Dünyadan örneklerle barış görüşmeleri: FARC-EZLN örneği ve PKK’nin yeni mücadele perspektifi- II

Dünyadaki barış süreçlerinde örgütlerin yeni döneme dair örgütlenme modeli geliştirememesi dikkat çekerken, Kürt Özgürlük Hareketi’nin sosyalizmin tıkanıklığına çözüm arayışı ve yeni mücadele perspektifi süreci farklı bir zemine taşıyor.

BARIŞ SÜREÇLERİ

Dünyada yaşanan barış görüşmeleri ve sonrasında ortaya çıkan sonuçlarda dikkat çeken ortak noktalardan biri, görüşmeleri sürdüren örgütlerin geleceğe ilişkin yeni bir örgütlenme modelini tam olarak ortaya koyamaması. Meksika’daki EZLN, hükümete karşı başlattığı silahlı mücadelenin ardından Chiapas’ta yerli halkla birlikte oluşturduğu özerk yapılarda varlığını sürdürürken, FARC ise sistem içerisinde halk desteğinden yoksun bir şekilde mücadele yürütmeye çalışıyor.

Kürt Özgürlük Hareketi’nin Türk devleti ile yürüttüğü görüşmeler ise bu örneklerden farklı bir zeminde ilerliyor. Hareketin, sosyalizmin yaşadığı tıkanıklığa ilişkin çözüm arayışı içerisinde olması ve mücadeleyi farklı bir perspektifle yürütmesi, mevcut sürecin dünyadaki benzerlerinden ayrışabileceğine işaret ediyor.

ZAPATİSTALAR VE MEKSİKA

Meksika’nın Chiapas eyaletinde yerli halkın isyanı olarak başlayan Zapatista isyanı, EZLN’nin öncülüğünde 1983 yılında başladı. EZLN, yerli halkın hakları için direnişini uzun süre sürdürdü; ancak dünya kamuoyu Zapatistaları, 1 Ocak 1994’te silahlı mücadeleyi başlatmalarıyla duydu.

EZLN, diğer devrimci örgütlerin aksine farklı bir söylemle kamuoyunun karşısına çıktığında dünyanın ilgisini çekti. İlk ayaklanmanın bastırılmasının ardından Chiapas dağlarında başlayan mücadele, 1996 yılında Meksika hükümetiyle yapılan barış görüşmeleri ve sonrasında imzalanan anlaşmayla farklı bir boyuta taşındı. Ancak görüşmeler hiçbir zaman sonuca ulaşmadı. Meksika devleti, San Andrés Anlaşması olarak bilinen ve 16 Şubat 1996 tarihinde imzalanan anlaşmayı hiçbir zaman uygulamadı.

Hükümet, 2000’li yıllarda birkaç adım attı, ancak ısrarla anlaşmanın maddelerini uygulamaktan kaçındı ve anlaşmayı değiştirmek istediğini açıkladı. Meksika’da devleti değiştirme iddiasıyla ortaya çıkan Zapatistalar ise bugün silahlı mücadeleyi yalnızca bir öz savunma yöntemi olarak kullanarak Chiapas’ta belediyeler eliyle kendi yerel yönetimlerini koruma pozisyonuna geçti.

Bugün Zapatistalar, yalnızca kendi bölgelerini koruyarak yerel halkın güvenli bir şekilde yaşamasını hedefleyen bir konumda bulunuyor. Zapatistaların özerk belediyeler olarak varlıklarını sürdürmesi, Meksika hükümeti tarafından çok dikkate alınmıyor gibi görünse de yarattıkları sistemi büyütmemeleri halinde sonlarının yıkım olma ihtimali halen ortada duruyor.

FARC ÖRNEĞİ VE KOLOMBİYA

Çatışma çözüm süreçlerinin en çok dikkat çeken örneklerinden biri ise Kolombiya’da FARC ile Kolombiya devleti arasında yaşanan süreç oldu. Sosyalist gerilla örgütü Kolombiya Silahlı Devrimci Güçleri (FARC) ile Kolombiya hükümeti arasında 2016 yılında yapılan anlaşmayla silahlı mücadele sona erdi.

FARC, 1964 yılında kurulduğunda köylü isyanlarından beslenen ve sosyalist bir iktidarı hedefleyen bir örgüt olarak ortaya çıktı. Kolombiya’nın dağlık alanlarında büyük bir gerilla ordulaşmasına giden FARC, silahlı mücadeleyi sonlandırdığı 2016 yılına kadar ülkede geniş bir alanı kontrol altında tutan bir gerilla örgütü olarak direnişini sürdürdü.

2016’da yapılan anlaşmayla silahlı mücadeleyi bitirdiğini açıklayan ve siyasal bir mücadele alanı yaratmak istediğini belirten FARC, aynı adla bir siyasi parti kurarak seçimlere girdi ve parlamentoda temsil edilme hakkı kazandı. Ancak barış görüşmelerine karşı çıkan gerilla grupları silah bırakmayı reddederek gerilla savaşına devam edeceklerini belirtti.

Bugüne gelindiğinde ise FARC, gerilla savaşı verdiği dönemin çok gerisinde bir yerde duruyor. Her ne kadar siyasi bir mücadele içerisinde olacaklarını açıklasalar da Kolombiya’da halkın yaşadığı sorunlara ilişkin gerçekçi çözüm önerileri getiremeyen FARC üyeleri, gerillanın bıraktığı alanlarda devlet eliyle uygulanan özel savaş politikalarına karşı önemli bir direnç de gösteremedi. Bugün Kolombiya’da FARC gerillalarının bıraktığı alanlarda uyuşturucu çeteleri ve paramiliter güçler açıkça faaliyet gösteriyor.

Bunların dışında, siyasal mücadele içerisinde de varlık gösteremedi. Kolombiya hükümetiyle yapılan anlaşma gereği 2026 yılına kadar Senato ve Temsilciler Meclisi’nde toplam 10 sandalyeye sahip olan FARC’ın (yeni adıyla Komünler) üyeleri, seçimlerde halkın neredeyse hiçbir desteğini alamaz hale geldi.

ANLAŞMALARDA EN BÜYÜK SORUN: YENİ BİR PERSPEKTİF YARATAMAMAK

FARC, ETA, IRA ve EZLN örneklerinde ortaya çıkan en büyük eksiklik, yeni bir düşünce sisteminin tam olarak yaratılamaması oldu. Her örgüt kendi koşulları üzerinden bir anlaşmaya varmaya çalışırken, yeni dönemde nasıl bir örgütlenmeye gideceğini, halkla nasıl bir bağ kuracağını ve nasıl bir mücadele yürüteceğini tam olarak belirleyememe hatasına düştü.

Yeni dönemlere ve yeni koşullara girilirken değişim yapılmaması, sonrasında büyük sıkıntıları da beraberinde getiren bir sonucu ortaya çıkarıyor. Özellikle ETA ve FARC örneklerinde olduğu gibi, mevcut kazanımlar korunmadan ve hedeflenenin aksine geriye gidiş yaşanırken yeni bir sürece girilmesinin sonucu olarak yenilgi de kaçınılmaz hale geliyor.

PKK, BARIŞ GÖRÜŞMELERİ VE YENİLENEN BİR HAREKET OLARAK ÖZGÜRLÜK HAREKETİ

PKK’nin ortaya çıktığı dönem ve sonrasında Ortadoğu tarihinde önemli gelişmeler yaşandı. PKK, 90’lı yıllardan itibaren yaptığı barış çağrıları ve yürüttüğü görüşmelerde, 2025 yılında farklı bir sürece girerek Önder Apo’nun tanımıyla “muhatabını arayan barış”ın muhatabını masaya oturtmayı başardı.

27 Şubat 2025’te başlayan yeni sürecin arka planında, Özgürlük Hareketi’nin geniş bir toplumsal tabana sahip olması ve bu tabanın desteğini koruması etkili oldu. Türk devletinin “imha operasyonları” ve son dönemde yoğunlaşan saldırılarına rağmen Özgürlük Hareketi, toplumsal tabanını korumayı başardı. Yalnızca Türkiye ve Bakur’da değil, Kürdistan’ın diğer parçalarında da etkili olmaya başlayan Özgürlük Hareketi, giderek farklı bir siyasi yapılanmaya doğru da yol açmaya başladı.

Dünyadaki örneklerinin aksine Özgürlük Hareketi’nin her dönem kendini yenileme sürecine girmesi, ayakta kalmasının göstergelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. İdeolojik olarak özellikle 90’lı yıllardan sonra geçirdiği değişimi hem kadro tabanına hem de Kürt halkına doğru anlatması, bugün komün sistemi üzerinden geliştirilen yeniden örgütlenme modelinin halk nezdinde karşılık bulmasını da sağladı.

Özgürlük Hareketi, kendini değiştirirken yalnızca kendisiyle sınırlı kalmayarak dünya devrimci hareketinde de bir değişimi zorlamayı başardı. Uzun süredir var olan ulus-devlet sosyalizmi çıkmazından nasıl çıkılması gerektiğini ortaya koyan bir paradigma ile yenilenen hareket, bugün yaşanan görüşmelerde farklı bir boyutu da karşımıza çıkarıyor: Değişen bir dünyada devrimin koşullarının da değişiyor olması.

Bugün Özgürlük Hareketi’nin görüşmeler sürecinde attığı adımlar, aslında yalnızca anı kurtarma girişiminden çok, gelecek yüz yılı yeniden dizayn etme çabası olarak görülebilir. Silahlı mücadeleye kendi istediği zaman başlayan Özgürlük Hareketi, yine kendi istediği zaman silahlı mücadeleyi bırakmasıyla ETA’nın içine düştüğü duruma düşmediğini de ortaya koymuş oldu.

Zapatistaların kendi bölgelerinde kalmaları ve yalnızca kendi bölgelerini korumak için mücadele etmelerinin aksine, Özgürlük Hareketi komün sistemiyle bütün bir ülkeyi değişime zorlayacak bir harekete dönüşeceğini ortaya koyarak farklı bir sürecin yaşanacağının işaretini verdi. FARC örneğinde yaşanan, silahlı mücadeleyi bitirip sistem içerisinde parlamentoya sıkışıp kalma seçeneğini de kabul etmemesi ve sokağı terk etmemesi, yine diğer barış görüşmeleri ve sonuçlarının çok tersine bir durum olarak duruyor.

Özetleyecek olursak, Özgürlük Hareketi ile Türk devleti arasında başlayan süreç, bir örgütün silah bırakıp siyasete atılması olarak basitleştirilecek bir durum olmayacaktır. Bu süreç, dünyadaki diğer örneklerin çok ötesinde, ideolojik olarak yenilenen ve ortaya çıktığı sosyalizm inancını yeniden yorumlayarak yeni bir sosyalizm anlayışıyla gelişen bir hareketin ortaya çıkmasını da beraberinde getirecektir.