Demokratik Kurumlar Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla NCity AVM önünden Ofis AZC Plaza’ya kadar yürüyüş gerçekleştirdi. “Özgür Önderlikle barışa yürüyoruz” şiarıyla düzenlenen yürüyüşe DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra binlerce kişi katıldı.
Yürüyüşte “Aşitiyek mayînde bi azadiya fiziki ya Rêber Apo pêkan e”, “Bi Rêbertiyeke azad ber bi aşitiyê ve” ve “Licê ji bo avakirina civaka demokratîk dimeşe aşitiyê” pankartları ile Abdullah Öcalan’ın dev posteri taşındı. Kitle, “Bê Serok jiyan nabe”, “Bijî Serok Apo”, “Selam selam İmralı’ya bin selam”, “Bijî aşitî”, “Şehîd namirin” ve “Bê Serok aşitî nabe” sloganları attı.
Alkış, zılgıt ve sloganların yükseldiği yürüyüşte, havanın kararmasıyla birlikte telefon flaşlarıyla renkli görüntüler oluştu.
AZC Plaza önündeki açıklamada konuşan DBP Amed İl Eşbaşkanı Ahmet Doğan, Önder Apo’nun yıllardır barış konusundaki ısrarıyla kendisini ispatladığını belirterek, “Kürt Halk Önderi yine barış elini uzattı, yine kendini ispat etti. Biz barış isteyen bir toplumuz. O yüzden kimse sabrımızı sınamasın. Biz yüz yıllardır statüsüz bir şekilde bugüne kadar geldik. Bu günden sonra başarıya ulaşacağız, kimse şüpheye düşmesin” dedi.
‘SELAM OLSUN BARIŞI İNŞA EDENLERE’
Ardından söz alan Tülay Hatimoğulları, konuşmasına şu sözlerle başladı:
“Amed’den İmralı’ya selam olsun. Selam olsun barışı inşa edenlere. Selam olsun barış için bedel ödeyenlere. Özgürlük, demokrasi, adalet, barış ve kardeşlik için toprağa düşenlere binlerce kez selam olsun.”
Tülay Hatimoğulları, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:
“Elbette bizlerin geçmiş dönemde yaşanan acıları unutmadan, onların acılarını yüreğimizde taşıyarak, ödenen bedelleri yüreğimizde taşıyarak, onurlu barışı inşa etmek üzere bu süreç başladı. Bugün Türkiyeli birçok insanın şehadeti açıklandı. Birçok yerde taziyeler kurulmuş durumda. Bugün 1 Eylül’de barışı konuştuğumuz, barışı inşa etmek için mücadeleyi yükselttiğimiz bu günde toprağa düşen canları saygıyla, minnetle anıyorum.”
‘BARIŞ DEMEK ÖCALAN’IN ÖZGÜR OLMASI DEMEKTİR’
Barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediğini vurgulayan Tülay Hatimoğulları, şöyle konuştu:
“Barışın önemli sembollerinden biri Mandela’ya atfedilmiş bir söz vardır; ‘Barış sadece silahların susması değil, barış adalettir’ der Mandela. Barış adalet demektir. Barış demokrasi, eşitlik, kardeşlik demektir. Barış bir Kürt'ün anadiliyle eğitim görebilmesi demektir. Özgürce bütün halkların anadilini konuşabilmesi demektir. Barış demek hiçbir gazetecinin, aydının, yazarın, siyasetçinin hapiste olmaması demektir. Barış demek Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür olması demektir. Barış demek maden işçilerinin maaşını alabilmesi demektir. Barış demek gençlerin bu ülkede geleceğinin olması, özgür olması, özgür çalışabilir, okuyabilir olması ve barış demek gençliğin geleceği demektir. Barış demek kadınların eşitliği ve özgürlüğü demektir. Kadın cinayetlerinin olmadığı, kadına yönelik şiddetin bitmesi demektir. Buradan bütün kadınlar olarak barışa selamımızı sunarken, kendi felsefemizle, barış ‘Jin, jiyan, azadî” demektir.”
‘ANNELER BARIŞ İÇİN KENETLENMİŞ DURUMDA’
Tülay Hatimoğulları, kalıcı barışın demokrasiyle mümkün olacağını belirterek, barışın pasif bir tutum olmadığını söyledi:
“Kalıcı barışın yolu demokrasiden, demokrasinin inşasının yolu kalıcı barıştan geçer. Barış asla pasiflik değildir. Barış yenmek ya da yenilmek değildir. Barış bu coğrafyada demokrasiyi gerçek anlamda korumak demektir. Barış aktif bir iradedir. Barış kararlılık ve cesurca inşa edilecek bir şeydir. Barış onurlu, cesurların işidir. Selam olsun bu sürece öncülük edenlere, bu süreçte bedel ödeyenlere.”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerletilmesi için daha güçlü örgütlenmeye ihtiyaç olduğunu ifade eden Tülay Hatimoğulları, şöyle devam etti:
“Bizler Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıyla ilerlemesi için barışa gönül veren her kesimle beraber daha güçlü bir örgütlenme, kenetlenmeye ihtiyacımız var. Barışın dilini kurmaya ihtiyacımız var. Sözde barışın yanında durup, esasen zehirli dil kullananlara, bir kez daha sesleniyoruz: barışın dilini kurmak herkesin görevidir.”
Tülay Hatimoğulları, Barış Anneleri’nin mesajına da dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Bizler hiçbir zaman acıları yarıştırmadık. Taziyelere gittiğimizde Barış Anneleri’nin bütün Türkiye’ye bir mesajı vardı: ‘Bizler ne gerilla ne asker anneleri olarak bu topraklarda göz yaşı dökmek istemiyoruz. Annelerin göz yaşının rengi aynı.’ Analar bütün acılarına rağmen ellerini barış için herkese uzatıyorlar ve buradan Türkiyeli bütün halklara seslenmek istiyorum; bedel ödemiş, acı çekmiş bütün halkımız, elini bütün Türkiye halklarına uzatıyor. Anneler barış köprüsünü kurmak için mücadeleyle kenetlenmiş durumda. Bu çok değerli ve çok kıymetli.”
‘DÜNYA BARIŞINI SAVUNUYORUZ’
Ortadoğu başta olmak üzere dünyadaki savaşlara dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, Türkiye’nin iç barışının yanı sıra bölge ve dünya barışı için de mücadele edilmesi gerektiğini söyledi:
“Dünyanın her yerinde savaş ve çatışmalar devam ediyor. Özel olarak bölgemizde, Ortadoğu’da savaşlar almış başını gidiyor ve artık günümüzde en tehlikeli olan füzeler, biyolojik silahlar, kimyasal silahlar, nükleer silahların yarıştığı bir çağdayız. Bu nedenle Türkiye bir yandan kendi iç barışını sağlarken, bizler aynı zamanda bölge barışına da öncülük etmek zorundayız. Türkiye’de iç barışı, bölgede, dünyada barışı savunuyoruz. Biz barışı savunanlar, savaşları çıkaranlardan çok daha güçlüyüz. Yeter ki bir arada olalım, kenetlenelim.”
Tülay Hatimoğulları, konuşmasını 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün Türkiye’ye, Ortadoğu’ya ve dünyaya barış getirmesi dileğiyle tamamladı.
Açıklama alkış ve sloganlarla sona erdi.