Önder Apo’nun 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın üzerinden bir buçuk yıl geçti. Bu süreçte Özgürlük Hareketi ve Önder Apo, sürecin ilerlemesi ve demokratik bir zeminde ilerlemesi için son derece radikal adımlar atarken, iktidar ise ısrarla oyalama taktiğini uygulamaya devam ediyor.
Özgürlük Hareketi’nin silah yakma töreninin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, Önder Apo’nun “kök yasa” olarak tanımladığı yasal düzenlemenin hâlâ Meclis gündemine getirilmemesi de tartışma konusu olmayı sürdürüyor.
Bu süreçte düzenlenen birçok etkinlikte ve yapılan açıklamalarda halk da Önder Apo’ya desteğini ve sürecin ilerlemesine yönelik beklentisini dile getirdi.
Ajansımıza konuşan DEM Parti İstanbul Kadın Meclisi Sözcüsü Pınar Kandal ise kadınların barışı ve demokratik siyaseti sonuna kadar savunmaya devam edeceklerini söyledi.
‘SAYIN ÖCALAN’A GÜVENİYORUZ’
Bir buçuk yıllık süreçte hem iç politikada hem dış politikada çok önemli gelişmeler olduğunu belirten Pınar Kandal, şunları ifade etti: “Aslında bu bir buçuk yıllık sürece baktığımızda hem iç siyasette hem dış siyasette çok şey oldu. Bunların hepsi birbirini etkiliyor. Tabii bu gelişmelerden en çok etkilenenler de kadınlar. Bu süreçte kadınlardan beklenti büyüktü. Özellikle demokratik toplum çağrısından sonra demokratik siyasetin önünün açılması için hepimiz elimizden geldiği kadar toplumla buluşup hem eğitsel hem eylemsel anlamda pek çok çalışma yaptık.
Bir buçuk yıl içerisinde düzenlediğimiz kadın buluşmalarında ve toplantılarında ortaya çıkan sonuç şu oldu: Demokratik siyasetin önü açılır ve demokratik entegrasyon olursa, daha demokratik, daha özgür ve daha ferah bir ortamın oluşacağına, özellikle kadınlar üzerindeki baskının azalacağına inanıyoruz.
Bu anlamda Sayın Öcalan’a güveniyoruz. Kadınlar, onun kadın özgürlük mücadelesinde açtığı yolda pek çok şeyin gelişebileceğine dair bu inancı taşıyor.”
‘SÜRECİ TOPLUMSALLAŞTIRACAĞIMIZA İNANIYORUM’
DEM Parti’nin İstanbul’da kadınlara süreci anlattığını, sürece ilişkin sorulara yanıt vermeye çalıştıklarını dile getiren Pınar Kandal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu süreç içerisinde biliyorsunuz bizim için önemli günler var; 8 Mart'tan Newroz'a kadar pek çok büyük eylemlerde taleplerimiz ve çağrılarımız, barışın tesis edilmesi, Kürt meselesinin çözülmesi, Sayın Öcalan'a statü sağlanması, zindanlardaki kadın ve erkek tüm tutsakların, başta hasta tutsaklar olmak üzere, serbest bırakılması, PKK'den gelen örgüt mensuplarının buraya gelmesi ve yasal düzenlemelerin yapılması yönündeydi.
Biliyorsunuz, Meclis'te bir komisyon kurulmuştu. O komisyon çalışmalarını tamamladı. Her ne kadar tatmin etmese de Türkiye’de Kürt meselesi konusunda Meclis çatısı altında oluşturulan ilk komisyondu. Ciddi anlamda yasal bir zemin oluşturulması açısından önemliydi.
Belki çok istediğimiz düzeyde çıkmadı ama bu komisyon oluşturulduktan ve İmralı'ya yapılan gidiş gelişlerden sonra sürecin daha da gelişeceğini, devletin de adım atacağını düşünüyoruz.
Fakat şu son günlerde birtakım sıkıntılar olduğunu basından ve siyasetçilerimizden öğreniyoruz. Bazı şeylerde anlaşma sağlanamazsa sürecin tersine dönebileceği ya da ortadan kalkabileceği olasılığı da var.
Şunu söyleyeyim; hani bu süreç devam etmese bile dünyanın sonu değil. Biz, bir buçuk yıl önceki mücadelemize devam edeceğiz. Kaldı ki bu bir buçuk yıl içerisinde hem toplumda hem bütün Kürt siyasi hareketinde ve kadın mücadelesinde pek çok yönetici kadro ve çalışan, bu süreci gerçekten anlamış, sürecin gerekliliklerinin ne olduğunu bilince çıkarmış durumda.
Bu düzlemde de çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sürecin yasallaşması tabii ki tarihi bir nokta olacak ama olmasa bile biz kendi kanadımızdan devam edeceğiz. Demokratik siyasetten kadınların özgürlükçü ve örgütlü mücadelesine kadar demokratik bir Türkiye ve toplum için çalışacağız. Sanki biz yıllardır bu mücadeleyi vermemişiz ve hukuki zemin olmayınca her şey bitecekmiş gibi düşünmüyorum. Aksine, başlayan süreci daha da toplumsallaştıracağımıza inanıyorum.
Kadınların kendi önderliğine, Sayın Öcalan'a ve bu hareketin ideolojisine olan inancı çok büyük. Kadın özgürlük mücadelesi, demokratik siyasetteki kadının rolünden eşbaşkanlık sistemine kadar pek çok noktada örgütlü mücadeleyle kazanılmış haklar oluşturdu. Bunları sahiplenen bir yerden sürecin gelişmesi için elimizden geleni yapacağız.
Taleplerimiz devlete ve AKP-MHP iktidarınadır. Bu süreç sadece Kürt kadınlarını değil, Türkiye'deki bütün kadınları etkileyecek. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun da belirttiği gibi binlerce kadın katlediliyor, şüpheli ölümler var. Biz, demokratik bir Türkiye'de kadın mücadelesini yükselterek bunların önlenmesi için mücadele edeceğiz. Sürecin kadınlar lehinde olumlu sonuçlanmasını bekliyoruz.”
‘DEMOKRATİK MÜCADELEYİ, DEMOKRATİK ULUSU VE DEMOKRATİK TOPLUMU BİZ KURACAĞIZ’
Kadınların sürecin olumlu sonuçlanmasını istediğini ve buna dair güçlü bir beklenti taşıdığını belirten Pınar Kandal, sözlerini şöyle tamamladı: “Gittiğimiz her yerde kadınlarla konuştuğumuzda da böyle bir beklenti var. Evlere gidiyoruz, toplantılar alıyoruz. Kadınlar bize şunu söylüyor: Maalesef bu devletin bir geçmişi var ve bu geçmişten kaynaklı bir güvensizlik var. Çünkü Dolmabahçe süreciyle devam eden ve ateşkes çağrılarına yanıt vermeyen bir tarihi var. Bu nedenler kadınların kaygısı büyük. Bu süreç heba edilmemeli. Bu, yüz yılda bir gelen bir fırsattır. Bunun yolunu açan Sayın Öcalan, buna cevap veren de Erdoğan ve Bahçeli'dir. Bu fırsatı kaçırmamak gerekiyor.
İstanbul'da özellikle uyuşturucudan çeteleşmeye kadar uzanan toplumsal bir yozlaşma var. Sorduğumuz her kadının derdi bu. Sürecin olumlu gelişmesi durumunda bu yozlaşmanın da düzelebileceğini düşünüyorlar. Beklenti büyük ama devletle ilgili kaygılar da var.
Kadınlar kendi hareketine ve öncülüğüne çok güveniyor. Fakat süreç yasallaşmaz ya da ‘buzdolabına kaldırılırsa’ tarihi bir fırsat kaçırılmış olacak. Ama bizim açımızdan mücadele kaldığı yerden devam edecek. Demokratik Cumhuriyet’i de demokratik ulusu da demokratik toplumu da biz kuracağız. Demokratik siyaseti geliştirecek olan da biz kadınlar olacağız.”