Gülistan Kılıç Koçyiğit: ‘Umut hakkı’nın karşılık bulması çok önemlidir!

Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Özellikle ‘umut hakkı’nın karşılık bulması çok önemlidir. Sayın Öcalan'ın demokratik çözüm ve müzakere sürecindeki rolüne uygun koşulların oluşturulması, barış ve demokratik toplum inşası için olmazsa olmazdır" dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis'te  basın toplantısı yaptı.

Türkiye’de çok sıcak gelişmelerin yaşandığını söyleyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, CHP’ye yönelik alınan "mutlak butlan" kararından sonra Türkiye'de sistemi dönüştürmeye çalışan birçok hamlenin yapıldığını kaydetti.

Yasa çıkarma konusunda izlenen yöntemlerin demokratik yasa yapma süreci olmadığını vurgulayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, şu hususlara dikkat çekti: "Bu yöntem toplumun haklarını budamaya, özgürlükleri kısıtlamaya, temel hak ve özgürlükleri sınırlandırmaya dönük bir bakış açısının dışa vurumudur. Kimin makbul vatandaş olacağına, kimin hak ve özgürlüklerin sınırlandırılacağına, kimin önünün sonuna kadar açılıp ona ayrıcalık tanınacağına tam da bu yasa maddeleri üzerinden yol veriliyor. Bununla da hem siyasal yaşam hem toplumsal yaşam hem de hukuksal sistem dizayn edilmeye çalışıldığını belirtmek gerekiyor. O yönüyle buradaki meselenin 12'nci yargı paketi üzerinden tartıştığımız başlığın sorunlarına dikkat çekmek istiyoruz.

Mutlak butlan' kararıyla iktidarın demokratik yaşamı sınırlandırmaya yönelik politikalarının siyaset üzerinde çok keskin bir şekilde devam ettiğini görüyoruz. Butlan kararı ve sonrasında yaşananlar, Türkiye'nin içine sürüklendiği  hukuk ve demokrasi krizinin en güncel ve en çarpıcı örneklerinden birini oluşturuyor. Bu karar sadece bir siyasal partiye özgü olarak ele alınamaz. Yargının araçsallaştırılması demektir. Türkiye'de son yıllarda yaşanan birçok gelişme gibi CHP kurultayına İlişkin 'mutlak butlan' kararı da yargının aslında siyasal mücadelenin merkezine yerleştirilmesi tartışmalarının en çarpıcı örneklerinden birisini oluşturuyor.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile beraber Türkiye çok kritik bir eşikten geçiyor. Bu sürecin yasal çerçeveyle somutlaşması, ilerlemesi hem bizim hem de toplumumuzun, halklarımızın temel beklentisidir. Bugün çözümün adresi elbette demokratik siyaset ve Meclis'tir. Bu nedenle Meclis kapanmadan önce ihtiyaç duyulan yasal çerçevenin, yasal düzenlemelerin hızla gündeme alınması ve uzun süredir tartışılan, çerçeve ya da özel yasa veya kök hücre yasası diye Sayın Öcalan’ın tarif ettiği yasanın bir an önce Meclis'e sunulması ve ivedilikle yasalaşması gerekiyor. Meclis'in süreci hukuki güvenceye kavuşturacak adımları atması gerekiyor. Komisyon raporu bir yol haritasını ortaya koyuyor. Bu yol haritasının hızlı bir şekilde pratikleşme ihtiyacı var. Raporun yazıldığı Meclis, aynı zamanda çözüm yasalarının konuşulduğu, tartışıldığı ve çıkarıldığı bir yer olmak durumdadır. Meclis bu süreçte etkin bir şekilde rolünü oynamalı ve tatil gelmeden yani yasama dönemi bitmeden de bunun için hızlı bir şekilde adım atmalıdır. Barışın yasaya Meclis'in de barış mesaisi yapmaya ihtiyacı var.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanma konusundaki ayak direme halinden bir an önce vazgeçilmesi gerekiyordu. Selahattin Demirtaş, Osman Kavala dosyalarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin özellikle yıllardır uygulanmamış olması aslında Türkiye'yi Avrupa nezdinde bambaşka bir konuma taşıyor. Bu sadece bireysel dosyalarla sınırlı bir mesele değil, bu hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve uluslararası hükümlülükler açısından da Türkiye'yi ağır sonuçlarla yüz yüze bırakıyor. Mesele burada sadece Türkiye'nin bu ağır sonuçlarla yüz yüze kalması değil, aynı zamanda 86 milyon yurttaşın bu ağır sonuçların faturasını da ödemek zorunda kalmasıdır. Bu nedenle AİHM kararlarının gereği derhal yerine getirilmelidir.

Özellikle ‘umut hakkı’nın karşılık bulması çok önemlidir. Bu aynı zamanda temel ve özgürlük ilkesidir. Sayın Öcalan'ın demokratik çözüm ve müzakere sürecindeki rolüne uygun koşulların oluşturulması, iletişim imkanlarının geliştirilmesi, meselenin evrensel hukuk normları çerçevesinde ele alınması, barış ve demokratik toplum inşası için olmazsa olmazdır. Sonuç olarak bu mesele elbette hepimizin meselesidir. Bu mesele elbette ki bütün siyasi partilerin ve halkımızın meselesidir. Ancak burada büyük sorumluluğun iktidara düştüğünün de altını çizmemiz gerekiyor. O anlamıyla iktidarın artık daha fazla oyalamadan, gerçek anlamda daha fazla zamana yaymadan hızlı bir şekilde hem süreçle ilgili bir takvimi açıklaması hem de çerçeve yasanın taslağını kamuoyuyla paylaşması gerekiyor. Yine bu yasayı hızlı bir şekilde istişare ederek yaz mesaisine ara vermeden önce çıkarmak gerekiyor.”

Gülistan Kılıç Koçyiğit, Anayasa Mahkemesi'nin nafaka ile ilgili bir karar aldığını ve kadınlar açısından ciddi bir hak kaybı yaratıldığını söyleyerek, "Burada kadınların boşanma süreçlerini zorlaştırmaya çalışan, kadını şiddet yaşadığı evlilik bağının içerisinde kalmaya zorlayan, kadının boşandıktan sonra yoksulluğa düşmesine yol açabilecek çok yapısal bir değişime gidiliyor” dedi.