GÖRÜNTÜLÜ

Kurt: Önceki yıllarda taziyesini kuramayan aileler, ‘Bizim de taziyemizi kurun’ diyor

MEBYA-DER Eş Başkanı İlhami Kurt, son taziyelerin ardından, önceki yıllarda taziyesini kuramayan ailelerin kendilerine başvurarak şehitlerinin taziyesinin kurulması talebinde bulunduğunu belirtti.

İLHAMİ KURT

Kürt özgürlük mücadelesinde farklı tarih ve yerlerde şehit düşen gerillalar için Türkiye ve Kürdistan’da düzenlenen anma ve taziye programları devam ediyor. Programlar, Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma, Dayanışma, Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde yapılıyor.

İstanbul’da 22 Ağustos’ta başlayan anma ve taziye programları, kentin farklı ilçelerinde sürüyor. Taziye ve anmalara binlerce yurttaş katılarak, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı dileklerini iletiyor.

MEBYA-DER Eş Başkanı İlhami Kurt, İstanbul’da kurulan taziyeleri ve halkın tepkilerini ajansımıza değerlendirdi.


‘İLÇELERDE TAZİYELERİMİZ DEVAM EDİYOR’

İstanbul’da taziyelerin 22 Ağustos’ta başladığını ve ardından ailelerin talepleri doğrultusunda her bölgede taziyeler kurulduğunu belirten Kurt, şunları ifade etti:

“Başta bütün Kürt halkının ve dostların başı sağ olsun. 22 Ağustos Pazar günü Sancaktepe’de 19 arkadaşımızın taziyesi ve anması kuruldu. Aynı gün, eş zamanlı olarak Bağcılar’da da 22 arkadaşımızın anması oldu. Anmalardan sonra aileler taziye taleplerini bize ilettiler. Biz de her bölgede, ilçelerden gelen talepler doğrultusunda taziyeleri kuruyoruz. Bazı yerlerde dört kişi, bazı yerlerde iki kişi, o şekilde. Şu an bütün ilçelerimizde taziyelerimiz devam ediyor.”

‘AİLELERİMİZE YARDIMCI OLUYORUZ’

Son açıklanan şehitlerin ardından kurulan taziyelerle birlikte, özellikle 1990’lı yıllarda şehit düşen gerillaların ailelerinin, dönemin koşulları nedeniyle taziye kuramamış olmalarından kaynaklı kendilerine taziye için başvuruda bulunduğunu dile getiren Kurt, “Taziyeler devam edecek. Taziyesini şartların zor olduğu dönemlerde, 93, 94’te kuramayan ailelerin bu yönde bir talepleri var. Aileler taziyelerini kurmak istiyor. Biz de MEBYA-DER öncülüğünde ailelere yardımcı oluyoruz ve taziyeler kuruluyor. Bu taziyeler de devam edecek” dedi.

‘TAZİYESİNİ KURAMAYAN AİLELER BİZE BAŞVURUYOR, TAZİYE YAPMAK İSTİYOR’

Savaşın en yoğun yaşandığı dönemlerde birçok ailenin taziye kuramadığını, evlerinde gizlice şehitleri andığını belirten Kurt, Kürdistan ve İstanbul’da kurulan kitlesel taziyelerin ardından Kürt halkının şehitlerini sahiplenmeye başladığını gören ailelerin kendilerine başvurduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı ailelerimiz 2000’li yıllarda, 2014 yılında ve 1990’larda şartların zor oluşundan dolayı taziyelerini kendi evlerinde yapmışlar. Bir oda içerisinde, kimsenin duymayacağı, kimsenin göremeyeceği şekilde, o günün şartlarından kaynaklı taziyelerini evde kurmuşlar.

Fakat bu son süreçle birlikte, bu barış sürecinin de başlamasıyla birlikte aileler daha katılımlı, halkın katılabileceği ve fotoğrafların asıldığı bir taziye istiyorlar. Biz de MEBYA-DER öncülüğünde bu taziyeleri yapıyoruz. Ailelerde bir cesaretlenme, bir güç oluştu. Süreçle birlikte taziyelerini yeniden kurmak isteyen, o zaman taziyesi kurulamayan arkadaşlarımızın taziyelerini şimdi kuruyoruz.”

‘AİLELER ‘BARIŞ OLSUN, ÇOCUKLARIMIZ SON ŞEHİTLER OLSUN’ DİYOR’

Ailelere şehit haberleri için gidildiğinde en büyük korkularının ailelerin tepkisi olduğuna dikkat çeken İlhami Kurt, ailelerin durumu vakur bir şekilde karşıladığını ve sürece destek verdiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz aslında bu süreçle birlikte MEBYA-DER’in zorlanacağı bir kurum olacağını düşünmüştük. Yani ‘Bununla birlikte ailelere nasıl gidilecek? Ailelerin tepkisi nasıl olacak?’ diye bir kaygımız vardı doğrusu. Ama bu taziyeler başladıktan sonra özellikle annelerimiz, ‘Bu savaş dursun, çocuklarımız son şehit olsun’ dediler.

Bu yaklaşımla aileler barışı destekledikleri için bütün anneler, bütün aileler daima taziyelerde bulunuyorlar ve bize güç katıyorlar. Doğrusu anneler bizi teselli ediyor. Annelerin dik duruşları, annelerin cesaretleri bizi buna daha da bağladı.”