‘Kadınlar cinsiyetçi iş dayatmasını ve yoksulluğu aşabilir’

"Kadın özgürlükçü ekonomi perspektifi" konulu paneldeki konuşmalarda özgür kadın perspektifinin önemine dikkat çekildi, “Kadın kurtuluş perspektifi ile cinsiyetçi iş dayatmasını aşabiliriz” mesajı verildi.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) tarafından ÇandAmed Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Demokratik Ekonomi ve Ekonomik Örgütleme Çalıştayı", “Kadın özgürlükçü ekonomi perspektifi” konulu panelle devam etti. 

Panelin modetörlüğünü yapan Kadın Zamanı Derneği'nden Dilek Başalan, “Kadın kooperatifleri ve kadınların özgürlükçü ekonominin örgütlenmesi ve dünya örnekleri”, Araştırmacı Nadire Karakoyun Çapuk, “Sömürülen kadın emeği; bakım emeğinin yeniden düşünülmesi”, Araştırmacı Semiha Arı ise “Kadın yoksulluğuna karşı kadın istihdamı” konularına dair sunum yaptı. 

‘ÖZGÜR KADIN PERSPEKTİFİ KADINLARI GÜÇLENDİREN BİR GERÇEĞİ ESAS ALIYOR’

Ekonomik örgütlemenin önemine değinen Dilek Başalan, “Ekonomik örgütlenme dediğimizde, bizler kadınlar olarak kadınların örgütlenmesini ve kadınların özgürleşmesini de birlikte tartışmak istiyoruz. İstanbul'da Kadın Zamanı Derneği, İstanbul'da yaşayan Kürt kadınların aslında başvurabileceği bir mekanizmadır. Ana dilde başvuru yapabileceği, şiddete maruz kaldığında gidebileceği, kadın yoldaşlığını, kadın dayanışmasını görebileceği bir mekan. 75 kadınla görüşme aldık. Ve anadilde şiddet mekanizmalarına erişimini aslında açığa çıkarmak istiyorduk. Fakat sorularımızda ekonomi de vardı. ‘Bir güvence adı altında çalışıyor mu, çalışmıyor mu? Ekonomisini nasıl sağlıyor?’ Bu sorular da bizim için önemliydi. Yüzde 54.7’nin cevabı ‘Hayır’, ‘çalışmıyorum’ oldu. Fakat daha sonrasında konuştuğumuzda, aslında bu kadınların yaklaşık yüzde 35'i çalışıyor fakat babasının bir iş yeri var, orada çalışıyor; abisinin atölyesi var, orada çalışıyor; mahallesinde bir yer var, orada çalışıyor fakat hiçbir sosyal güvencesi yok" diye konuştu.

Kapitalist Modernite’nin rekabet üzerine bir yayılma politikası yürüttüğüne dikkat çeken Dilek Başalan, “Özgür Kadın Hareketi perspektifi tüm kadınları da güçlendiren bir gerçeği esas alıyor. Ama Kapitalist Modernite bize biçimsel olarak bir rekabet dayatıyor, parasal anlamda, maddi anlamda bir rekabet dayatıyor. Örgütlülükten bahsediyoruz ama örgütlenme çalışmasına geldiğimizde maalesef hem bütçe sorunlarıyla karşı karşıya kalıyoruz hem de kadınların bazen ekonomik sıkıntılar yaşadığını unutan bir yerden yaklaşıyoruz. O yüzden kişisel ekonomik haklardan, kişisel ekonomik kazanımlardan ziyade toplumsal olarak bir örgütlenme, kolektif olarak bir örgütlenme ve bu örgütlenme içerisinde kadınların maruz kaldığı o topyekûn şiddeti de gören bir yerde olmak zorundayız” dedi.

‘CİNSİYETÇİ İŞ DAYATMASINI AŞABİLİRİZ’

Semiha Arı ise kadın yoksulluğuna karşı kadın istihdamının önemine değinerek, “Türkiye çalışan yoksullar ülkesi. Kürdistan istihdamı Türkiye genelinin çok altında. Kadın boyutu da aynı şekilde. Kadın istihdamını artırmak  kolay değil. Bağlar ve Sûr gibi yerde araştırma yaptığımızda kadın iş arayışı daha fazla. Sûr ve Bağlar’a asgari ücret dahi girmiyor. Bu o insanların aç kaldığı anlamına geliyor. Belediyelerin kreş hizmeti çalışan kadın anlamında önemli bir yer tutuyor. Kadın istihdam oranı zaten düşük. Birçok iş kolunda kadınlar yok. Türkiye de haremlik-selamlık bir iş durumu var. Kadınlar çalıştıkları işte düşük bir gelir elde ediyor. Yaptığı işi iş olarak da görmüyor. Kadın kurtuluş perspektifi ile cinsiyetçi iş dayatmasını aşabiliriz” diye konuştu.

KADIN YOKSULLUĞUNA DAYALI SİSTEM İNŞA EDİLDİ’

Nadire Karakoyun Çapuk, kooperatiflerin geliştirilmesi gerektiğini belirterek, “Kadın yoksulluğu ve sömürüye dayalı bir sistem inşa edilmiştir. Çok sayıda kadın çalışma yaşamından ayrılmakta veya katılamamakta. Ev içi bakım hizmeti veren kadınlar sömürülüyor. Devlet kadın yoksulluğunu ortadan kaldırma yerine daha derin bir yoksulluğu dayatıyor. Yerel yönetimlerin kolektif emeği esas alan sistemi önemlidir. Bakım meselesi kadınların bireysel meselesi değil; toplumsal bir meseledir. Kamusal bakım ortaya konulmalı. Kadınlar zorunlu göç ve yoksulluk ile karşı karşıya bırakılmıştır. Köyde çalışan, üreten kadını göçe maruz bırakarak işsiz kalmasına yol açıldı. Katmerleşen yoksulluğa karşın toplu iş sözleşmesinde kadınların maruz kaldığı ayrımcı maddelerin yer alması, İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekinilmesi, sendikada eşit temsiliyet ve daha birçok konuda adımlar atılabilir” diye konuştu.