GÖRÜNTÜLÜ

Gazeteciler: Baskılara karşı ortak mücadele hattı oluşturulmalı

Basına yönelik sansür, erişim engelleri ve gazetecilere dönük gözaltı ve tutuklamalar sürerken, gazeteciler baskılara karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.

GAZETECİLER EYLEM

Basın ve basın emekçilerine yönelik sansür, erişim engelleri ve baskı politikaları giderek artarken, gazeteciler tüm bu engellemelere karşı özgür basın mücadelesini sürdürüyor. Haber alma hakkının hedef alındığı bu süreçte, gazeteciler üzerindeki baskılar ifade ve basın özgürlüğüne yönelik müdahaleleri derinleştirirken, özgür basın emekçileri gerçekleri halka ulaştırmak için direnmeye devam ediyor.

Evrensel Gazetesi Muhabiri Elif Ekin Saltık ile Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Selman Çiçek, ANF’ye yaptıkları değerlendirmelerde, basın üzerindeki baskıların yalnızca gazetecilerle sınırlı olmadığını, demokratik siyaset, ifade özgürlüğü ve toplumun haber alma hakkını da doğrudan etkilediğini ifade etti. Gazeteciler, özellikle Kürt basınına yönelik uzun yıllardır devam eden baskıların bugün muhalif medya kuruluşlarını da kapsayacak biçimde genişlediğine işaret ederek, çok dilli ve özgür haberciliğin önündeki engellere karşı dayanışma ve ortak mücadele çağrısı yaptı.

‘SALDIRILAR ÖNCE KÜRT BASININA YÖNELDİ’

Evrensel Gazetesi Muhabiri Elif Ekin Saltık, basın alanındaki baskıların uzun yıllardır devam ettiğini belirterek, bu baskıların ilk olarak Kürt basını ve Özgür Basın üzerinde yoğunlaştığını söyledi. Bugün ise muhalif olan bütün kesimlerin benzer uygulamalarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Elif Ekin Saltık, basın özgürlüğü mücadelesinin demokratikleşme, özgürlük ve eşitlik mücadelesinden ayrı ele alınamayacağını vurgulayarak şunları söyledi: “Çok uzun yıllardır basın alanına, medya alanına çok büyük baskılar var. Aslında öncelikli olarak Kürt basınına, özgür basına yönelik bu baskılar çok uzun zamandır devam ediyordu. Bugün muhalif olan bütün kesimlere yönelmiş durumda bu baskılar. Bugün Amed’deyiz, adliye önündeyiz ama Türkiye’nin pek çok yerinde gazeteciler haber alma hakkı ve basın özgürlüğü için sokaktalar, alandalar ve seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

Biz bugün basın özgürlüğünü tartışıyoruz ama meselenin sadece basın özgürlüğü olmadığını biliyoruz. Çünkü bu, aynı zamanda bir demokratikleşme, özgürlük ve eşitlik meselesi. Bugün özgür basın rahat haber yapamadığında, basın ve medya çalışanları, gazeteciler gerçek haberleri özgürce kamuoyuna ulaştıramadığında halkın haber alma hakkı da engellenmiş oluyor.

Gazeteciliğin suç sayıldığı, gazetecilerin gözaltına alındığı, cezaevlerine atıldığı, tutuklandığı, medya organlarının kapatıldığı bir süreç yaşıyoruz. Başta da söylediğim gibi bu, öncelikli olarak özgür basın üzerinden çok uzun yıllardır yaşadığımız bir sansür biçimi. Çünkü gerçek habere ulaştığımız alanlar buralar. Bugün bu baskılar memleketin dört bir yanındaki bütün muhalif kesimlere yayılmış durumda ve hâlâ devam ediyor.”

‘GERÇEK HABERİN TOPLUMA ULAŞMASI ENGELLENİYOR’

Medya kuruluşlarının internet sitelerine ve sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerine dikkat çeken Elif Ekin Saltık, “Halk TV’nin kapatılmasından tutalım, T24’e, Mezopotamya Ajansının defalarca kapatılan internet sitesine, JINNEWS’e, Mezopotamya Ajansının sosyal medya hesaplarının kapatılmasına, Evrensel Gazetesi’nin sosyal medya hesaplarına yönelik sansürlere kadar pek çok örnek var. Memleketin dört bir yanında yaşananlar, aslında gerçek haberin halka ulaşmaması için yürütülen bir operasyonu gösteriyor. Gerçek haberin sesi, gerçeklerin halka ulaşması engellenmek isteniyor.

Son geldiğimiz süreçte fon vurgunu meselesi de o kadar ayyuka çıktı ki artık bunun önüne geçemez hâle geldiler. Bu nedenle biraz daha medyanın, basının önünü kapatmaya çalışıyorlar. Bugün basın özgürlüğünü savunmak demek, sadece haber alma hakkını savunmak değil, aynı zamanda demokrasiyi savunmak demek. Demokratik siyasetin yürütülmesi, fikirlerin özgür bir biçimde açığa vurulması demek.

Bir süreç yürütülüyor aynı zamanda. Bu süreç açısından hem barışın dilini kurmak hem barış gazeteciliği yapmak hem de herkesin özgür basın aracılığıyla haber alma hakkına ulaşmasını sağlamak çok önemli. O yüzden bugün sokaktayız, alandayız. Sadece gazeteciler sokakta değil; bugün yurttaşlar da haber alma hakkı, gerçek habere ulaşma hakkı için sokaktalar” diye konuştu.

‘ÖZGÜR BASIN MÜCADELESİ SUSMAYACAK’

Basın özgürlüğü mücadelesinin yalnızca gazetecilerin sorumluluğunda olmadığını, toplumun tüm kesimlerinin bu mücadelede söz sahibi olması gerektiğini dile getiren Elif Ekin Saltık, sansür ve baskı politikalarına karşı dayanışmanın önemine işaret etti: “Biz hem gazeteciler hem de yurttaşlar olarak sokakta olmaya devam edeceğiz. Bizim mücadelemiz hiçbir zaman son bulmayacak. Özgür basının, haber alma hakkımızın, gerçek habere ulaşma mücadelemizin önü kesilemeyecek; bu mücadele hiçbir zaman durmayacak, susmayacak. Herkesi alanlarda olmaya, ses çıkarmaya, fikrini özgürce anlatmaya ve Saray iktidarının bu baskılarına boyun eğmemeye davet ediyoruz. Çünkü basın özgürlüğü olmadan toplumun gerçeklere ulaşması, farklı fikirlerin özgürce tartışılması ve demokratik siyasetin gelişmesi mümkün değil. Bu nedenle basına yönelik baskılara karşı verilen mücadele, toplumun tamamının özgürlük mücadelesidir.”

‘ÖZGÜR BASIN SUSTURULURSA TOPLUM SUSTURULUR’

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Selman Çiçek ise basın üzerindeki baskıların erişim engelleri, haber sitelerinin kapatılması ve gazetecilerin tutuklanması biçiminde sürdüğünü belirtti. ‘Gazetecilik kuşatma altında’ sloganıyla bu tabloya dikkat çektiklerini ifade eden Çiçek, şunları söyledi: “Ana sloganımız ‘Gazetecilik kuşatma altında’ diyoruz. Çünkü erişim engelleriyle, haber sitelerinin kapatılmasıyla, gazetecilerin tutuklanmasıyla ciddi bir baskı var. Türkiye’de tek bir ses istiyor iktidar. Medyanın çok dilli sesini kesmek ve tek dilli bir yayın yapmak istiyor. Bunun için de gazetecilere yöneliyor. Çünkü biliyor ki basının sesi toplumun sesidir. Özgür basın susturulursa toplum susturulur. İktidar bu mantıkla hareket ediyor ve gazetecilere bu yönde saldırılar gerçekleştiriyor. Buna karşı bugün alanlardayız, sokaktayız. Aslında bugünden itibaren güçlü bir direniş başlatıyoruz. Bu, ‘Özgür basın susmaz, susturulamaz’ direnişidir. Bundan sonra da alanlarda olmaya devam edeceğiz.”