Gece yarısı evinden kaçırılarak katledildi, failleri nerede?
Gece yarısı evinden kaçırılarak katledildi, failleri nerede?
Gece yarısı evinden kaçırılarak katledildi, failleri nerede?
Kayıp yakınları Amed, Cizre, Yüksekova ve Batman’da eylemdeydi. Amed’de 1993 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde bir gece yarısı evinden kaçırılarak katledilen Abdulkerim Tanrıverdi’nin katillerinin bulunması talep edildi. Cizre’de ise 1995 yılında Jandarma Karakolu tarafından "Bize hindi getir" bahanesi ile çağrılan Doruklu (Xezayê) köyü muhtarı Mehmet Fındık, Ömer Fındık ve Ömer Kartal'ın, Yüksekova’da ise 1993 yılında askerler tarafından öldürülen 73 yaşındaki Mikail Düzce'nin akibeti soruldu.
AMED
İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınlarının her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 301’incisi gerçekleştirildi. Eylemde, 1993 yılında Şırnak’ın Cizre İlçesi Kuştepe köyünde, gece yarısı evinden kaçırılarak katledilen Abdulhekim Tanrıverdi’nin katillerinin bulunması talep edildi.
İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınlarının “Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın” sloganıyla her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 301’incisi Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi. Eyleme İHD üye ve yöneticilerinin yanı sıra, Hollanda Sosyalist Parti Milletvekilleri, Mezopotamyada Yakınlarını kaybedenler Derneği (MEYA-DER) yöneticileri, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Dayanışma Derneği (Diyar TUHAD-DER) yöneticileri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, kayıp yakınları ile insan hakları aktivistleri katıldı. Eylemde, 1993 yılında Şırnak’ın Cizre İlçesi Kuştepe köyünde, gece yarısı evinden kaçırılarak katledilen Abdulhekim Tanrıverdi’nin katillerinin bulunması talep edildi.
Eylem öncesi kısa bir konuşma yapan İHD Amed Şube Sekreteri Abdusselam İnceören, burada bulunan kayıp yakınlarının ve insan hakları savunucularının adaletin sağlanması için mücadele ettiklerine vurgu yaparak, sonuç alıncaya kadarda bu mücadelenin devam edeceğinin altını çizdi. Burada bulunan insanların kayıplarının akıbetini ortaya çıkarmak konusunda kararlı olduklarını, faillerinin bu coğrafyanın dışına çıksalar bile ve nereye giderlerse gitsinler peşlerinde olduklarını ve verdikleri mücadele ile bir gün devletin içinde kümelenmiş bu karanlık yapıları ortaya çıkaracaklarını söyledi.
FAİLLER DEVLETİN ARŞİVİNDE MEVCUT
İnceören konuşmasında, her hafta andıkları kayıpların faillerinin meçhul olmadığını ve devletin arşivlerinde mevcut olduğunu ifade etti. İnceören “Devlet, hükümet isterse rahatlıkla failleri açığa çıkarabilir ve yargılayabilir. Ancak arşivleri açmadıkları için, kayıpların akıbeti bir şekilde gizleniyor, failleri de meçhul’muş gibi gösteriliyor. Ama aslında failler belli”diye konuştu.
Kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması ile ilgili yargı organlarına yapılan başvurular ile ilgili etkin soruşturma yada davaların yapılmaması nedeniyle zamanaşımı tehlikesinin bulunduğuna işaret eden İnceören “Biz bir gün o raflarda tozlanan dosyaları indireceğiz ve hesabını soracağız” diye belirtti.
KATLEDİLEN TANRIVERDİ'NİN HİKAYESİ ANLATILDI
İnceören’in konuşması ardından İHD Amed Şubesi Kayıp ve Faili Meçhul Cinayetler Komisyonu Üyesi Avukat Abdullah Zeytun, 1993 yılında Şırnak’ın Cizre İlçesi Kuştepe köyünde, gece yarısı evinden kaçırılarak katledilen Abdulhekim Tanrıverdi’nin hikayesi paylaştı. Zeytun şunları belirtti: “Olay ile ilgili Abdulhekim Tanrıverdi’nin eşinin anlatım ve beyanlarına göre; Tanrıverdi ailesi 1993 yılının Nisan ayında, Şırnak’ın Cizre İlçesi Kuştepe köyünde bulunan evlerinde uyudukları sırada, evlerinin önüne yüzü maskeli 2 kişi gelir. Evin naylon kaplamalı penceresinin çerçevesini yırtan şahıslar, Abdulhekim Tanrıverdi’ye Kürtçe seslenerek, dışarı çıkmasını söylerler. Bu sırada bir el bombasını evin içine doğru uzatan şahıslar, “Dışarı çıkmazsan bombayı içeri atarız” tehtidinde bulunur. Tanrıverdi’nin “kim siniz?” diye sorması üzerine ise, “Seni ilgilendirmez, sen dışarı çık” cevabı ile karşılaşır.
Önce Abdulhekim Tanrıverdi, ardından da eşi dışarı çıkar. Abdulhekim Tanrıverdi’nin eşi dışarı çıktıktan sonra yaşadıklarını şöyle anlatır: “Dışarıda gördüklerim 2 kişiydiler ve yüzlerini puşiyle kapatmışlardı. Sadece gözleri görünüyordu. Eşimi götürürlerken eşim kendilerine “Beni nereye götürüyorsunuz” diye soruyordu. Sabahı beklemek zorunda kaldım. Daha sonra yakınlarıma haber verdim ve köyde ki herkes eşimin götürüldüğünü öğrendi. Kaynım Abdurrahman, eşimin akibetini öğrenmek için Cizre İlçe Jandarma Karakol Komutanı Cemal Temizözün yanına gitti. Cemal Temizöz kaynıma “Kardeşinizi arayıp peşine düşmeyin, onu biz öldürdük” demiş. Kaynım bunu bana anlattı.
Eşim alınıp götürüldükten yaklaşık 10-15 gün sonra 2 çoban, Cizre İlçesinden İdil ilçesine gittikleri sırada yol üzerinde bulunan Düzova Köyü yakınlarında yolun sol tarafında bulunan boş bir arazide, taşlarla üzeri örtülmüş bir ceset bulduklarını söylediler. Bu duyum üzerine olay yerine gittiğimizde, eşimin bedeninde yanıklar oluşmuş bulunan cesedini gördük. Eşimin elleri ve yüzü şişmişti.
Elleri bağlı, kafası arka kısımdan kırılmış ve tanınmayacak durumdaydı. Ancak kıyafetlerinden tanıdım.”
Yapılan konuşmaların ardından tüm Tanrıverdi ve tüm kayıplar anısına 5 dakika oturma eylemi yapıldı.
CİZRE
Dayîkên Şemiyê, Şırnak'ın Cizre ilçesinde yakınlarının akıbetini sormak için 309'uncu haftada Sanat Sokağı girişinde bir araya geldi. Katledilen ve kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıyan anneler, "Kayıplar Albümü" pankartı açtı.
Her hafta bir kayıp hikâyesinin paylaşıldığı eylemde bu hafta, 1995 yılında Doruklu (Xezayê) köyü muhtarından Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından yılbaşı akşamı için istenilen hindileri götürdükten sonra bir daha haber alınamayan köy muhtarı Mehmet Fındık, kardeşi Ömer Fındık ve kuzenleri Ömer Kartal'ın kaybediliş hikâyeleri anlatıldı.
Hikayeyi anlatan Ömer Kartal'ın kardeşi Mehmet Kartal, "Kuzenim olan Doruklu Köyü muhtarını Mehmet Fındık'ı Silopi Jandarma Komutanlığı aradı ve yılbaşı akşamı için kendilerine hindi getirmeleri istedi. O dönemde faili meçhul cinayetler çok yaygın olduğu için muhtar tek başına gitmek istemeyerek yanına kardeşi Ömer Fındık ve kardeşim Ömer Kartal'ı alarak hindileri arabayla Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürdü" dedi.
Akşam eve gelmeyince köylülerle birlikte 3 araçla Jandarma Komutanlığı'na gittiklerini ifade eden Kartal, "Jandarma 'hindileri bırakıp emniyete gittiler' dedi. Ancak ne emniyete ne de jandarma gerçekleri söylemediler. Bunun üzerine tüm köylülerimiz Emniyet Müdürlüğü önünde toplandık. Yakınlarımızı almadan gitmeyeceğiz dedik. Bunun üzerine emniyetin elektrikleri kesilerek halkımızın üzerine ateş açıldı. Dağılmak zorunda kaldık. Bir daha ne kardeşimden nede kuzenlerimden haber alamadık" ifadelerini kullandı.
"Daha önceden köylülerimiz Jandarma tarafından tehdit ediliyordu" diyen Kartal, "Jandarma korucu olmamızı istiyordu. Ancak köylülerimiz bunu kabul etmiyordu. Bizim köyümüz koruculuğu kabul etseydi çevredeki tüm köylerde etmek zorunda kalacaktı. Jandarma bunu biliyordu. Bundan dolayı Kardeşimi ve kuzenlerimi katletti. Bu güne kadar kemiklerine ulaşmadık, devletin dayattığı koruculuğu kabul etmedik. Adalet istiyoruz" dedi.
Yapılan konuşmanın ardından beş dakikalık oturma eylemi yapıldı.
BATMAN
Batman'da da "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" sloganıyla devam eden eyleme, İHD yöneticileri, üyeleri, kayıp yakınları ve kimi STÖ temsilcileri ile kitle katıldı. Kayıpların resimlerinin taşındığı eylemde açıklama yapan İHD Batman Şubesi Başkanı Mehmet Bağatır, kayıp aileleriyle yaptıkları eylemlerin 301'inci haftasında alanlarda kayıp ve failli meçhullerin hesabını sorduklarını belirterek, hakikat arayışları ve yiten canlarının akıbetini sormaya devam edeceklerini söyledi. Bağatır, 7-9 Ekim olaylarında yitirilen 51 canın failinin henüz bulunmadığı ve bulunması için de herhangi bir girişimde bulunulmadığını kaydetti.
Kobanê ve Şengal'den göç etmek zorunda kalanların yaşadığı insanlık dramına da dikkat çeken Bağatır, devamında sınırda, ülke ile bölgede yaşayan karanlık olayların 90'lı yılların gerisinde kalmadığını vurguladı.
Seyid Rıza'nın, Şeyh Said'in, Kader Ortakaya'nın ve Şerzan Kurt'un anısını yaşatıp faillerinden hesap sormaktan başka çareleri olmadığını ifade eden Bağatır, bu çerçevede herkesi insan hakları mücadelesine aktif olarak katılmaya, kayıp ve faili meçhullerin hesabını sorma çağrısında bulundu.
Buradaki eylemde sessiz oturma eylemi ile son buldu.
YÜKSEKOVA
Yüksekova’da da kayıp yakınları, 33'üncü kez Sanat Sokağı'nda bir araya geldi. Katledilenlerin fotoğraflarının taşındığı eylemde konuşan İHD Temsilcisi Muhyettin Ünal, hasta tutsaklarında biran önce serbest bırakılmasını talep etti.
Ardından 1993 yılında askerler tarafından öldürülen 73 yaşındaki Mikail Düzce'nin hikayesini İHD Yüksekova üyesi Tayyup Canan tarafından okundu. Düzce’nin kendi halinde, 73 yaşında, kimseye zararı olmayan bir insan olduğunu ve Bulaklı (Memkan) köyünde ikamet ettiğini belirten Canan, “Mergezer Yaylası’ndan yanına kadınları da alarak atlarla köye gelirken komando birlikleri ile karşılaşır. Burada askeri yetkililer, ‘Siz PKK'li gördünüz mü’ diye sorarlar. Ancak görmediklerini söyleyerek yollarına devam ederler. Bu sırada PKK ile komandolar arasında çatışma çıkar. Çatışma sırasında askerler Düzce ve yanındaki kadınlara ateş açar. Burada Mikail Düzce yaşamını yitirirken, bir kadın da yaralanır. O kadın hayatta ve hala yaşıyor. Olayın duyulması üzerine bölgeye giden aileye cenazeye yaklaşmalarına izin verilmez. Akşama doğru askerler bölgeden çekildikten sonra cenazeyi alıp defnederler. Suç duyurusunda da bulunduk, ama hala da bir sonuç alamadık” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi.