişkin Çocuk Hakları Uzmanı Bahtiyar Bayram, ANF’ye değerlendirmede bulundu.
‘EKONOMİK KRİZ ÇOCUKLARI ÇALIŞMAYA ZORLUYOR’
Ekonomik krizin derinleşmesiyle birlikte çocuk işçiliğinin de yaygınlaştığını söyleyen Bayram, çocukların çalışmasının aileler açısından artık bir tercih olmaktan çıktığını belirterek şunları söyledi:
“Aslında çocuk işçiliği hiçbir zaman gerçek anlamda bir tercih değildi. Bugün ise ekonomik kriz nedeniyle aileler bunu tek çıkış yolu olarak görmeye başladı. Ailelerin mevcut gelirleri ya da aldıkları sosyal yardımlar temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. Geçim sıkıntısı büyüdükçe çocuklar da çalışma yaşamına daha fazla itiliyor. Çocuk emeğinin sömürülmesi, ekonomik krizin derinliğiyle doğru orantılı olarak artıyor.
Bir başka önemli nokta da ailelerin eğitime bakışındaki değişimdir. Üniversite mezunu gençlerin dahi iş bulamadığını gören aileler, eğitimin çocuklarına bir gelecek sağlayacağına dair inançlarını kaybediyor. Böyle olunca da çocuklarını okul yerine sanayiye, tekstile ya da farklı iş alanlarına yönlendirebiliyorlar. Bu tablo, ekonomik krizin eğitim hakkını da doğrudan hedef aldığını gösteriyor.”
‘ÇOCUKLARIN EĞİTİM ALACAĞI YILLAR AĞIR ÇALIŞMA KOŞULLARI ALTINDA GEÇİYOR’
Çocuk işçiliğinin yalnızca bugünü değil, çocukların bütün yaşamını etkilediğine dikkat çeken Bayram, şöyle devam etti: “Çocuk işçiliği, her şeyden önce çocuğun fiziksel gelişiminin önünde ciddi bir engeldir. Eğitim hakkından mahrum bırakılan çocuk, zamanla kendisini yetersiz hissetmeye başlıyor. Bu durum, ilerleyen yıllarda özgüven kaybına ve ağır psikolojik sorunlara neden olabiliyor.
Çocukların oyun oynayacağı, eğitim alacağı ve kendini geliştireceği yıllar, ağır çalışma koşulları altında geçiyor. Fabrikalarda çalışan çocuklar sürekli iş kazası riskiyle karşı karşıya. Trafikte cam silen çocuklar ise egzoz gazı, asfaltın yaydığı kimyasallar ve araç motorlarından çıkan zararlı maddeleri soluyor. Bunların tamamı çocukların sağlığını kalıcı biçimde etkileyebilecek riskler taşıyor.”
‘BU, AÇIK BİR ÇOCUK HAKKI İHLALİDİR’
Çocuk işçiliğinin uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan hakları ihlal ettiğini vurgulayan Bayram, şunları belirtti: “Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, çocukların yaşama, gelişme, korunma ve eğitim hakkını güvence altına alıyor. Çocuk işçiliği ise bu hakların tamamını ihlal ediyor. Çocuğun üstün yararı ilkesi tamamen göz ardı ediliyor. Bu nedenle çocuk işçiliği yalnızca ekonomik bir sorun değildir; aynı zamanda çok ağır bir çocuk hakları ihlalidir.
Özellikle mevzuatta çocuk işçiliğine karşı önemli düzenlemeler bulunuyor. Ancak yoksulluk derinleşirken denetimler yeterince yapılmıyor. Bu nedenle bugün hâlâ mevsimlik tarımda, tekstil atölyelerinde, sanayide ve trafik ışıklarında çalışan çok sayıda çocuk görüyoruz. Bu tablo, mevcut koruma mekanizmalarının yeterince işlemediğini ortaya koyuyor.”
‘SOSYAL DESTEKLER GÜÇLENDİRİLMELİ’
Çocuk işçiliğiyle mücadelenin sosyal politikalarla mümkün olacağını ifade eden Bahtiyar Bayram, mevcut uygulamaların ekonomik kriz karşısında yetersiz kaldığını belirterek şunlara dikkat çekti:
“Şartlı eğitim yardımı, bugün uygulanan en bilinen desteklerden biri. Ancak mevcut ekonomik koşullar düşünüldüğünde bu yardımın miktarı da kapsamı da yeterli değil. Desteklerin artırılması gerekiyor. Bunun yanında okullarda ücretsiz beslenme desteği sağlanmalı ve çocuk işçiliğini önlemek amacıyla sahada etkili çalışan mobil denetim mekanizmaları kurulmalıdır.
Yerel yönetimler, okula başlayan ya da eğitimini sürdürmekte zorlanan çocukların kırtasiye, ulaşım ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılayabilmeli. Zabıtalar aracılığıyla çocuk işçiliğine karşı erken uyarı sistemi kurulabilir. Sivil toplum ise çocuk işçi çalıştırılan işyerlerinin tespiti ve ihbarı ile yoksulluk nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılan çocuklar için kamusal savunuculuk yürütme noktasında önemli bir sorumluluk üstleniyor. Çocuk işçiliğiyle mücadele, bütün toplumun ortak sorumluluğudur.”